Posted in

İngilizce A2 Seviye Kelimeleri.

English A2 Vocabulary

Bu çalışmada yer alan İngilizce A2 seviye kelimeler hazırlanırken ChatGPT ve ESL Lounge — A2 CEFR Vocabulary Word List kaynaklarından yararlanılmıştır.

A2 — A KELİMELERİ

1. ability — yetenek
👉 She has the ability to sing beautifully.
(O çok güzel şarkı söyleme yeteneğine sahip.)

2. able — yapabilen
👉 I’m able to swim fast.
(Ben hızlı yüzebilirim.)

3. abroad — yurt dışında
👉 My sister is studying abroad.
(Kız kardeşim yurt dışında okuyor.)

4. accept — kabul etmek
👉 He accepted the job offer.
(İş teklifini kabul etti.)

5. accident — kaza
👉 She broke her arm in an accident.
(Bir kazada kolunu kırdı.)

6. according to — …’ya göre
👉 According to the news, it will rain tomorrow.
(Haberlere göre yarın yağmur yağacak.)

7. achieve — başarmak
👉 You can achieve your goals with hard work.
(Sıkı çalışarak hedeflerine ulaşabilirsin.)

8. act — davranmak, rol yapmak
👉 He always acts like a child.
(Hep çocuk gibi davranır.)

9. active — aktif, hareketli
👉 My grandfather is very active for his age.
(Dedem yaşına göre çok aktiftir.)

10. actually — aslında
👉 Actually, I don’t like coffee.
(Aslında, kahveyi sevmem.)

11. adult — yetişkin
👉 This movie is for adults only.
(Bu film sadece yetişkinler içindir.)

12. advantage — avantaj
👉 Speaking English is a big advantage.
(İngilizce konuşmak büyük bir avantajdır.)

13. adventure — macera
👉 We went on an exciting adventure in the jungle.
(Ormanda heyecan verici bir maceraya çıktık.)

14. advertise — reklam yapmak
👉 They advertise their products on TV.
(Ürünlerinin reklamını televizyonda yapıyorlar.)

15. advertisement — reklam
👉 I saw an advertisement for a new phone.
(Yeni bir telefon için bir reklam gördüm.)

16. advertising — reklamcılık
👉 She works in advertising.
(Reklamcılık sektöründe çalışıyor.)

17. affect — etkilemek
👉 The weather can affect your mood.
(Hava durumu ruh halini etkileyebilir.)

18. after — sonra
👉 We went home after the party.
(Partiden sonra eve gittik.)

19. against — karşı
👉 I’m against violence.
(Şiddete karşıyım.)

20. ah — ah!
👉 Ah, I forgot my keys!
(Ah, anahtarlarımı unuttum!)

21. airline — hava yolu şirketi
👉 Which airline did you fly with?
(Hangi hava yolu şirketiyle uçtun?)

22. alive — canlı, hayatta
👉 The fish is still alive.
(Balık hâlâ yaşıyor.)

23. all — hepsi, tümü
👉 All my friends are here.
(Tüm arkadaşlarım burada.)

24. all right — tamam, iyi
👉 Are you all right?
(İyi misin?)

25. allow — izin vermek
👉 My parents don’t allow me to stay out late.
(Ailem geç saatlere kadar dışarıda kalmama izin vermiyor.)

26. almost — neredeyse
👉 It’s almost midnight.
(Neredeyse gece yarısı.)

27. alone — yalnız
👉 She lives alone.
(O yalnız yaşıyor.)

28. along — boyunca, birlikte
👉 We walked along the beach.
(Sahil boyunca yürüdük.)

29. already — zaten, çoktan
👉 I’ve already finished my homework.
(Ödevimi çoktan bitirdim.)

30. alternative — alternatif
👉 We need an alternative plan.
(Alternatif bir plana ihtiyacımız var.)

31. although — -e rağmen
👉 Although it was raining, we went out.
(Yağmur yağıyordu ama dışarı çıktık.)

32. among — arasında
👉 He was sitting among his friends.
(Arkadaşlarının arasında oturuyordu.)

33. amount — miktar
👉 You need a small amount of sugar.
(Az bir miktar şekere ihtiyacın var.)

34. ancient — antik, eski
👉 They visited ancient ruins in Greece.
(Yunanistan’daki antik kalıntıları ziyaret ettiler.)

35. ankle — ayak bileği
👉 I hurt my ankle while running.
(Koşarken ayak bileğimi incittim.)

36. any — herhangi bir
👉 Do you have any questions?
(Herhangi bir sorunuz var mı?)

37. anybody — herhangi biri
👉 Anybody can learn English.
(Herkes İngilizce öğrenebilir.)

38. any more — artık
👉 I don’t live there any more.
(Artık orada yaşamıyorum.)

39. anyway — her neyse, yine de
👉 Anyway, let’s get back to work.
(Her neyse, işe geri dönelim.)

40. anywhere — herhangi bir yer
👉 You can sit anywhere.
(Herhangi bir yere oturabilirsin.)

41. app — uygulama
👉 I downloaded a new app.
(Yeni bir uygulama indirdim.)

42. appear — görünmek, ortaya çıkmak
👉 A rainbow appeared after the rain.
(Yağmurdan sonra bir gökkuşağı belirdi.)

43. appearance — dış görünüş
👉 Her appearance changed a lot.
(Dış görünüşü çok değişti.)

44. apply — başvurmak, uygulamak
👉 He applied for a job.
(Bir işe başvurdu.)

45. architect — mimar
👉 My uncle is an architect.
(Amcam bir mimardır.)

46. architecture — mimarlık
👉 I’m studying architecture at university.
(Üniversitede mimarlık okuyorum.)

47. argue — tartışmak
👉 They often argue about money.
(Genellikle para hakkında tartışırlar.)

48. argument — tartışma
👉 They had an argument last night.
(Dün gece bir tartışma yaşadılar.)

49. army — ordu
👉 He joined the army after school.
(Okuldan sonra orduya katıldı.)

50. arrange — düzenlemek, ayarlamak
👉 We need to arrange a meeting.
(Bir toplantı ayarlamamız gerekiyor.)

51. arrangement — düzenleme
👉 The flower arrangement looks beautiful.
(Çiçek düzenlemesi çok güzel görünüyor.)

52. as — olarak, gibi, çünkü
👉 She works as a teacher.
(Öğretmen olarak çalışıyor.)

53. asleep — uykuda
👉 The baby is asleep.
(Bebek uykuda.)

54. assistant — asistan
👉 She works as a personal assistant.
(Kişisel bir asistan olarak çalışıyor.)

55. athlete — sporcu
👉 He’s a professional athlete.
(O profesyonel bir sporcudur.)

56. attack — saldırmak
👉 The dog attacked the thief.
(Köpek hırsıza saldırdı.)

57. attend — katılmak
👉 I’ll attend the meeting tomorrow.
(Yarın toplantıya katılacağım.)

58. attention — dikkat
👉 Pay attention to the road.
(Yola dikkat et.)

59. attractive — çekici
👉 She is a very attractive woman.
(O çok çekici bir kadın.)

60. audience — seyirci
👉 The audience clapped loudly.
(Seyirciler yüksek sesle alkışladı.)

61. author — yazar
👉 He’s the author of this book.
(Bu kitabın yazarı o.)

62. available — mevcut, müsait
👉 The manager is not available right now.
(Müdür şu anda müsait değil.)

63. average — ortalama
👉 The average temperature is 20°C.
(Ortalama sıcaklık 20°C’dir.)

64. avoid — kaçınmak
👉 You should avoid junk food.
(Abur cuburdan kaçınmalısın.)

65. award — ödül
👉 He won an award for best actor.
(En iyi erkek oyuncu ödülünü kazandı.)

66. awful — berbat
👉 The food tastes awful.
(Yemek berbat tadıyor.)

A2 — B KELİMELERİ

1. back – arka, geri
👉 He looked back and smiled.
(Geriye baktı ve gülümsedi.)

2. background – arka plan, geçmiş
👉 She has a background in music.
(Müziğe dayalı bir geçmişi var.)

3. badly – kötü bir şekilde
👉 He sings badly.
(Kötü bir şekilde şarkı söyler.)

4. bar – bar, çubuk
👉 We met at a bar last night.
(Dün gece bir barda tanıştık.)

5. baseball – beyzbol
👉 They play baseball every weekend.
(Her hafta sonu beyzbol oynarlar.)

6. based – dayalı
👉 The story is based on true events.
(Hikâye gerçek olaylara dayanıyor.)

7. basketball – basketbol
👉 He plays basketball after school.
(O, okuldan sonra basketbol oynar.)

8. bean – fasulye
👉 I like beans with rice.
(Fasulyeyi pilavla severim.)

9. bear (animal) – ayı
👉 A bear lives in the forest.
(Bir ayı ormanda yaşar.)

10. beat – yenmek, vurmak
👉 Our team beat theirs easily.
(Takımımız onlarınkini kolayca yendi.)

11. beef – sığır eti
👉 I don’t eat beef.
(Sığır eti yemem.)

12. before – önce
👉 I’ve seen that movie before.
(O filmi daha önce izledim.)

13. behave – davranmak
👉 Please behave yourself.
(Lütfen kendine yakışır davran.)

14. behaviour – davranış
👉 His behaviour was strange.
(Onun davranışı garipti.)

15. belong – ait olmak
👉 This book belongs to me.
(Bu kitap bana ait.)

16. belt – kemer
👉 He bought a new belt.
(Yeni bir kemer aldı.)

17. benefit – fayda, yarar
👉 Exercise has many benefits.
(Egzersizin birçok faydası vardır.)

18. best – en iyi
👉 She is my best friend.
(O benim en iyi arkadaşım.)

19. better – daha iyi
👉 I feel better today.
(Bugün kendimi daha iyi hissediyorum.)

20. between – arasında
👉 The ball is between the boxes.
(Top kutuların arasında.)

21. billion – milyar
👉 There are over eight billion people on Earth.
(Dünyada sekiz milyardan fazla insan var.)

22. bin – çöp kutusu
👉 Put it in the bin.
(Onu çöp kutusuna koy.)

23. biology – biyoloji
👉 She studies biology at university.
(Üniversitede biyoloji okuyor.)

24. birth – doğum
👉 Her birth was in June.
(Onun doğumu hazirandaydı.)

25. biscuit – bisküvi
👉 Would you like a biscuit?
(Bir bisküvi ister misin?)

26. bit – biraz, parça
👉 I need a bit of sugar.
(Biraz şekere ihtiyacım var.)

27. blank – boş
👉 Leave the last page blank.
(Son sayfayı boş bırak.)

28. blood – kan
👉 He lost a lot of blood.
(Çok kan kaybetti.)

29. blow – üflemek, esmek
👉 The wind is blowing hard.
(Rüzgar sert esiyor.)

30. board – tahta, pano
👉 Write your name on the board.
(Adını tahtaya yaz.)

31. boil – kaynamak
👉 The water is boiling.
(Su kaynıyor.)

32. bone – kemik
👉 The dog buried a bone.
(Köpek bir kemik gömdü.)

33. book – kitap / rezervasyon yapmak
👉 I want to book a room.
(Bir oda rezerve etmek istiyorum.)

34. borrow – ödünç almak
👉 Can I borrow your pen?
(Kaleminizi ödünç alabilir miyim?)

35. boss – patron
👉 My boss is very kind.
(Patronum çok nazik.)

36. bottom – alt, dip
👉 The keys are at the bottom of the bag.
(Anahtarlar çantanın dibinde.)

37. bowl – kase
👉 She ate soup from a bowl.
(Bir kaseden çorba içti.)

38. brain – beyin
👉 The brain controls the body.
(Beyin vücudu kontrol eder.)

39. bridge – köprü
👉 We crossed the bridge.
(Köprüyü geçtik.)

40. bright – parlak
👉 The sun is very bright today.
(Bugün güneş çok parlak.)

41. brilliant – mükemmel, parlak zekalı
👉 That’s a brilliant idea!
(Bu mükemmel bir fikir!)

42. broken – kırık, bozuk
👉 The window is broken.
(Pencere kırık.)

43. brush – fırçalamak
👉 Don’t forget to brush your teeth.
(Dişlerini fırçalamayı unutma.)

44. burn – yakmak, yanmak
👉 The fire is burning fast.
(Ateş hızla yanıyor.)

45. businessman – iş adamı
👉 He is a successful businessman.
(O, başarılı bir iş adamı.)

46. button – düğme
👉 Press the button to start.
(Başlamak için düğmeye bas.)

A2 — C KELİMELERİ

1. camp – kamp
👉 We stayed at a camp near the lake.
(Gölün yakınında bir kampta kaldık.)

2. camping – kamp yapma
👉 I love camping in the forest.
(Ormanda kamp yapmayı seviyorum.)

3. can – -ebilmek / konserve kutu
👉 I can swim very fast.
(Çok hızlı yüzebilirim.)

4. care – önem vermek, ilgilenmek
👉 She doesn’t care about money.
(Paraya önem vermez.)

5. careful – dikkatli
👉 Be careful when crossing the road.
(Yolu geçerken dikkatli ol.)

6. carefully – dikkatlice
👉 He opened the box carefully.
(Kutuyu dikkatlice açtı.)

7. carpet – halı
👉 There’s a red carpet in the living room.
(Salonda kırmızı bir halı var.)

8. cartoon – çizgi film
👉 Kids love watching cartoons.
(Çocuklar çizgi film izlemeyi sever.)

9. case – durum, dava, kutu
👉 In this case, you’re right.
(Bu durumda haklısın.)

10. cash – nakit
👉 Do you have any cash?
(Nakit paran var mı?)

11. castle – kale
👉 We visited an old castle.
(Eski bir kaleyi ziyaret ettik.)

12. catch – yakalamak
👉 Try to catch the ball!
(Topu yakalamaya çalış!)

13. cause – sebep olmak
👉 Smoking can cause cancer.
(Sigara içmek kansere neden olabilir.)

14. celebrate – kutlamak
👉 They celebrated their anniversary.
(Yıldönümlerini kutladılar.)

15. celebrity – ünlü kişi
👉 Many celebrities live in Hollywood.
(Birçok ünlü Hollywood’da yaşar.)

16. certain – belirli, kesin
👉 I’m not certain about that.
(Bu konuda emin değilim.)

17. certainly – kesinlikle
👉 Certainly, you can join us.
(Kesinlikle, bize katılabilirsin.)

18. chance – şans, fırsat
👉 Give me another chance.
(Bana bir şans daha ver.)

19. character – karakter, kişi
👉 He’s a funny character.
(O, komik bir karakter.)

20. charity – hayır kurumu
👉 She works for a charity.
(O, bir hayır kurumunda çalışıyor.)

21. chat – sohbet etmek
👉 Let’s chat online later.
(Daha sonra çevrimiçi sohbet edelim.)

22. check – kontrol etmek
👉 Check your email, please.
(Lütfen e-postanı kontrol et.)

23. chef – aşçı
👉 The chef cooked delicious food.
(Aşçı lezzetli yemekler yaptı.)

24. chemistry – kimya
👉 I have a chemistry class today.
(Bugün kimya dersim var.)

25. chip – cips
👉 I want some chips with my burger.
(Hamburgerimle biraz cips istiyorum.)

26. choice – seçim
👉 That’s a good choice.
(Bu iyi bir seçim.)

27. church – kilise
👉 The church is near the park.
(Kilise parkın yakınında.)

28. cigarette – sigara
👉 He stopped smoking cigarettes.
(Sigara içmeyi bıraktı.)

29. circle – daire
👉 Draw a circle around the word.
(Kelimenin etrafına bir daire çiz.)

30. classical – klasik
👉 I love classical music.
(Klasik müziği severim.)

31. clear – açık, net
👉 The sky is clear today.
(Bugün gökyüzü açık.)

32. clearly – açıkça
👉 She spoke clearly to everyone.
(Herkesle açıkça konuştu.)

33. clever – zeki
👉 That’s a clever idea.
(Bu zekice bir fikir.)

34. climate – iklim
👉 The climate here is warm.
(Buradaki iklim sıcaktır.)

35. close – kapatmak, yakın
👉 Please close the window.
(Lütfen pencereyi kapat.)

36. closed – kapalı
👉 The shop is closed today.
(Dükkan bugün kapalı.)

37. clothing – giysi
👉 This store sells clothing.
(Bu mağaza giysi satar.)

38. cloud – bulut
👉 A dark cloud covered the sun.
(Koyu bir bulut güneşi kapladı.)

39. coach – antrenör, otobüs
👉 Our coach is very strict.
(Antrenörümüz çok disiplinli.)

40. coast – kıyı
👉 We walked along the coast.
(Kıyı boyunca yürüdük.)

41. code – kod
👉 I wrote a code in Python.
(Python’da bir kod yazdım.)

42. colleague – iş arkadaşı
👉 My colleague helped me a lot.
(İş arkadaşım bana çok yardım etti.)

43. collect – toplamak
👉 She collects old coins.
(O, eski paraları toplar.)

44. column – sütun
👉 Write your answers in the second column.
(Cevaplarını ikinci sütuna yaz.)

45. comedy – komedi
👉 We watched a funny comedy.
(Komik bir komedi izledik.)

46. comfortable – rahat
👉 This chair is very comfortable.
(Bu sandalye çok rahat.)

47. comment – yorum yapmak
👉 Please comment below the video.
(Lütfen videonun altına yorum yap.)

48. communicate – iletişim kurmak
👉 We communicate by email.
(E-posta ile iletişim kurarız.)

49. community – topluluk
👉 He helps his community.
(Kendi topluluğuna yardım eder.)

50. compete – yarışmak
👉 They compete in every game.
(Her oyunda yarışırlar.)

51. competition – yarışma
👉 She won the competition.
(Yarışmayı kazandı.)

52. complain – şikayet etmek
👉 He often complains about his job.
(Sıklıkla işinden şikayet eder.)

53. completely – tamamen
👉 The room is completely dark.
(Oda tamamen karanlık.)

54. condition – durum, şart
👉 The car is in good condition.
(Araba iyi durumda.)

55. conference – konferans
👉 He’s speaking at a conference today.
(Bugün bir konferansta konuşuyor.)

56. connect – bağlamak
👉 Connect the phone to Wi-Fi.
(Telefonu Wi-Fi’ye bağla.)

57. connected – bağlı
👉 The printer is connected to the computer.
(Yazıcı bilgisayara bağlı.)

58. consider – düşünmek, değerlendirmek
👉 I’ll consider your idea.
(Fikrini değerlendireceğim.)

59. contain – içermek
👉 This box contains old photos.
(Bu kutu eski fotoğrafları içeriyor.)

60. context – bağlam
👉 Understand the word from the context.
(Kelimeyi bağlamından anla.)

61. continent – kıta
👉 Africa is a large continent.
(Afrika büyük bir kıtadır.)

62. continue – devam etmek
👉 Please continue reading.
(Lütfen okumaya devam et.)

63. control – kontrol etmek
👉 I can’t control my emotions.
(Duygularımı kontrol edemiyorum.)

64. cook – yemek pişirmek
👉 She loves to cook Italian food.
(O, İtalyan yemekleri pişirmeyi sever.)

65. cooker – ocak
👉 The cooker is broken.
(Ocak bozuk.)

66. copy – kopyalamak
👉 Copy this file to your USB.
(Bu dosyayı USB’ye kopyala.)

67. corner – köşe
👉 The shop is on the corner.
(Dükkan köşede.)

68. correctly – doğru bir şekilde
👉 You answered all questions correctly.
(Tüm soruları doğru bir şekilde cevapladın.)

69. count – saymak
👉 Can you count to ten?
(Ona kadar sayabilir misin?)

70. couple – çift, birkaç
👉 A couple of friends came over.
(Bir kaç arkadaş uğradı.)

71. cover – örtmek, kaplamak
👉 Snow covered the ground.
(Kar yeri kapladı.)

72. crazy – deli, çılgın
👉 That idea is crazy!
(Bu fikir çılgınca!)

73. creative – yaratıcı
👉 She’s a very creative designer.
(O çok yaratıcı bir tasarımcı.)

74. credit – kredi, güven
👉 I paid by credit card.
(Kredi kartıyla ödedim.)

75. crime – suç
👉 Theft is a crime.
(Hırsızlık bir suçtur.)

76. criminal – suçlu
👉 The criminal was arrested.
(Suçlu tutuklandı.)

77. cross – karşıdan geçmek, haç
👉 Cross the street carefully.
(Sokağı dikkatlice geç.)

78. crowd – kalabalık
👉 A large crowd gathered in the square.
(Meydanda büyük bir kalabalık toplandı.)

79. crowded – kalabalık (sıfat)
👉 The bus was very crowded.
(Otobüs çok kalabalıktı.)

80. cry – ağlamak
👉 Don’t cry, everything is fine.
(Ağlama, her şey yolunda.)

81. cupboard – dolap
👉 The plates are in the cupboard.
(Tabaklar dolapta.)

82. curly – kıvırcık
👉 She has curly hair.
(Onun kıvırcık saçları var.)

83. cycle – bisiklet sürmek / döngü
👉 I cycle to work every day.
(Her gün işe bisikletle giderim.)

A2 — D KELİMELERİ

1. daily – günlük
👉 I read the daily newspaper.
(Günlük gazeteyi okurum.)

2. danger – tehlike
👉 Smoking is a danger to health.
(Sigara sağlık için bir tehlikedir.)

3. dark – karanlık
👉 The room is very dark.
(Oda çok karanlık.)

4. data – veri
👉 We need more data for the report.
(Rapor için daha fazla veriye ihtiyacımız var.)

5. dead – ölü
👉 The plant is dead.
(Bitki ölü.)

6. deal – anlaşma, ilgilenmek
👉 Let’s make a deal.
(Bir anlaşma yapalım.)

7. dear – sevgili
👉 Dear Anna, how are you?
(Sevgili Anna, nasılsın?)

8. death – ölüm
👉 He was sad after his friend’s death.
(Arkadaşının ölümünden sonra üzgündü.)

9. decision – karar
👉 It was a difficult decision.
(Bu zor bir karardı.)

10. deep – derin
👉 The water is very deep here.
(Burada su çok derin.)

11. definitely – kesinlikle
👉 I will definitely call you.
(Seni kesinlikle arayacağım.)

12. degree – derece, diploma
👉 She has a university degree.
(O, üniversite diplomasına sahip.)

13. dentist – dişçi
👉 I’m going to the dentist tomorrow.
(Yarın dişçiye gidiyorum.)

14. department – bölüm, departman
👉 She works in the sales department.
(O, satış departmanında çalışıyor.)

15. depend – bağlı olmak
👉 Success depends on hard work.
(Başarı sıkı çalışmaya bağlıdır.)

16. desert – çöl
👉 Camels live in the desert.
(Develer çölde yaşar.)

17. designer – tasarımcı
👉 She’s a fashion designer.
(O bir moda tasarımcısı.)

18. destroy – yok etmek
👉 The fire destroyed the house.
(Yangın evi yok etti.)

19. detective – dedektif
👉 The detective solved the mystery.
(Dedektif gizemi çözdü.)

20. develop – geliştirmek
👉 They developed a new app.
(Yeni bir uygulama geliştirdiler.)

21. device – cihaz
👉 This device can record sound.
(Bu cihaz ses kaydedebilir.)

22. diary – günlük (yazı defteri)
👉 I write in my diary every night.
(Her gece günlüğüme yazarım.)

23. differently – farklı şekilde
👉 He thinks differently from others.
(O, diğerlerinden farklı düşünür.)

24. digital – dijital
👉 I bought a new digital camera.
(Yeni bir dijital kamera aldım.)

25. direct – doğrudan
👉 This is a direct flight to Paris.
(Bu Paris’e doğrudan bir uçuş.)

26. direction – yön, talimat
👉 Can you give me the directions?
(Bana yön tarifini verebilir misin?)

27. director – yönetmen, müdür
👉 The director made a great movie.
(Yönetmen harika bir film yaptı.)

28. disagree – aynı fikirde olmamak
👉 I disagree with your opinion.
(Fikrine katılmıyorum.)

29. disappear – kaybolmak
👉 The sun disappeared behind the clouds.
(Güneş bulutların arkasında kayboldu.)

30. disaster – felaket
👉 The flood was a big disaster.
(Sel büyük bir felaketti.)

31. discover – keşfetmek
👉 He discovered a new planet.
(Yeni bir gezegen keşfetti.)

32. discovery – keşif
👉 That was an important discovery.
(Bu önemli bir keşifti.)

33. discussion – tartışma, konuşma
👉 We had a long discussion about it.
(Bu konuda uzun bir tartışma yaptık.)

34. disease – hastalık
👉 Heart disease is very common.
(Kalp hastalığı çok yaygındır.)

35. distance – mesafe
👉 What’s the distance between the cities?
(Şehirler arasındaki mesafe ne kadar?)

36. divorced – boşanmış
👉 Her parents are divorced.
(Ailesi boşanmış.)

37. document – belge
👉 Please sign this document.
(Lütfen bu belgeyi imzala.)

38. double – çift, iki kat
👉 I need a double room.
(Bana çift kişilik bir oda lazım.)

39. download – indirmek
👉 You can download the file now.
(Dosyayı şimdi indirebilirsin.)

40. downstairs – alt katta
👉 The bathroom is downstairs.
(Banyo alt katta.)

41. drama – drama, tiyatro
👉 She loves watching dramas on TV.
(Televizyonda dramaları izlemeyi sever.)

42. drawing – çizim, resim
👉 That’s a beautiful drawing.
(Bu güzel bir çizim.)

43. dream – rüya, hayal
👉 My dream is to travel the world.
(Hayalim dünyayı gezmek.)

44. drive – sürmek
👉 I can drive a car.
(Araba sürebilirim.)

45. driving – araba kullanma
👉 He enjoys driving at night.
(Geceleri araba kullanmaktan hoşlanır.)

46. drop – düşürmek, damla
👉 Don’t drop your phone!
(Telefonunu düşürme!)

47. drug – ilaç, uyuşturucu
👉 This drug helps with pain.
(Bu ilaç ağrıya iyi gelir.)

48. dry – kuru, kurutmak
👉 The clothes are dry now.
(Elbiseler şimdi kuru.)

A2 — E KELİMELERİ

1. earn – kazanmak (para, ödül vb.)
👉 He earns a lot of money.
(O çok para kazanıyor.)

2. earth – dünya, toprak
👉 The earth is round.
(Dünya yuvarlaktır.)

3. easily – kolayca
👉 She solved the problem easily.
(Sorunu kolayca çözdü.)

4. education – eğitim
👉 Everyone deserves a good education.
(Herkes iyi bir eğitim hakkına sahiptir.)

5. effect – etki
👉 The new law had a positive effect.
(Yeni yasanın olumlu bir etkisi oldu.)

6. either – herhangi biri / ikisinden biri
👉 You can choose either option.
(İki seçenekten herhangi birini seçebilirsin.)

7. electric – elektrikli
👉 I bought an electric fan.
(Elektrikli bir vantilatör aldım.)

8. electrical – elektrikle ilgili
👉 He studies electrical engineering.
(O, elektrik mühendisliği okuyor.)

9. electricity – elektrik
👉 We have no electricity today.
(Bugün elektrik yok.)

10. electronic – elektronik
👉 I bought a new electronic device.
(Yeni bir elektronik cihaz aldım.)

11. employ – işe almak
👉 The company employs 50 workers.
(Şirket 50 işçi işe alıyor.)

12. employee – çalışan
👉 The employee works hard every day.
(Çalışan, her gün çok çalışıyor.)

13. employer – işveren
👉 The employer gave us new tasks.
(İşveren bize yeni görevler verdi.)

14. empty – boş
👉 The bottle is empty.
(Şişe boş.)

15. ending – son, bitiş
👉 The movie had a surprising ending.
(Filmin sonu şaşırtıcıydı.)

16. energy – enerji
👉 I have a lot of energy today.
(Bugün çok enerjim var.)

17. engine – motor
👉 The car’s engine is very powerful.
(Arabanın motoru çok güçlü.)

18. engineer – mühendis
👉 My brother is a civil engineer.
(Kardeşim bir inşaat mühendisi.)

19. enormous – muazzam, çok büyük
👉 The elephant is enormous.
(Fil muazzam büyüklükte.)

20. enter – girmek
👉 Please enter the room quietly.
(Lütfen odaya sessizce gir.)

21. environment – çevre
👉 We must protect the environment.
(Çevreyi korumalıyız.)

22. equipment – ekipman
👉 The lab has modern equipment.
(Laboratuvar modern ekipmanlara sahip.)

23. error – hata
👉 I made an error in my test.
(Testimde bir hata yaptım.)

24. especially – özellikle
👉 I like fruit, especially apples.
(Meyveyi severim, özellikle elmayı.)

25. essay – kompozisyon, deneme
👉 I wrote an essay about climate change.
(İklim değişikliği hakkında bir kompozisyon yazdım.)

26. everyday – günlük
👉 These are my everyday shoes.
(Bunlar benim günlük ayakkabılarım.)

27. everywhere – her yerde
👉 People are everywhere in the city.
(Şehirde insanlar her yerde.)

28. evidence – kanıt
👉 The police found evidence at the scene.
(Polis olay yerinde kanıt buldu.)

29. exact – tam, kesin
👉 I need the exact measurements.
(Tam ölçülere ihtiyacım var.)

30. exactly – tam olarak
👉 That’s exactly what I meant.
(Bu, benim demek istediğim tam olarak.)

31. excellent – mükemmel
👉 She did an excellent job.
(Harika bir iş çıkardı.)

32. except – hariç
👉 Everyone came except John.
(Herkes geldi, John hariç.)

33. exist – var olmak
👉 Do ghosts really exist?
(Periler gerçekten var mı?)

34. expect – beklemek, ummak
👉 I expect good results.
(Güzel sonuçlar bekliyorum.)

35. experience – deneyim, tecrübe
👉 I have a lot of experience in teaching.
(Öğretim konusunda çok deneyimim var.)

36. experiment – deney
👉 The students did an experiment in chemistry.
(Öğrenciler kimya dersinde bir deney yaptı.)

37. expert – uzman
👉 He is an expert in computers.
(O, bilgisayar konusunda bir uzman.)

38. explanation – açıklama
👉 Can you give me an explanation?
(Bana bir açıklama verebilir misin?)

39. express – ifade etmek
👉 I want to express my feelings.
(Duygularımı ifade etmek istiyorum.)

40. expression – ifade, deyim
👉 His face showed no expression.
(Yüzü hiçbir ifadeyi göstermiyordu.)

41. extreme – aşırı, uç
👉 The weather is extreme today.
(Hava bugün aşırı.)

42. extremely – son derece
👉 She is extremely talented.
(O, son derece yetenekli.)

A2 — F KELİMELERİ

1. factor – etken, faktör
👉 Age is an important factor in health.
(Yaş, sağlıkta önemli bir etkendir.)

2. factory – fabrika
👉 He works in a car factory.
(O, bir araba fabrikasında çalışıyor.)

3. fail – başarısız olmak
👉 He didn’t study and failed the exam.
(Ders çalışmadı ve sınavda başarısız oldu.)

4. fair – adil / panayır
👉 The teacher is very fair.
(Öğretmen çok adil.)
👉 We went to a fair on Sunday.
(Pazar günü bir panayıra gittik.)

5. fall – düşmek
👉 Be careful not to fall.
(Düşmemeye dikkat et.)

6. fan – hayran / vantilatör
👉 I’m a big fan of this singer.
(Bu şarkıcının büyük bir hayranıyım.)
👉 Turn on the fan; it’s hot.
(Vantilatörü aç, sıcak.)

7. farm – çiftlik
👉 They own a farm in the countryside.
(Kırsalda bir çiftlikleri var.)

8. farming – tarım
👉 Farming is hard work.
(Tarım, zor bir iştir.)

9. fashion – moda
👉 She works in the fashion industry.
(O, moda sektöründe çalışıyor.)

10. fat – şişman / yağ
👉 This meat is too fat.
(Bu et çok yağlı.)
👉 The cat is fat.
(Kedi şişman.)

11. fear – korku
👉 He has a fear of spiders.
(Örümceklerden korkusu var.)

12. feature – özellik
👉 This phone has many features.
(Bu telefonun birçok özelliği var.)

13. feed – beslemek
👉 I feed the dog every morning.
(Her sabah köpeği beslerim.)

14. female – dişi
👉 The female dog is very friendly.
(Dişi köpek çok arkadaş canlısı.)

15. fiction – kurgu, roman
👉 I like reading fiction books.
(Kurgu kitapları okumayı severim.)

16. field – alan, tarla
👉 They play football on the field.
(Futbolu sahanın üzerinde oynuyorlar.)
👉 Wheat grows in the field.
(Buğday tarlada yetişir.)

17. fight – kavga etmek, savaşmak
👉 They fought over a mistake.
(Hata yüzünden kavga ettiler.)

18. figure – rakam, şekil
👉 Look at the figure in the report.
(Rapordaki rakamı bak.)
👉 She drew a human figure.
(O, insan şekli çizdi.)

19. film – film
👉 We watched an interesting film.
(İlginç bir film izledik.)

20. final – son, final
👉 The final exam is next week.
(Final sınavı gelecek hafta.)

21. finally – sonunda
👉 We finally reached the top.
(Sonunda zirveye ulaştık.)

22. finger – parmak
👉 He cut his finger.
(Parmağını kesti.)

23. finish – bitirmek
👉 I will finish my homework soon.
(Ödevimi yakında bitireceğim.)

24. first – ilk
👉 She came first in the race.
(Yarışta ilk geldi.)

25. firstly – ilk olarak
👉 Firstly, we need to buy food.
(İlk olarak, yiyecek almamız gerekiyor.)

26. fish – balık
👉 I like eating fish.
(Balık yemeyi severim.)

27. fishing – balık tutma
👉 We went fishing by the lake.
(Gölda balık tutmaya gittik.)

28. fit – uygun, uymak
👉 These shoes fit me perfectly.
(Bu ayakkabılar bana mükemmel uyuyor.)

29. fix – tamir etmek, düzeltmek
👉 He fixed the broken chair.
(Kırık sandalyeyi tamir etti.)

30. flat – daire / düz
👉 I live in a small flat.
(Küçük bir dairesinde yaşıyorum.)
👉 The road is very flat.
(Yol çok düz.)

31. flu – grip
👉 I have a flu and can’t go to school.
(Grip oldum ve okula gidemem.)

32. fly – uçmak / sinek
👉 Birds fly in the sky.
(Kuşlar gökyüzünde uçuyor.)
👉 There is a fly in the kitchen.
(Mutfakta bir sinek var.)

33. flying – uçma, uçuş
👉 I’m afraid of flying.
(Uçmaktan korkuyorum.)

34. focus – odaklanmak, odak
👉 Focus on your studies.
(Çalışmalarına odaklan.)
👉 The focus of the lesson is grammar.
(Dersin odak noktası dil bilgisi.)

35. following – sonraki, izleyen
👉 Read the following sentences.
(Aşağıdaki cümleleri oku.)

36. foreign – yabancı
👉 I’m learning a foreign language.
(Bir yabancı dil öğreniyorum.)

37. forest – orman
👉 There are many animals in the forest.
(Ormanda birçok hayvan var.)

38. fork – çatal
👉 Use a fork to eat salad.
(Salata yemek için çatal kullan.)

39. formal – resmi
👉 You should wear formal clothes to the meeting.
(Toplantıya resmi kıyafetler giymelisin.)

40. fortunately – neyse ki
👉 Fortunately, no one was hurt.
(Neyse ki, kimse zarar görmedi.)

41. forward – ileri
👉 Move one step forward.
(Bir adım ileri git.)

42. free – ücretsiz / özgür
👉 The museum is free today.
(Müze bugün ücretsiz.)
👉 Birds are free to fly.
(Kuşlar özgürce uçar.)

43. fresh – taze
👉 I bought some fresh vegetables.
(Biraz taze sebze aldım.)

44. fridge – buzdolabı
👉 Put the milk in the fridge.
(Sütü buzdolabına koy.)

45. frog – kurbağa
👉 The frog jumped into the pond.
(Kurbağa gölete atladı.)

46. fun – eğlence, eğlenceli
👉 We had a lot of fun at the party.
(Partide çok eğlendik.)

47. furniture – mobilya
👉 The room has modern furniture.
(Oda modern mobilyalara sahip.)

48. further – daha ileri, ilave
👉 Let’s discuss this further.
(Bunu biraz daha tartışalım.)

49. future – gelecek
👉 I hope for a bright future.
(Parlak bir gelecek umut ediyorum.)

A2 — G KELİMELERİ

1. gallery – galeri
👉 We visited an art gallery.
(Sanat galerisini ziyaret ettik.)

2. gap – boşluk, fark
👉 There is a big gap between rich and poor.
(Zenginler ve fakirler arasında büyük bir fark var.)

3. gas – gaz, benzin
👉 The car needs gas.
(Arabanın benzine ihtiyacı var.)

4. gate – kapı
👉 The children ran through the gate.
(Çocuklar kapıdan koştu.)

5. general – genel
👉 In general, people like holidays.
(Genel olarak, insanlar tatilleri sever.)

6. gift – hediye
👉 I bought a gift for my friend.
(Arkadaşıma bir hediye aldım.)

7. goal – hedef, gol
👉 Scoring a goal made him happy.
(Bir gol atması onu mutlu etti.)

8. god – tanrı
👉 Many people believe in God.
(Birçok insan Tanrı’ya inanır.)

9. gold – altın
👉 She wears a gold ring.
(O, bir altın yüzük takıyor.)

10. golf – golf
👉 He plays golf on weekends.
(O, hafta sonları golf oynar.)

11. good – iyi
👉 She is a good student.
(O, iyi bir öğrencidir.)

12. government – hükümet
👉 The government passed a new law.
(Hükümet, yeni bir yasa çıkardı.)

13. grass – çim
👉 The kids are playing on the grass.
(Çocuklar çimlerin üzerinde oynuyor.)

14. greet – selamlamak
👉 Always greet your teachers politely.
(Her zaman öğretmenlerini kibarca selamla.)

15. ground – yer, zemin
👉 The ball is on the ground.
(Top zeminde.)

16. guest – misafir
👉 We have a guest at home today.
(Bugün evimizde bir misafir var.)

17. guide – rehber, rehberlik etmek
👉 The tour guide explained everything.
(Tur rehberi her şeyi anlattı.)
👉 He guides the students through the museum.
(O, öğrencilere müze boyunca rehberlik ediyor.)

18. gun – silah
👉 The police found a gun.
(Polis bir silah buldu.)

19. guy – adam, kişi
👉 That guy is very friendly.
(O adam, çok arkadaş canlısı.)

A2 — H KELİMELERİ

1. habit – alışkanlık
👉 Smoking is a bad habit.
(Sigara içmek kötü bir alışkanlıktır.)

2. half – yarım
👉 I ate half of the cake.
(Pastanın yarısını yedim.)

3. hall – salon, koridor
👉 The students are in the hall.
(Öğrenciler salonda.)

4. happily – mutlu bir şekilde
👉 They lived happily ever after.
(Sonsuza kadar mutlu bir şekilde yaşadılar.)

5. have – sahip olmak
👉 I have a new car.
(Yeni bir arabam var.)

6. headache – baş ağrısı
👉 I have a headache today.
(Bugün başım ağrıyor.)

7. heart – kalp
👉 He has a big heart.
(Onun büyük bir kalbi var.)

8. heat – ısı, sıcaklık
👉 The heat in summer is intense.
(Yazın sıcaklık çok fazladır.)

9. heavy – ağır
👉 This box is very heavy.
(Bu kutu çok ağır.)

10. height – yükseklik
👉 He is short in height.
(O, boy olarak kısa.)

11. helpful – yardımsever, faydalı
👉 The teacher is very helpful.
(Öğretmen çok yardımsever.)

12. hero – kahraman
👉 Superman is a famous hero.
(Süpermen ünlü bir kahramandır.)

13. hers – onunki (kadın için)
👉 This bag is hers.
(Bu çanta onunki.)

14. herself – kendisi (kadın)
👉 She did it all by herself.
(Bütün bunları kendi başına yaptı.)

15. hide – saklamak, gizlemek
👉 The cat likes to hide under the bed.
(Kedi yatağın altına saklanmayı sever.)

16. high – yüksek
👉 The mountain is very high.
(Dağ çok yüksek.)

17. hill – tepe
👉 They climbed the hill together.
(Beraber tepeye tırmandılar.)

18. himself – kendisi (erkek)
👉 He fixed the car by himself.
(Arabayı kendi başına tamir etti.)

19. his – onunki (erkek için)
👉 This book is his.
(Bu kitap onunki.)

20. hit – vurmak
👉 He hit the ball very hard.
(Topa çok sert vurdu.)

21. hockey – hokey
👉 They play hockey every weekend.
(Her hafta sonu hokey oynuyorlar.)

22. hold – tutmak
👉 Hold my hand, please.
(Lütfen elimi tut.)

23. hole – delik
👉 There is a hole in my shirt.
(Gömleğimde bir delik var.)

24. home – ev
👉 I’m going home now.
(Şimdi eve gidiyorum.)

25. hope – umut
👉 I hope you feel better soon.
(En kısa zamanda daha iyi hissedeceğini umut ediyorum.)

26. huge – kocaman, dev
👉 That building is huge.
(O bina çok kocaman.)

27. human – insan
👉 Every human needs love.
(Her insan sevgiye ihtiyaç duyar.)

28. hurt – incitmek, acıtmak
👉 Be careful! You might hurt yourself.
(Dikkatli ol! Kendini incitebilirsin.)

A2 — I KELİMELERİ

1. ideal – ideal, mükemmel
👉 This is the ideal solution.
(Bu ideal çözüm.)

2. identify – tanımlamak, belirlemek
👉 Can you identify the person in the photo?
(Fotograftaki kişiyi tanıyabilir misin?)

3. ill – hasta
👉 He feels ill today.
(Bugün kendini hasta hissediyor.)

4. illness – hastalık
👉 He recovered quickly from his illness.
(Hastalığından çabuk iyileşti.)

5. image – görüntü, imaj
👉 The image on the screen is clear.
(Ekrandaki görüntü net.)

6. immediately – hemen
👉 Please call me immediately.
(Lütfen beni hemen ara.)

7. impossible – imkansız
👉 It’s impossible to finish this today.
(Bunu bugün bitirmek imkansız.)

8. included – dahil, içinde
👉 Breakfast is included in the price.
(Kahvaltı fiyata dahil.)

9. including – dahil olmak üzere
👉 Everyone, including my friend, came.
(Herkes, arkadaşım da dahil, geldi.)

10. increase – artırmak, artış
👉 We need to increase production.
(Üretimi artırmamız gerekiyor.)

11. incredible – inanılmaz
👉 That view is incredible.
(Bu manzara inanılmaz.)

12. independent – bağımsız
👉 She is an independent woman.
(O, bağımsız bir kadın.)

13. individual – birey, bireysel
👉 Each individual is responsible for their actions.
(Her birey, eylemlerinden sorumludur.)

14. industry – sanayi, sektör
👉 The car industry is growing.
(Araba sanayii büyüyor.)

15. informal – resmi olmayan, gayri resmi
👉 We had an informal meeting.
(Gayri resmi bir toplantı yaptık.)

16. injury – yaralanma
👉 He suffered a serious injury in the game.
(Maçta ciddi bir yaralanma yaşadı.)

17. insect – böcek
👉 A small insect landed on the table.
(Masaya küçük bir böcek kondu.)

18. inside – içinde
👉 Stay inside during the storm.
(Fırtına sırasında içeride kal.)

19. instead – yerine
👉 I had tea instead of coffee.
(Kahve yerine çay içtim.)

20. instruction – talimat, yönerge
👉 Read the instructions carefully.
(Talimatları dikkatlice oku.)

21. instructor – eğitmen
👉 The instructor explained the lesson.
(Eğitmen dersi açıkladı.)

22. instrument – alet, çalgı
👉 He plays a musical instrument.
(Müzik aletleri çalıyor.)

23. intelligent – zeki
👉 She is very intelligent.
(O çok zeki.)

24. international – uluslararası
👉 The company has international clients.
(Şirketin uluslararası müşterileri var.)

25. introduction – tanıtım, giriş
👉 The teacher gave an introduction to the topic.
(Öğretmen konuya bir giriş yaptı.)

26. invent – icat etmek
👉 He invented a new machine.
(Yeni bir makine icat etti.)

27. invention – icat
👉 The telephone was a great invention.
(Telefon büyük bir icattı.)

28. invitation – davetiye, davet
👉 I received an invitation to the party.
(Parti için bir davetiye aldım.)

29. invite – davet etmek
👉 We invited our friends to dinner.
(Arkadaşlarımızı yemeğe davet ettik.)

30. involve – içermek, kapsamak
👉 This project involves teamwork.
(Bu proje takım çalışmasını içeriyor.)

31. item – madde, ürün
👉 Check each item on the list.
(Listeyi her maddeyi kontrol et.)

32. itself – kendisi
👉 The cat cleaned itself.
(Kedi kendini temizledi.)

A2 — J KELİMELERİ

1. jam – reçel / sıkışıklık
👉
I like strawberry jam on my bread.(Ekmek üzerine çilek reçelini severim.)

2. jazz – caz
👉 She loves listening to jazz music.
(Caz müziği dinlemeyi sever.)

3. jewellery – takı
👉 She bought some beautiful jewellery.
(Güzel bazı takılar aldı.)

4. joke – şaka
👉 He told a funny joke.
(Mizahi bir şaka yaptı.)

5. journalist – gazeteci
👉 The journalist interviewed the president.
(Gazeteci başkanla röportaj yaptı.)

6. jump – zıplamak, atlamak
👉 The cat can jump very high.
(Kedi çok yükseğe zıplayabilir.)

A2 — K KELİMELERİ

1. kid – çocuk
👉 The kid is playing in the garden.
(Çocuk bahçede oynuyor.)

2. kill – öldürmek
👉 The hunter tried not to kill the deer.
(Avcı, geyiği öldürmemeye çalıştı.)

3. king – kral
👉 The king lives in a big palace.
(Kral, büyük bir sarayda yaşıyor.)

4. knee – diz
👉 He hurt his knee while playing football.
(Futbol oynarken dizini incitti.)

5. knife – bıçak
👉 Be careful with that knife.
(O bıçakla dikkatli ol.)

6. knock – kapıya vurmak, tıklamak
👉 Please knock before entering.
(Girmeden önce lütfen vur.)

7. knowledge – bilgi
👉 Reading books increases your knowledge.
(Kitap okumak bilgini artırır.)

A2 — L KELİMELERİ

1. lab – laboratuvar
👉 The students are working in the lab.
(Öğrenciler laboratuvarda çalışıyor.)

2. lady – hanımefendi, kadın
👉 The lady is very kind.
(Hanımefendi çok nazik.)

3. lake – göl
👉 We went swimming in the lake.
(Gölde yüzmeye gittik.)

4. lamp – lamba
👉 Turn on the lamp, it’s dark.
(Lambayı aç, karanlık.)

5. land – arazi, kara
👉 Farmers work on the land.
(Çiftçiler arazide çalışır.)
👉 Airplanes land safely.
(Uçaklar güvenli bir şekilde iner.)

6. laptop – dizüstü bilgisayar
👉 I bought a new laptop.
(Yeni bir dizüstü bilgisayar aldım.)

7. last – son, devam etmek
👉 This is the last chapter of the book.
(Bu kitabın son bölümü.)
👉 The meeting lasted two hours.
(Toplantı iki saat sürdü.)

8. later – sonra
👉 I will call you later.
(Seni sonra arayacağım.)

9. laughter – kahkaha
👉 Her laughter filled the room.
(Onun kahkahası odayı doldurdu.)

10. law – yasa
👉 Breaking the law is illegal.
(Yasayı çiğnemek yasadışıdır.)

11. lawyer – avukat
👉 The lawyer defended his client.
(Avukat müvekkilini savundu.)

12. lazy – tembel
👉 Don’t be lazy; do your homework.
(Tembel olma; ödevini yap.)

13. lead – öncülük etmek, liderlik etmek / kurşun
👉 She will lead the team.
(Takıma öncülük edecek.)
👉 This pencil contains lead.
(Bu kurşun kalemde kurşun var.)

14. leader – lider
👉 He is the leader of the group.
(O, grubun lideri.)

15. learning – öğrenme
👉 Learning new skills is important.
(Yeni beceriler öğrenmek önemlidir.)

16. least – en az
👉 This is the least expensive option.
(Bu, en az maliyetli seçenek.)

17. lecture – ders, konferans
👉 The professor gave a lecture on history.
(Profesör tarih üzerine bir ders verdi.)

18. lemon – limon
👉 I like lemon in my tea.
(Çayımda limon seviyorum.)

19. lend – ödünç vermek
👉 Can you lend me your book?
(Bana kitabını ödünç verir misin?)

20. less – daha az
👉 I want less sugar in my coffee.
(Çayımda daha az şeker istiyorum.)

21. level – seviye
👉 His English level is high.
(İngilizcesinin seviyesi yüksek.)

22. lifestyle – yaşam tarzı
👉 A healthy lifestyle is important.
(Sağlıklı bir yaşam tarzı önemlidir.)

23. lift – asansör / kaldırmak
👉 Take the lift to the fifth floor.
(Beşinci kata asansörle çık.)
👉 Lift the box carefully.
(Kutuyu dikkatlice kaldır.)

24. light (a lamp) – (lamba) yakmak
👉 Please light the lamp.
(Lütfen lambayı yak.)

25. light (not heavy) – hafif
👉 This bag is very light.
(Bu çanta çok hafif.)

26. likely – muhtemel
👉 It’s likely to rain tomorrow.
(Yarın yağmur yağması muhtemel.)

27. link – bağlantı
👉 Click the link to open the page.
(Sayfayı açmak için bağlantıya tıkla.)

28. listener – dinleyici
👉 The listener enjoyed the story.
(Dinleyici, hikayeden keyif aldı.)

29. little – küçük, az
👉 There is a little milk in the fridge.
(Buzdolabında biraz süt var.)
👉 She is a little girl.
(O bir küçük kız.)

30. lock – kilit
👉 Don’t forget to lock the door.
(Kapıyı kilitlemeyi unutma.)

31. look – bakmak
👉 Look at that beautiful view.
(O güzel manzaraya bak.)

32. lorry – kamyon
👉 The lorry is carrying goods.
(Kamyon mallar taşıyor.)

33. lost – kaybolmuş, kaybetmiş
👉 I lost my keys yesterday.
(Dün anahtarlarımı kaybettim.)

34. loud – yüksek sesli
👉 The music is too loud.
(Müzik çok yüksek sesli.)

35. loudly – yüksek sesle
👉 He shouted loudly for help.
(Yardım için yüksek sesle bağırdı.)

36. lovely – güzel, hoş
👉 She has a lovely smile.
(Onun güzel bir gülümsemesi var.)

37. low – düşük, alçak
👉 The temperature is very low today.
(Bugün sıcaklık çok düşük.)

38. luck – şans
👉 Good luck on your exam!
(Sınavında iyi şanslar!)

39. lucky – şanslı
👉 He is a lucky winner.
(O, şanslı bir kazanan.)

A2 — M KELİMELERİ

1. mail – posta, e-posta
👉 I received a mail from my friend.
(Arkadaşımdan bir posta aldım.)

2. major – ana, büyük / branş
👉 History is my major at university.
(Tarih üniversitede benim ana branşım.)

3. male – erkek
👉 The male lion is bigger than the female.
(Erkek aslan, dişisinden daha büyük.)

4. manage – yönetmek, başarmak
👉 She can manage the project well.
(Projenin yönetimini iyi yapabilir.)

5. manager – yönetici
👉 The manager called a meeting.
(Yönetici, bir toplantı yaptı.)

6. manner – tavır, tarz
👉 He behaved in a polite manner.
(Nazik bir tavırla davrandı.)

7. mark – işaret, not vermek
👉 I will mark the important points.
(Önemli noktaları işaretleyeceğim.)

8. marry – evlenmek
👉 They decided to marry next year.
(Gelecek yıl evlenmeye karar verdiler.)

9. material – malzeme, materyal
👉 The table is made of wood material.
(Masa ahşap malzemeden yapılmıştır.)

10. mathematics – matematik
👉 Mathematics is my favorite subject.
(Matematik, favori dersim.)

11. maths – matematik (kısa)
👉 I have a maths exam tomorrow.
(Yarın matematik sınavım var.)

12. matter – konu, önem taşımak
👉 It doesn’t matter if you’re late.
(Gecikmen önemli değil.)

13. may – -ebilir, -abilir (modal)
👉 You may leave early today.
(Bugün erken çıkabilirsin.)

14. media – medya
👉 News spreads quickly through the media.
(Haberler medya aracılığıyla hızla yayılır.)

15. medical – tıbbi
👉 He had a medical check-up.
(Tıbbi bir kontrol yaptı.)

16. medicine – ilaç, tıp
👉 Take this medicine twice a day.
(Bu ilacı günde iki kez al.)

17. memory – hafıza
👉 I have a good memory for names.
(İsimler için iyi bir hafızam var.)

18. mention – bahsetmek
👉 Did he mention your name?
(Adından bahsetti mi?)

19. metal – metal
👉 This table is made of metal.
(Bu masa metaldendir.)

20. method – yöntem
👉 This is the best method to solve the problem.
(Bu, sorunu çözmenin en iyi yöntemi.)

21. middle – ortası, orta
👉 She sat in the middle of the row.
(Sıraların ortasına oturdu.)

22. might – -ebilir, -abilir (modal)
👉 It might rain tomorrow.
(Yarın yağmur yağabilir.)

23. mind – akıl, önemsemek
👉 I don’t mind helping you.
(Sana yardım etmek önemli değil.)

24. mine (belongs to me) – benimki
👉 This book is mine.
(Bu kitap benimki.)

25. mirror – ayna
👉 Look at yourself in the mirror.
(Aynaya bak.)

26. missing – kayıp, eksik
👉 My keys are missing.
(Anahtarlarım kayıp.)

27. mobile – cep telefonu / taşınabilir
👉 I always carry my mobile.
(Her zaman cep telefonumu taşırım.)

28. monkey – maymun
👉 The monkey climbed the tree.
(Maymun ağaca tırmandı.)

29. moon – ay
👉 The moon is bright tonight.
(Bugün gece ay parlak.)

30. mostly – çoğunlukla
👉 I mostly read books in the evening.
(Akşamları çoğunlukla kitap okurum.)

31. motorcycle – motosiklet
👉 He rides his motorcycle to work.
(İşe motosikletiyle gidiyor.)

32. movement – hareket
👉 The dancer’s movement was graceful.
(Dansçının hareketi zarifti.)

33. musical – müzikal, müzikli
👉 We watched a musical at the theatre.
(Tiyatroda bir müzikal izledik.)

34. musician – müzisyen
👉 He is a talented musician.
(O, yetenekli bir müzisyen.)

35. myself – kendim
👉 I did it all by myself.
(Bütün bunları kendim yaptım.)

A2 — N KELİMELERİ

1. narrow – dar
👉 The street is very narrow.
(Sokak çok dar.)

2. national – ulusal
👉 The national flag is red and white.
(Ulusal bayrak kırmızı ve beyazdır.)

3. nature – doğa
👉 We enjoy walking in nature.
(Doğada yürümekten keyif alıyoruz.)

4. nearly – neredeyse
👉 I nearly finished my homework.
(Ödevimi neredeyse bitirdim.)

5. necessary – gerekli
👉 It is necessary to study for exams.
(Sınavlar için çalışmak gereklidir.)

6. neck – boyun
👉 He wears a scarf around his neck.
(Boynuna bir atkı sarıyor.)

7. need – ihtiyaç duymak, gerekmek
👉 I need some help.
(Biraz yardıma ihtiyacım var.)

8. neither – hiçbiri
👉 Neither option is good.
(Hiçbir seçenek iyi değil.)

9. nervous – sinirli, gergin
👉 She was nervous before the exam.
(Sınavdan önce çok gergindi.)

10. network – ağ, şebeke
👉 The computer network is slow today.
(Bilgisayar ağı bugün yavaş.)

11. noise – gürültü
👉 I can’t study with all this noise.
(Bütün bu gürültüyle çalışamıyorum.)

12. noisy – gürültülü
👉 The street is very noisy.
(Sokak çok gürültülü.)

13. none – hiçbiri
👉 I asked for options, but none were suitable.
(Seçenekleri sordum ama hiçbiri uygun değildi.)

14. normal – normal
👉 It’s normal to feel tired after work.
(İşten sonra yorgun hissetmek normaldir.)

15. normally – genellikle
👉 I normally wake up at 7 a.m.
(Ben genellikle sabah 7’de uyanırım.)

16. notice – fark etmek, duyuru
👉 Did you notice the mistake?
(Hatayı fark ettin mi?)
👉 There is a notice on the door.
(Kapıda bir duyuru var.)

17. novel – roman
👉 I’m reading an interesting novel.
(İlginç bir roman okuyorum.)

18. nowhere – hiçbir yer
👉 I could find it nowhere.
(Onu hiçbir yerde bulamadım.)

19. number – sayı, numara
👉 What is your phone number?
(Telefon numaran nedir?)

20. nut – fındık / somun
👉 I like eating nuts.
(Fındık yemeyi severim.)
👉 Tighten the nut on the bolt.
(Civranın somununu sık.)

A2 — O KELİMELERİ

1. ocean – okyanus
👉 The ocean is very deep.
(Okyanus çok derin.)

2. offer – teklif etmek / teklif
👉 They offered me a job.
(Bana bir iş teklif ettiler.)
👉 He gave a special offer.
(Özel bir teklif yaptı.)

3. officer – memur, subay
👉 The police officer helped us.
(Polis memuru bize yardımcı oldu.)

4. oil – yağ, petrol
👉 The car needs more oil.
(Araba daha fazla yağa ihtiyaç duyuyor.)

5. onto – üzerine
👉 She climbed onto the roof.
(Çatıya çıktı.)

6. opportunity – fırsat
👉 This is a great opportunity for you.
(Bu senin için harika bir fırsat.)

7. option – seçenek
👉 You have three options.
(Üç seçeneğin var.)

8. ordinary – sıradan, normal
👉 He is an ordinary student.
(O, sıradan bir öğrenci.)

9. organisation – organizasyon, kuruluş
👉 The charity organisation helps children.
(Hayır kurumu kuruluşu, çocuklara yardım ediyor.)

10. organise – düzenlemek
👉 We need to organise the meeting.
(Toplantıyı düzenlememiz gerekiyor.)

11. original – orijinal, asıl
👉 This is the original painting.
(Bu orijinal tablo.)

12. ourselves – kendimiz
👉 We did it by ourselves.
(Bunu kendimiz yaptık.)

13. outside – dışarısı, dışında
👉 Let’s play outside.
(Hadi dışarıda oynayalım.)

14. oven – fırın
👉 Put the cake in the oven.
(Pastayı fırına koy.)

15. own – sahip olmak / kendi
👉 I own a car.
(Bir arabam var.)
👉 She has her own room.
(Onun kendi odası var.)

16. owner – sahip
👉 The owner of the shop is kind.
(Dükkanın sahibi nazik.)

A2 — P KELİMELERİ

1. pack – paketlemek
👉 I need to
pack my clothes for the trip.
(Gezi için kıyafetlerimi
paketlemem gerekiyor.)

2. pain – ağrı, acı
👉 I have a pain in my leg.
(Bacağımda bir ağrı var.)

3. painter – ressam, boyacı
👉 The painter painted a beautiful picture.
(Ressam, güzel bir tablo yaptı.)

4. palace – saray
👉 The king lives in a palace.
(Kral bir sarayda yaşıyor.)

5. pants – pantolon
👉 I bought new pants yesterday.
(Dün yeni pantolon aldım.)

6. parking – park yeri
👉 There is no parking here.
(Burada park yeri yok.)

7. particular – belirli, özel
👉 I want this particular book.
(Bu belirli kitabı istiyorum.)

8. pass – geçmek, geçiş
👉 We need to pass the exam.
(Sınavı geçmemiz gerekiyor.)
👉 This ticket gives you pass to the concert.
(Bu bilet sana konsere geçiş hakkı veriyor.)

9. passenger – yolcu
👉 The passenger sat in the front seat.
(Yolcu ön koltukta oturdu.)

10. past – geçmiş
👉 Learn from the past.
(Geçmişten ders al.)

11. patient – hasta / sabırlı
👉 The patient is recovering well.
(Hasta iyiye gidiyor.)
👉 Be patient with children.
(Çocuklarla sabırlı ol.)

12. pattern – desen, örüntü
👉 The shirt has a nice pattern.
(Gömlek güzel bir desene sahip.)

13. pay – ödemek
👉 I need to pay the bill.
(Faturayı ödemem gerekiyor.)

14. peace – barış
👉 We hope for world peace.
(Dünya barışı umuyoruz.)

15. penny – kuruş, cent
👉 I found a penny on the street.
(Sokakta bir kuruş buldum.)

16. per – her, başına
👉 You can take two cookies per person.
(Her kişi için iki kurabiye alabilirsin.)

17. per cent – yüzde
👉 Ten per cent of the students failed.
(Öğrencilerin %10’u başarısız oldu.)

18. perform – performans göstermek, sergilemek
👉 The actor will perform on stage tonight.
(Aktör bu gece sahnede performans gösterecek.)

19. perhaps – belki
👉 Perhaps we will go to the beach tomorrow.
(Belki yarın plaja gideriz.)

20. permission – izin
👉 You need permission to enter.
(Girmek için izine ihtiyacın var.)

21. personality – kişilik
👉 She has a friendly personality.
(Onun kişiliği arkadaş canlısı.)

22. pet – evcil hayvan
👉 I have a cat as a pet.
(Evcil hayvan olarak bir kedim var.)

23. petrol – benzin
👉 The car needs petrol.
(Arabanın benzine ihtiyacı var.)

24. photograph – fotoğraf
👉 I took a photograph of the sunset.
(Günbatımının bir fotoğrafını çektim.)

25. physical – fiziksel
👉 Exercise improves your physical health.
(Egzersiz fiziksel sağlığını geliştirir.)

26. physics – fizik
👉 I like studying physics.
(Fizik çalışmayı severim.)

27. pick – seçmek, almak
👉 Please pick a card from the deck.
(Lütfen desteden bir kart seç.)

28. pilot – pilot
👉 The pilot landed the plane safely.
(Pilot uçağı güvenli bir şekilde indirdi.)

29. planet – gezegen
👉 Earth is the third planet from the sun.
(Dünya, Güneş’ten üçüncü gezegendir.)

30. plant – bitki / dikmek
👉 This plant needs water.
(Bu bitki suya ihtiyaç duyuyor.)
👉 We plant trees every spring.
(Her bahar ağaç dikeriz.)

31. plastic – plastik
👉 This bottle is made of plastic.
(Bu şişe plastikten yapılmıştır.)

32. plate – tabak
👉 Put the food on a plate.
(Yemeği bir tabak üzerine koy.)

33. platform – platform, peron
👉 The train will arrive at platform 3.
(Tren peron 3’e gelecek.)

34. please – lütfen / memnun etmek
👉 Please sit down.
(Lütfen otur.)
👉 I’m pleased with your work.
(Çalışmandan memnunum.)

35. pleased – memnun
👉 I’m pleased to meet you.
(Sizinle tanıştığıma memnunum.)

36. pocket – cep
👉 Put your phone in your pocket.
(Telefonunu cebine koy.)

37. polite – kibar
👉 Be polite to your teachers.
(Öğretmenlerine kibar ol.)

38. pollution – kirlilik
👉 Air pollution is a serious problem.
(Hava kirliliği ciddi bir sorun.)

39. pop – patlamak / pop müzik
👉 The balloon popped.
(Balon patladı.)
👉 I like listening to pop music.
(Pop müzik dinlemeyi severim.)

40. population – nüfus
👉 The city has a large population.
(Şehrin büyük bir nüfusu var.)

41. position – pozisyon, konum
👉 What is your position in the company?
(Şirketteki pozisyonun nedir?)

42. possession – sahiplik, mal
👉 This car is my possession.
(Bu araba benim mülküm.)

43. possibility – olasılık
👉 There is a high possibility of rain.
(Yağmur yağma olasılığı yüksek.)

44. poster – poster
👉 I put a poster on my wall.
(Duvarıma bir poster astım.)

45. power – güç, enerji
👉 Electricity provides power to homes.
(Elektrik evlere güç sağlar.)

46. predict – tahmin etmek
👉 It’s hard to predict the future.
(Geleceği tahmin etmek zor.)

47. present – hediye / sunmak
👉 I bought a present for her.
(Onun için bir hediye aldım.)
👉 He will present his ideas tomorrow.
(Yarın fikirlerini sunacak.)

48. president – başkan
👉 The president gave a speech.
(Başkan bir konuşma yaptı.)

49. prevent – önlemek
👉 This medicine can prevent illness.
(Bu ilaç hastalığı önleyebilir.)

50. print – basmak, yazdırmak
👉 I need to print my homework.
(Ödevimi yazdırmam gerekiyor.)

51. printer – yazıcı
👉 The printer is out of paper.
(Yazıcı kağıtsız kaldı.)

52. prison – hapishane
👉 He was sent to prison for theft.
(Hırsızlık yüzünden hapishaneye gönderildi.)

53. prize – ödül
👉 She won the first prize.
(Birinci ödülü kazandı.)

54. process – süreç, işlemek
👉 The application process is easy.
(Başvuru süreci kolaydır.)

55. produce – üretmek / ürün
👉 Farms produce fresh vegetables.
(Çiftlikler taze sebzeler üretir.)
👉 I bought some local produce.
(Bazı yerel ürünleri aldım.)

56. professional – profesyonel
👉 He is a professional football player.
(O, bir profesyonel futbolcu.)

57. professor – profesör
👉 The professor teaches chemistry.
(Profesör, kimya öğretiyor.)

58. profile – profil
👉 Update your social media profile.
(Sosyal medya profilini güncelle.)

59. program – program
👉 The TV program starts at 8 p.m.
(TV programı saat 8’de başlıyor.)

60. progress – ilerleme
👉 She is making good progress in English.
(İngilizcede iyi bir ilerleme kaydediyor.)

61. promise – söz vermek
👉 I promise to help you.
(Sana yardım edeceğime söz veriyorum.)

62. pronounce – telaffuz etmek
👉 Can you pronounce this word?
(Bu kelimeyi doğru telaffuz edebilir misin?)

63. protect – korumak
👉 We should protect the environment.
(Çevreyi korumalıyız.)

64. provide – sağlamak
👉 The school provides free meals.
(Okul ücretsiz yemekler sağlar.)

65. pub – bar, meyhane
👉 Let’s meet at the pub

A2 — Q KELİMELERİ

1. quality – kalite, nitelik
👉 The quality of this product is excellent.
(Bu ürünün kalitesi mükemmel.)

2. quantity – miktar, nicelik
👉 We need a large quantity of water.
(Bol bir miktar suya ihtiyacımız var.)

3. queen – kraliçe
👉 The queen attended the ceremony.
(Kraliçe törene katıldı.)

4. question – soru
👉 I have a question about the homework.
(Ödevle ilgili bir sorum var.)

5. quietly – sessizce, sakin bir şekilde
👉 Please sit quietly in the library.
(Lütfen kütüphanede sessizce otur.)

A2 — R KELİMELERİ

1. race (run) – yarış
👉 He won the race.
(100 metrelik yarışı kazandı.)

2. railway – demiryolu
👉 The train travels on the railway.
(Tren demiryolu üzerinde gidiyor.)

3. raise – kaldırmak, artırmak
👉 They raise their hands to ask questions.
(Sorular sormak için ellerini kaldırdılar.)

4. rate – oran, hız
👉 The birth rate is increasing.
(Doğum oranı artıyor.)

5. rather – oldukça, daha doğrusu
👉 I am rather tired today.
(Bugün oldukça yorgunum.)

6. reach – ulaşmak
👉 We will reach the station soon.
(Çok yakında istasyona ulaşacağız.)

7. react – tepki göstermek
👉 How did she react to the news?
(Habere nasıl tepki gösterdi?)

8. realize – fark etmek, anlamak
👉 I just realized my mistake.
(Hatamı yeni fark ettim.)

9. receive – almak, teslim almak
👉 I received a letter from my friend.
(Arkadaşımdan bir mektup aldım.)

10. recent – son, yakın tarihli
👉 The recent events shocked everyone.
(Son olaylar herkesi şaşırttı.)

11. recently – son zamanlarda
👉 I recently moved to a new city.
(Son zamanlarda yeni bir şehre taşındım.)

12. reception – resepsiyon, karşılama
👉 The reception was very warm.
(Resepsiyon çok sıcak bir karşılama oldu.)

13. recipe – tarif
👉 I tried a new recipe for dinner.
(Akşam yemeği için yeni bir tarif denedim.)

14. recognise – tanımak
👉 I didn’t recognise him with a hat on.
(Şapka takınca onu tanıyamadım.)

15. recommend – tavsiye etmek
👉 I recommend this book to you.
(Bu kitabı sana tavsiye ederim.)

16. record – kayıt / rekor
👉 He set a new world record.
(Yeni bir dünya rekoru kırdı.)
👉 Please record the meeting.
(Lütfen toplantıyı kaydet.)

17. recording – kayıt
👉 I listened to the recording again.
(Kaydı tekrar dinledim.)

18. recycle – geri dönüştürmek
👉 We should recycle plastic bottles.
(Plastik şişeleri geri dönüştürmeliyiz.)

19. reduce – azaltmak
👉 We need to reduce pollution.
(Kirliliği azaltmamız gerekiyor.)

20. refer – atıfta bulunmak, başvurmak
👉 Please refer to page 10.
(Lütfen 10. sayfaya başvurun.)

21. refuse – reddetmek
👉 She refused the invitation.
(Davetiyeyi reddetti.)

22. region – bölge
👉 This is a mountainous region.
(Burası dağlık bir bölge.)

23. regular – düzenli, normal
👉 He has a regular routine.
(Düzenli bir rutini var.)

24. relationship – ilişki
👉 They have a strong relationship.
(Güçlü bir ilişkileri var.)

25. remove – çıkarmak
👉 Please remove your shoes.
(Lütfen ayakkabılarını çıkart.)

26. repair – tamir etmek
👉 I need to repair my bike.
(Bisikletimi tamir etmem gerekiyor.)

27. replace – yerine koymak / değiştirmek
👉 Can you replace the old battery?
(Eski pili değiştirebilir misin?)

28. reply – cevap vermek
👉 Please reply to my email.
(Lütfen e-postama cevap ver.)

29. report – rapor / bildirmek
👉 I wrote a report for my boss.
(Patronum için bir rapor yazdım.)
👉 Please report any problems.
(Lütfen herhangi bir sorunu bildirin.)

30. reporter – muhabir
👉 The reporter asked many questions.
(Muhabir birçok soru sordu.)

31. request – talep etmek
👉 I request more information.
(Daha fazla bilgi talep ediyorum.)

32. research – araştırma
👉 Scientists conduct research on climate change.
(Bilim insanları iklim değişikliği üzerinde araştırma yapıyor.)

33. researcher – araştırmacı
👉 The researcher discovered a new species.
(Araştırmacı, yeni bir tür keşfetti.)

34. respond – yanıtlamak
👉 Please respond to the question.
(Lütfen soruyu yanıtla.)

35. response – yanıt, tepki
👉 I received a positive response.
(Olumlu bir yanıt aldım.)

36. rest – dinlenmek / geri kalan
👉 I need some rest after work.
(İşten sonra biraz dinlenmeye ihtiyacım var.)
👉 You can do the rest tomorrow.
(Geri kalanını yarın yapabilirsin.)

37. review – inceleme, gözden geçirmek
👉 I wrote a review of the movie.
(Film hakkında bir inceleme yazdım.)
👉 Please review your answers.
(Lütfen cevaplarını gözden geçir.)

38. ride – binmek / sürmek
👉 I like to ride my bike.
(Bisikletime binmeyi seviyorum.)

39. ring – yüzük / çalmak
👉 She wears a gold ring.
(Altın bir yüzük takıyor.)
👉 The phone rang loudly.
(Telefon yüksek sesle çaldı.)

40. rise – yükselmek, artmak
👉 The sun rises in the east.
(Güneş doğudan doğar.)

41. rock – kaya / sallamak
👉 The climber stood on a rock.
(Tırmanıcı bir kayada durdu.)
👉 The boat rocked on the waves.
(Çapa dalgalarda sallandı.)

42. role – rol, görev
👉 She played the main role in the play.
(Oyunlarda ana rolü oynadı.)

43. roof – çatı
👉 The house has a red roof.
(Evin kırmızı bir çatısı var.)

44. round – yuvarlak / tur
👉 The table is round.
(Masa yuvarlak.)
👉 We took a round of the park.
(Parkta bir tur attık.)

45. route – rota, yol
👉 This is the fastest route to the city.
(Bu şehre en hızlı rota.)

46. rubbish – çöp, saçmalık
👉 Don’t throw rubbish on the street.
(Sokağa çöp atma.)

47. rude – kaba
👉 It’s rude to interrupt someone.
(Birini bölmek kabadır.)

48. run – koşmak / çalıştırmak
👉 I like to run in the morning.
(Sabahları koşmayı seviyorum.)
👉 I run my own business.
(Kendi işimi yönetiyorum.)

49. runner – koşucu
👉 The runner finished first in the race.
(Koşucu yarışı birinci bitirdi.)

50. running – koşma / çalışan
👉 Running is good for health.
(Koşmak, sağlık için iyidir.)
👉 The machine is running smoothly.
(Makine sorunsuz bir şekilde çalışıyor.)

A2 — S KELİMELERİ

1. sadly – üzülerek
👉 She shook her head sadly.
(Üzgün bir şekilde başını şaşırarak salladı.)

2. safe – güvenli
👉 Keep the children safe.
(Çocukları güvende tut.)

3. sail – yelken / seyretmek
👉 They will sail across the ocean.
(Okyanus boyunca seyredecekler.)

4. sailing – yelken açma
👉 Sailing is my favorite hobby.
(Yelken açma, benim favori hobim.)

5. salary – maaş
👉 He gets a high salary.
(Yüksek bir maaş alıyor.)

6. sale – satış, indirim
👉 There is a sale at the store.
(Mağazada bir indirim var.)

7. sauce – sos
👉 Add some tomato sauce to the pasta.
(Makarna üzerine biraz domates sosu ekle.)

8. save – kaydetmek / kurtarmak
👉 Remember to save your work.
(İşini kaydetmeyi unutma.)
👉 Firefighters saved the cat.
(Itfaiyeciler kediyi kurtardı.)

9. scared – korkmuş
👉 I was scared of the dark.
(Karanlıktan korktum.)

10. scary – korkutucu
👉 That movie was very scary.
(Bu film çok korkutucuydu.)

11. scene – sahne, manzara
👉 The first scene of the play was amazing.
(Oyunun ilk sahnesi harikaydı.)

12. schedule – program, çizelge
👉 Check your schedule before the meeting.
(Toplantıdan önce programını kontrol et.)

13. score – skor, puan
👉 She got the highest score on the test.
(Testte en yüksek puanı aldı.)

14. screen – ekran
👉 The movie is on the big screen.
(Film büyük ekranda gösteriliyor.)

15. search – aramak
👉 I need to search for my keys.
(Anahtarlarımı aramam gerekiyor.)

16. season – sezon
👉 Winter is my favorite season.
(Kış benim favori mevsimim.)

17. seat – koltuk
👉 Please take a seat.
(Lütfen bir koltuk al.)

18. second (next) – ikinci / sonraki
👉 This is the second time I visited here.
(Burası ziyaret ettiğim ikinci yer.)

19. secondly – ikinci olarak
👉 Secondly, we need to check the results.
(İkinci olarak, sonuçları kontrol etmeliyiz.)

20. secret – gizli
👉 She told me a secret.
(Bana bir sır verdi.)

21. secretary – sekreter
👉 The secretary answered the phone.
(Sekreter telefonu cevapladı.)

22. seem – görünmek
👉 He seems tired today.
(Bugün yorgun gibi görünüyor.)

23. sense – duygu, his
👉 I have a sense of danger.
(Bir tehlike hissi var.)

24. separate – ayrı, ayırmak
👉 Keep the books separate.
(Kitapları ayrı tut.)

25. series – dizi
👉 I watched a new TV series.
(Yeni bir TV dizisi izledim.)

26. serious – ciddi
👉 This is a serious problem.
(Bu ciddi bir sorun.)

27. serve – servis yapmak, hizmet etmek
👉 The waiter served the food.
(Garson yemeği servis etti.)

28. service – hizmet
👉 The hotel offers excellent service.
(Otel mükemmel hizmet sunuyor.)

29. several – birkaç
👉 I have several friends in London.
(Londra’da birkaç arkadaşım var.)

30. shake – sallamak / tokalaşmak
👉 He shook my hand.
(Elimi sıktı.)

31. shall – -ecek mi, -meli
👉 Shall we go to the cinema?
(Sinema’ya gidelim mi?)

32. shape – şekil
👉 The cookie has a heart shape.
(Kurabiyenin bir kalp şekli var.)

33. sheet – çarşaf / sayfa
👉 I need a clean sheet.
(Temiz bir çarşafa ihtiyacım var.)
👉 Read the first sheet of the report.
(Raporun ilk sayfasını oku.)

34. ship – gemi
👉 The ship sailed across the ocean.
(Gemi okyanusu geçti.)

35. shoulder – omuz
👉 He carried the bag on his shoulder.
(Çantayı omzunda taşıdı.)

36. shout – bağırmak
👉 Don’t shout in the library.
(Kütüphanede bağırma.)

37. shut – kapatmak
👉 Please shut the door.
(Lütfen kapıyı kapat.)

38. side – taraf, yan
👉 Stand on the left side.
(Sol tarafta dur.)

39. sign – işaret / imzalamak
👉 There is a sign on the wall.
(Duvarda bir işaret var.)
👉 Please sign the form.
(Lütfen formu imzala.)

40. silver – gümüş
👉 She wears a silver ring.
(Gümüş bir yüzük takıyor.)

41. simple – basit
👉 This is a simple question.
(Bu basit bir soru.)

42. since – -den beri
👉 I have known her since 2010.
(Onu 2010’dan beri tanıyorum.)

43. singing – şarkı söyleme
👉 I enjoy singing in the shower.
(Duşta şarkı söylemeyi seviyorum.)

44. single – tek, bekar
👉 I live in a single room.
(Tek bir odada yaşıyorum.)
👉 He is single.
(O bekar.)

45. sir – efendim
👉 Yes, sir.
(Evet, efendim.)

46. site – site, alan
👉 The construction site is dangerous.
(İnşaat alanı tehlikeli.)

47. size – boyut, beden
👉 What size shoes do you wear?
(Hangi büyüklükte ayakkabı giyiyorsun?)

48. ski – kayak yapmak / kayak
👉 I like to ski in winter.
(Kışın kayak yapmayı seviyorum.)
👉 He bought new skis.
(Yeni kayaklar aldı.)

49. skiing – kayak
👉 Skiing is a fun sport.
(Kayak, eğlenceli bir spordur.)

50. skin – cilt, deri
👉 Her skin is very soft.
(Onun cildi çok yumuşak.)

51. sky – gökyüzü
👉 The sky is blue today.
(Bugün gökyüzü mavi.)

52. sleep – uyumak
👉 I need to sleep early tonight.
(Bu gece erken uyumam gerekiyor.)

53. slowly – yavaşça
👉 Walk slowly on the icy road.
(Buzlu yolda yavaşça yürü.)

54. smartphone – akıllı telefon
👉 I use my smartphone for work.
(İşim için akıllı telefon kullanıyorum.)

55. smell – koku / koklamak
👉 I love the smell of flowers.
(Çiçeklerin kokusunu seviyorum.)
👉 The dog smelled the food.
(Köpek yiyeceği kokladı.)

56. smile – gülümsemek / gülümseme
👉 She gave me a friendly smile.
(Bana arkadaşça bir gülümseme verdi.)
👉 Don’t forget to smile.
(Gülümsemeyi unutma.)

57. smoke – duman / sigara içmek
👉 The chimney is sending out smoke.
(Bacadan duman çıkıyor.)
👉 He smokes every day.
(Her gün sigara içer.)

58. smoking – sigara içme
👉 Smoking is prohibited here.
(Burada sigara içmek yasaktır.)

59. soap – sabun
👉 Wash your hands with soap.
(Ellerini sabunla yıka.)

60. soccer – futbol
👉 I play soccer every weekend

A2 — T KELİMELERİ

1. tablet – tablet
👉 I bought a new tablet yesterday.
(Dün yeni bir tablet aldım.)

2. talk – konuşmak
👉 I need to talk to you.
(Seninle konuşmam gerekiyor.)

3. target – hedef
👉 The company reached its sales target.
(Şirket satış hedefine ulaştı.)

4. task – görev, iş
👉 My main task is to manage the team.
(Benim ana görevim takımı yönetmek.)

5. taste – tat / tatmak
👉 This cake has a sweet taste.
(Bu kekin tadı tatlı.)
👉 I want to taste the soup.
(Çorbayı tatmak istiyorum.)

6. teaching – öğretim, ders verme
👉 She loves teaching children.
(Çocuklara ders vermeyi seviyor.)

7. technology – teknoloji
👉 Modern technology makes life easier.
(Modern teknoloji, hayatı kolaylaştırır.)

8. teenage – ergenlik, gençlik
👉 He is in his teenage years.
(O, ergenlik döneminde.)

9. temperature – sıcaklık, derece
👉 The temperature is very high today.
(Bugün sıcaklık çok yüksek.)

10. term – dönem / terim
👉 This is the last term of the school year.
(Bu okul yılının son dönemi.)
👉 Biology has many difficult terms.
(Biyolojide birçok zor terim var.)

11. text – metin / mesaj
👉 I received a text from my friend.
(Arkadaşımdan bir mesaj aldım.)
👉 Read the text carefully.
(Metni dikkatlice oku.)

12. themselves – kendileri
👉 They did the homework by themselves.
(Ödevlerini kendileri yaptılar.)

13. thick – kalın
👉 This book is very thick.
(Bu kitap çok kalın.)

14. thief – hırsız
👉 The thief ran away with the money.
(Hırsız parayla kaçtı.)

15. thin – ince, zayıf
👉 She is very thin.
(O çok ince.)

16. thinking – düşünme
👉 Thinking carefully can solve the problem.
(Dikkatli düşünmek, sorunu çözebilir.)

17. third – üçüncü
👉 She finished in third place.
(O, üçüncü sırada bitirdi.)

18. thought – düşünce / düşündü
👉 I had a strange thought.
(Garip bir düşünce vardı.)
👉 I thought it was a good idea.
(Bunun iyi bir fikir olduğunu düşündüm.)

19. throw – atmak
👉 Please throw the ball to me.
(Lütfen topu bana at.)

20. tidy – düzenli / toplamak
👉 Keep your room tidy.
(Odanı düzenli tut.)
👉 I need to tidy the desk.
(Masanın üzerini toplamam gerekiyor.)

21. tie – kravat / bağlamak
👉 He wears a tie to work.
(İşe kravat takıyor.)
👉 Tie the rope tightly.
(Ipi sıkıca bağla.)

22. tip – ipucu / bahşiş
👉 I gave the waiter a tip.
(Garsona bir bahşiş verdim.)
👉 Here’s a useful tip for studying.
(İşte çalışmak için yararlı bir ipuçu.)

23. tool – araç, gereç
👉 Use the right tool for the job.
(İş için doğru araç kullan.)

24. top – üst / tepe
👉 He climbed to the top of the hill.
(Tepeye, üstüne tırmandı.)

25. touch – dokunmak / temas
👉 Don’t touch the painting.
(Resme dokunma.)
👉 I felt her gentle touch.
(Onun nazik temasını hissettim.)

26. tour – tur, gezmek
👉 We went on a tour of the city.
(Şehirde bir tur yaptık.)

27. tourism – turizm
👉 Tourism brings money to the country.
(Turizm, ülkeye para kazandırır.)

28. towards – -e doğru
👉 Walk towards the park.
(Parka doğru yürü.)

29. towel – havlu
👉 Dry your hands with a towel.
(Ellerini bir havlu ile kurula.)

30. tower – kule
👉 The Eiffel Tower is famous.
(Eiffel Kulesi ünlüdür.)

31. toy – oyuncak
👉 The child played with a toy.
(Çocuk bir oyuncak ile oynadı.)

32. track – iz / pist
👉 The car left tracks in the mud.
(Araba çamurda izler bıraktı.)
👉 The athletes ran on the track.
(Sporcular pistte koştu.)

33. tradition – gelenek
👉 It is a family tradition.
(Bu bir aile geleneği.)

34. traditional – geleneksel
👉 We had a traditional meal.
(Geleneksel bir yemek yedik.)

35. train – tren / eğitmek
👉 The train arrives at 8 a.m.
(Tren sabah 8’de gelir.)
👉 She trains dogs.
(Köpekleri eğitir.)

36. trainer – eğitmen, antrenör
👉 The trainer gave instructions.
(Eğitmen, talimat verdi.)

37. training – eğitim / antrenman
👉 The athletes are in training.
(Sporcular antrenman yapıyor.)

38. transport – taşıma, ulaşım
👉 Public transport is cheap here.
(Burada toplu taşıma ucuzdur.)

39. traveller – gezgin
👉 The traveller visited many countries.
(Gezgin, birçok ülkeyi ziyaret etti.)

40. trouble – sorun, bela
👉 He is in trouble again.
(Yine sorun içinde.)

41. truck – kamyon
👉 The truck delivered the goods.
(Kamyon, malları teslim etti.)

42. twin – ikiz
👉 They are twin brothers.
(Onlar ikiz kardeş.)

43. typical – tipik
👉 This is a typical example.
(Bu bir tipik örnek.)

A2 — U KELİMELERİ

1. underground – yeraltı, metro
👉 We took the underground to the city center.
(Şehir merkezine metro ile gittik.)

2. understanding – anlayış, kavrama
👉 She has a good understanding of English.
(İngilizceyi iyi anlıyor.)

3. unfortunately – ne yazık ki
👉 Unfortunately, I can’t attend the meeting.
(Ne yazık ki, toplantıya katılamıyorum.)

4. unhappy – mutsuz
👉 He looked very unhappy yesterday.
(Dün çok mutsuz görünüyordu.)

5. uniform – üniforma
👉 Students must wear a uniform at school.
(Öğrenciler okulda üniforma giymek zorundadır.)

6. unit – birim
👉 This exercise measures one unit of electricity.
(Bu egzersiz bir elektrik birimi ölçer.)

7. united – birleşmiş, birleştirilmiş
👉 The team is strong and united.
(Takım güçlü ve birleşmiş durumda.)

8. unusual – sıradışı, alışılmadık
👉 It’s unusual to see snow in April.
(Nisan ayında kar görmek alışılmadık.)

9. upstairs – üst katta
👉 My bedroom is upstairs.
(Yatak odam üst katta.)

10. use – kullanmak / kullanım
👉 Can I use your pen?
(Can I kalemini kullanabilir miyim?)
👉 The use of smartphones is common today.
(Bugün akıllı telefonların kullanımı yaygındır.)

11. used to – eskiden … yapardı
👉 I used to play football when I was young.
(Gençken futbol oynardım.)

12. user – kullanıcı
👉 The website has many users.
(Web sitesinin birçok kullanıcısı var.)

13. usual – olağan, sıradan
👉 It’s the usual time for lunch.

A2 — V KELİMELERİ

1. valley – vadi
👉 The river flows through the valley.
(Nehir vadi boyunca akar.)

2. van – kamyonet
👉 The van delivered the furniture.
(Kamyonet, mobilyaları teslim etti.)

3. variety – çeşitlilik
👉 There is a variety of fruits in the basket.
(Sepette bir çeşitlilik var.)

4. vehicle – araç
👉 Cars and buses are common vehicles in the city.
(Şehirde arabalar ve otobüsler yaygın araçlardır.)

5. view – manzara, görünüm
👉 The hotel room has a beautiful view.
(Otel odasının güzel bir manzarası var.)

6. virus – virüs
👉 The computer got a virus.
(Bilgisayar bir virüs kaptı.)

7. voice – ses
👉 Her voice is very clear.
(Onun sesi çok net.)

A2 — W KELİMELERİ

1. wait – beklemek
👉 Please wait for me here.
(Lütfen burada beni bekle.)

2. war – savaş
👉 The country suffered a long war.
(Ülke uzun bir savaş yaşadı.)

3. wash – yıkamak
👉 I need to wash my hands.
(Ellerimi yıkamam gerekiyor.)

4. washing – yıkama / çamaşır
👉 Washing clothes takes time.
(Çamaşır yıkamak zaman alır.)

5. wave – dalga / el sallamak
👉 She waved goodbye.
(Veda etmek için el salladı.)
👉 The sea has big waves today.
(Bugün denizde büyük dalgalar var.)

6. weak – zayıf
👉 He feels weak after the illness.
(Hastalığın ardından zayıf hissediyor.)

7. web – ağ, internet / örümcek ağı
👉 I found a web of information online.
(Çevrimiçi bir bilgi ağı buldum.)
👉 The spider spun a web.
(Örümcek bir ördü.)

8. wedding – düğün
👉 They invited me to their wedding.
(Beni düğünlerine davet ettiler.)

9. weight – ağırlık
👉 The weight of the box is too much.
(Kutunun ağırlığı çok fazla.)

10. welcome – hoş geldin / karşılamak
👉 You are always welcome here.
(Burada her zaman hoş geldin.)
👉 They welcomed us warmly.
(Bizi sıcak bir şekilde karşıladılar.)

11. wet – ıslak
👉 My clothes are wet from the rain.
(Yağmurdan dolayı kıyafetlerim ıslak.)

12. wheel – tekerlek
👉 The car has four wheels.
(Arabanın dört tekerleği var.)

13. while – sırasında / iken
👉 I read a book while waiting.
(Beklerken bir kitap okudum.)

14. whole – bütün
👉 I ate the whole cake.
(Tüm pastayı yedim.)

15. whose – kimin
👉 Whose bag is this?
(Bu kimin çantası?)

16. wide – geniş
👉 The river is very wide here.
(Nehir burada çok geniş.)

17. wild – vahşi
👉 We saw wild animals in the forest.
(Ormanda vahşi hayvanlar gördük.)

18. wind – rüzgar / sarmak
👉 The wind is strong today.
(Bugün rüzgar güçlü.)
👉 She wound the scarf around her neck.
(Eşarbı boynuna sardı.)

19. winner – kazanan
👉 The winner of the race received a prize.
(Yarışın kazananı ödül aldı.)

20. wish – dilemek / istek
👉 I wish you happiness.
(Sana mutluluk dilerim.)
👉 Make a wish before blowing the candles.
(Mumları üflerken bir dilek tut.)

21. wood – odun, ağaç
👉 The table is made of wood.
(Masa ağaçtan yapılmıştır.)

22. wooden – tahta, ahşap
👉 He built a wooden chair.
(Tahta bir sandalye yaptı.)

23. working – çalışan, çalışmak
👉 She is working on a new project.
(Yeni bir proje üzerinde çalışıyor.)

24. worried – endişeli
👉 I am worried about the exam.
(Sınav için endişeliyim.)

25. worry – endişelenmek / kaygı
👉 Don’t worry, everything will be fine.
(Endişelenme, her şey yolunda olacak.)
👉 Financial worries affect many people.
(Mali kaygılar birçok insanı etkiler.)

26. worse – daha kötü
👉 The situation got worse.
(Durum daha kötü hâle geldi.)

27. worst – en kötü
👉 That was the worst day of my life.
(Bu hayatımın en kötü günüydü.)

28. wow – vay / harika
👉 Wow, that’s amazing!
(Vay, bu harika!)

A2 — X,Y,Z KELİMELERİ

1. yet – henüz / ama
👉 I haven’t finished my homework
yet.
(Ödevimi
henüz bitirmedim.)
👉 She is tired,
yet she continues working.
(O yorgun,
ama çalışmaya devam ediyor.)

2. yours – senin, sizin
👉 This book is yours.
(Bu kitap senin.)

3. zero – sıfır
👉 The temperature dropped to zero last night.
(Gece sıcaklık sıfır dereceye düştü.)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir