Not: Bu çalışmada yer alan İngilizce A1 seviye kelimeler hazırlanırken ChatGPT ve ESL Lounge — A1 CEFR Vocabulary Word List kaynaklarından yararlanılmıştır. İngilizce A2 seviye kelimelere buradaki linkten ulaşabilirsiniz. ✅
A HARFİ:
| İngilizce | Türkçe | İngilizce Cümle | Türkçe Cümle |
|---|---|---|---|
| a / an | bir | I have a cat. | Bir kedim var. |
| about | hakkında | This book is about animals. | Bu kitap hayvanlar hakkında. |
| above | üzerinde | The picture is above the bed. | Resim yatağın üzerinde. |
| across | karşısında / karşıya | He walked across the street. | O, caddenin karşısına geçti. |
| action | eylem / aksiyon | I like action movies. | Aksiyon filmlerini severim. |
| activity | etkinlik | The teacher gave us an activity. | Öğretmen bize bir etkinlik verdi. |
| actor | erkek oyuncu | He is a famous actor. | O, ünlü bir erkek oyuncu. |
| actress | kadın oyuncu | She is my favorite actress. | O, benim en sevdiğim kadın oyuncu. |
| add | eklemek | Please add some sugar. | Lütfen biraz şeker ekle. |
| address | adres | What is your address? | Adresin ne? |
| adult | yetişkin | Only adults can enter. | Sadece yetişkinler girebilir. |
| advice | tavsiye | Can you give me some advice? | Bana biraz tavsiye verebilir misin? |
| afraid | korkmuş | I’m afraid of spiders. | Örümceklerden korkarım. |
| after | sonra | We’ll go after lunch. | Öğle yemeğinden sonra gideceğiz. |
| afternoon | öğleden sonra | See you this afternoon. | Bu öğleden sonra görüşürüz. |
| again | tekrar | Try again. | Tekrar dene. |
| age | yaş | What’s your age? | Yaşın kaç? |
| ago | önce | I met her two years ago. | Onunla iki yıl önce tanıştım. |
| agree | katılmak | I agree with you. | Sana katılıyorum. |
| air | hava | The air is clean today. | Bugün hava temiz. |
| airport | havaalanı | We are going to the airport. | Havaalanına gidiyoruz. |
| all | hepsi / tüm | She ate all the cake. | Pastanın hepsini yedi. |
| also | ayrıca | He’s smart and also kind. | O zeki ve ayrıca nazik. |
| always | her zaman | I always drink tea in the morning. | Sabahları her zaman çay içerim. |
| amazing | şaşırtıcı / harika | That movie was amazing! | O film harikaydı! |
| and | ve | Tom and Jerry are friends. | Tom ve Jerry arkadaş. |
| angry | kızgın | She is angry at me. | Bana kızgın. |
| animal | hayvan | The animal is sleeping. | Hayvan uyuyor. |
| another | başka / bir diğeri | I need another pen. | Başka bir kaleme ihtiyacım var. |
| answer | cevap | Please answer the question. | Lütfen soruya cevap ver. |
| any | herhangi bir | Do you have any sugar? | Hiç şekerin var mı? |
| anyone | herhangi biri | Anyone can join. | Herkes katılabilir. |
| anything | herhangi bir şey | I didn’t see anything. | Hiçbir şey görmedim. |
| apartment | daire | My apartment is small. | Dairem küçük. |
| apple | elma | I’m eating an apple. | Bir elma yiyorum. |
| April | Nisan | My birthday is in April. | Doğum günüm Nisan ayında. |
| area | alan / bölge | This area is quiet. | Bu bölge sakin. |
| arm | kol | She broke her arm. | Kolunu kırdı. |
| around | etrafında | The kids ran around the park. | Çocuklar parkın etrafında koştu. |
| arrive | varmak | We arrived late. | Geç vardık. |
| art | sanat | I love art. | Sanatı seviyorum. |
| article | makale / yazı | I read an article about space. | Uzay hakkında bir makale okudum. |
| artist | sanatçı | She’s a talented artist. | O, yetenekli bir sanatçı. |
| as | gibi / olarak | She works as a teacher. | O, öğretmen olarak çalışıyor. |
| ask | sormak | Can I ask a question? | Bir soru sorabilir miyim? |
| at | -de / -da | She’s at school. | O, okulda. |
| August | Ağustos | We travel in August. | Ağustos ayında seyahat ederiz. |
| aunt | hala / teyze | My aunt lives in London. | Halam Londra’da yaşıyor. |
| autumn | sonbahar | Autumn is my favorite season. | Sonbahar, en sevdiğim mevsimdir. |
| away | uzakta | He lives far away. | O, çok uzakta yaşıyor. |
B HARFİ:
| İngilizce | Türkçesi | Örnek Cümle | Türkçe Çevirisi |
|---|---|---|---|
| baby | bebek | The baby is sleeping. | Bebek uyuyor. |
| back | arka / geri | She came back home late. | Eve geç geri döndü. |
| bad | kötü | This coffee tastes bad. | Bu kahvenin tadı kötü. |
| bag | çanta | I bought a new bag. | Yeni bir çanta aldım. |
| ball | top | The kids are playing with a ball. | Çocuklar topla oynuyor. |
| banana | muz | Monkeys like bananas. | Maymunlar muz sever. |
| band | grup | I’m in a rock band. | Bir rock grubundayım. |
| bank (money) | banka | I need to go to the bank. | Bankaya gitmem gerekiyor. |
| bath | banyo | She is taking a bath. | O banyo yapıyor. |
| bathroom | banyo / tuvalet | The bathroom is upstairs. | Banyo üst katta. |
| be | olmak | I want to be a doctor. | Doktor olmak istiyorum. |
| beach | plaj | We went to the beach yesterday. | Dün plaja gittik. |
| beautiful | güzel | What a beautiful day! | Ne güzel bir gün! |
| because | çünkü | I stayed home because it was raining. | Yağmur yağdığı için evde kaldım. |
| become | olmak / haline gelmek | He wants to become a pilot. | O, pilot olmak istiyor. |
| bed | yatak | I’m going to bed now. | Şimdi yatağa gidiyorum. |
| bedroom | yatak odası | My bedroom is very small. | Yatak odam çok küçük. |
| beer | bira | He doesn’t drink beer. | O, bira içmez. |
| before | önce | Wash your hands before eating. | Yemekten önce ellerini yıka. |
| begin | başlamak | Let’s begin the meeting. | Toplantıya başlayalım. |
| beginning | başlangıç | It’s just the beginning. | Bu sadece başlangıç. |
| behind | arkasında | The cat is behind the door. | Kedi kapının arkasında. |
| believe | inanmak | I believe in you. | Sana inanıyorum. |
| below | altında | The temperature is below zero. | Sıcaklık sıfırın altında. |
| best | en iyi | She is my best friend. | O benim en iyi arkadaşım. |
| better | daha iyi | I feel better today. | Bugün kendimi daha iyi hissediyorum. |
| between | arasında | The ball is between the shoes. | Top ayakkabıların arasında. |
| bicycle | bisiklet | I go to school by bicycle. | Okula bisikletle gidiyorum. |
| big | büyük | They live in a big house. | Büyük bir evde yaşıyorlar. |
| bike | bisiklet / motor | I bought a new bike. | Yeni bir bisiklet aldım. |
| bill | fatura / hesap | Can we have the bill, please? | Hesabı alabilir miyiz lütfen? |
| bird | kuş | The bird is singing. | Kuş şarkı söylüyor. |
| birthday | doğum günü | My birthday is in June. | Doğum günüm Haziran’da. |
| black | siyah | He has a black car. | Onun siyah bir arabası var. |
| blog | blog | She writes a travel blog. | O, bir seyahat blogu yazıyor. |
| blonde | sarışın | She has blonde hair. | Onun sarı saçları var. |
| blue | mavi | The sky is blue today. | Bugün gökyüzü mavi. |
| boat | tekne | We went on a boat trip. | Bir tekne turuna çıktık. |
| body | vücut | Exercise is good for your body. | Egzersiz vücudun için iyidir. |
| book | kitap | I’m reading a book. | Bir kitap okuyorum. |
| boot | bot | He bought new boots for winter. | Kış için yeni botlar aldı. |
| bored | sıkılmış | I’m bored at home. | Evde sıkıldım. |
| boring | sıkıcı | That movie was really boring. | O film gerçekten sıkıcıydı. |
| born | doğmak | I was born in 2005. | 2005’te doğdum. |
| both | ikisi de | I like both cats and dogs. | Hem kedileri hem köpekleri severim. |
| bottle | şişe | There is a bottle of water on the table. | Masada bir şişe su var. |
| box | kutu | The shoes are in the box. | Ayakkabılar kutunun içinde. |
| boy | erkek çocuk | The boy is playing football. | Erkek çocuk futbol oynuyor. |
| boyfriend | erkek arkadaş | Her boyfriend is very kind. | Erkek arkadaşı çok nazik. |
| bread | ekmek | I ate some bread. | Biraz ekmek yedim. |
| break | ara / kırmak | Let’s take a break. | Hadi bir ara verelim. |
| breakfast | kahvaltı | I had eggs for breakfast. | Kahvaltıda yumurta yedim. |
| bring | getirmek | Please bring me some water. | Lütfen bana biraz su getir. |
| brother | erkek kardeş | My brother is younger than me. | Kardeşim benden küçük. |
| brown | kahverengi | She has brown eyes. | Onun kahverengi gözleri var. |
| build | inşa etmek | They are building a new house. | Yeni bir ev inşa ediyorlar. |
| building | bina | That building is very tall. | O bina çok yüksek. |
| bus | otobüs | I go to work by bus. | İşe otobüsle gidiyorum. |
| business | iş / ticaret | He runs a small business. | Küçük bir iş işletiyor. |
| busy | meşgul | She is very busy today. | Bugün çok meşgul. |
| but | ama | I like coffee, but not tea. | Kahveyi severim ama çayı sevmem. |
| butter | tereyağı | I need some butter for the bread. | Ekmek için biraz tereyağına ihtiyacım var. |
| buy | satın almak | I want to buy a new phone. | Yeni bir telefon almak istiyorum. |
| by | tarafından / ile | This book was written by him. | Bu kitap onun tarafından yazıldı. |
C HARFİ:
| İngilizce | Türkçesi | Örnek Cümle | Türkçe Çevirisi |
|---|---|---|---|
| cafe | kafe | Let’s meet at the cafe. | Kafede buluşalım. |
| cake | kek | I made a chocolate cake. | Çikolatalı bir kek yaptım. |
| call | aramak | I will call you tonight. | Bu gece seni arayacağım. |
| camera | kamera | She bought a new camera. | Yeni bir kamera aldı. |
| can | -ebilmek / kutu | I can swim very well. | Çok iyi yüzebilirim. |
| cannot | yapamamak | I cannot find my phone. | Telefonumu bulamıyorum. |
| capital | başkent | Ankara is the capital of Turkey. | Ankara, Türkiye’nin başkentidir. |
| car | araba | My car is red. | Arabam kırmızı. |
| card | kart | I paid with a credit card. | Kredi kartıyla ödedim. |
| career | kariyer | She wants a career in medicine. | Tıpta bir kariyer istiyor. |
| carrot | havuç | Rabbits like carrots. | Tavşanlar havuç sever. |
| carry | taşımak | Can you carry this box? | Bu kutuyu taşıyabilir misin? |
| cat | kedi | The cat is sleeping on the sofa. | Kedi kanepede uyuyor. |
| CD | CD / müzik diski | I bought a new CD. | Yeni bir CD aldım. |
| cent | sent (para birimi) | It costs fifty cents. | Elli sent tutuyor. |
| centre | merkez | The shopping centre is huge. | Alışveriş merkezi çok büyük. |
| century | yüzyıl | We live in the 21st century. | 21. yüzyılda yaşıyoruz. |
| chair | sandalye | Sit on the chair, please. | Lütfen sandalyeye otur. |
| change | değiştirmek / para üstü | I need to change my clothes. | Kıyafetlerimi değiştirmem gerekiyor. |
| chart | tablo / grafik | The teacher showed us a chart. | Öğretmen bize bir tablo gösterdi. |
| cheap | ucuz | This phone is very cheap. | Bu telefon çok ucuz. |
| check | kontrol etmek | Please check your email. | Lütfen e-postanı kontrol et. |
| cheese | peynir | I like bread with cheese. | Peynirl ekmek severim. |
| chicken | tavuk | We had chicken for dinner. | Akşam yemeğinde tavuk yedik. |
| child | çocuk | Every child needs love. | Her çocuk sevgiye ihtiyaç duyar. |
| chocolate | çikolata | She loves chocolate. | O, çikolatayı sever. |
| choose | seçmek | Choose your favorite color. | Favori rengini seç. |
| cinema | sinema | Let’s go to the cinema tonight. | Bu akşam sinemaya gidelim. |
| city | şehir | Istanbul is a big city. | İstanbul büyük bir şehirdir. |
| class | sınıf | Our class starts at 9. | Dersimiz saat 9’da başlıyor. |
| classroom | sınıf odası | The classroom is clean. | Sınıf temiz. |
| clean | temizlemek / temiz | Please clean your room. | Lütfen odanı temizle. |
| climb | tırmanmak | We will climb the mountain. | Dağa tırmanacağız. |
| clock | saat | There is a clock on the wall. | Duvarda bir saat var. |
| close | kapatmak / yakın | Please close the window. | Lütfen pencereyi kapat. |
| clothes | kıyafetler | I bought new clothes. | Yeni kıyafetler aldım. |
| club | kulüp | I joined a music club. | Bir müzik kulübüne katıldım. |
| coat | manto / palto | Take your coat, it’s cold. | Paltosunu al, hava soğuk. |
| coffee | kahve | Would you like some coffee? | Biraz kahve ister misin? |
| cold | soğuk | It’s very cold outside. | Dışarısı çok soğuk. |
| college | kolej / yüksekokul | She studies at a college in London. | Londra’daki bir kolejde okuyor. |
| colour | renk | What’s your favorite colour? | En sevdiğin renk ne? |
| come | gelmek | Please come here. | Lütfen buraya gel. |
| common | yaygın / ortak | English is a common language. | İngilizce yaygın bir dildir. |
| company | şirket | My father works for a big company. | Babam büyük bir şirkette çalışıyor. |
| compare | karşılaştırmak | Let’s compare these prices. | Bu fiyatları karşılaştıralım. |
| complete | tamamlamak | Please complete the form. | Lütfen formu doldur. |
| computer | bilgisayar | I use my computer every day. | Her gün bilgisayarımı kullanırım. |
| concert | konser | We went to a concert last night. | Dün gece konsere gittik. |
| conversation | konuşma / diyalog | They had a long conversation. | Uzun bir konuşma yaptılar. |
| cook | pişirmek / aşçı | My mom loves to cook. | Annem yemek yapmayı sever. |
| cooking | yemek pişirme | Cooking is my hobby. | Yemek pişirmek benim hobim. |
| cool | serin / havalı | The weather is cool today. | Hava bugün serin. |
| correct | doğru | Your answer is correct. | Cevabın doğru. |
| cost | maliyet / fiyat | How much does it cost? | Ne kadar tutuyor? |
| could | -ebilirdi | I could run faster when I was young. | Gençken daha hızlı koşabilirdim. |
| country | ülke | France is a beautiful country. | Fransa güzel bir ülkedir. |
| course | kurs / ders | I’m taking a course in English. | İngilizce kursuna gidiyorum. |
| cousin | kuzen | My cousin lives in Germany. | Kuzenim Almanya’da yaşıyor. |
| cow | inek | The cow gives us milk. | İnek bize süt verir. |
| cream | krema | Would you like cream in your coffee? | Kahvene krema ister misin? |
| create | oluşturmak | Artists create beautiful things. | Sanatçılar güzel şeyler yaratır. |
| culture | kültür | Turkish culture is very rich. | Türk kültürü çok zengindir. |
| cup | fincan | I drink a cup of tea every morning. | Her sabah bir fincan çay içerim. |
| customer | müşteri | The customer is always right. | Müşteri her zaman haklıdır. |
| cut | kesmek | Don’t cut your finger! | Parmağını kesme! |
D HARFİ:
| İngilizce | Türkçesi | Örnek Cümle | Türkçe Çevirisi |
|---|---|---|---|
| dad | baba | My dad is watching TV. | Babam televizyon izliyor. |
| dance | dans etmek | Let’s dance together. | Hadi birlikte dans edelim. |
| dancer | dansçı | She is a professional dancer. | O profesyonel bir dansçı. |
| dancing | dans etme | I enjoy dancing at parties. | Partilerde dans etmeyi severim. |
| dangerous | tehlikeli | Smoking is dangerous for your health. | Sigara içmek sağlığın için tehlikelidir. |
| dark | karanlık | It’s very dark outside. | Dışarısı çok karanlık. |
| date | tarih / randevu | What’s today’s date? | Bugünün tarihi ne? |
| daughter | kız evlat | Their daughter is five years old. | Kızları beş yaşında. |
| day | gün | Today is a beautiful day. | Bugün güzel bir gün. |
| dear | sevgili / değerli | Dear Anna, how are you? | Sevgili Anna, nasılsın? |
| December | Aralık | My birthday is in December. | Doğum günüm Aralık ayında. |
| decide | karar vermek | I can’t decide what to wear. | Ne giyeceğime karar veremiyorum. |
| delicious | lezzetli | This cake is really delicious. | Bu kek gerçekten lezzetli. |
| describe | tanımlamak | Can you describe your house? | Evinizi tanımlayabilir misiniz? |
| description | tanım / açıklama | Read the description carefully. | Açıklamayı dikkatlice oku. |
| design | tasarım / tasarlamak | She studies design at university. | Üniversitede tasarım okuyor. |
| desk | masa / çalışma masası | There is a lamp on my desk. | Masamın üzerinde bir lamba var. |
| detail | detay | Tell me every detail. | Bana her detayı anlat. |
| dialogue | diyalog | The students read a dialogue. | Öğrenciler bir diyalog okudular. |
| dictionary | sözlük | I looked it up in the dictionary. | Onu sözlükte aradım. |
| die | ölmek | Flowers die without water. | Çiçekler susuz kalınca ölür. |
| diet | diyet / beslenme düzeni | I’m on a diet. | Diyet yapıyorum. |
| difference | fark | What’s the difference between them? | Onlar arasındaki fark nedir? |
| different | farklı | This book is different from that one. | Bu kitap o kitaptan farklı. |
| difficult | zor | The exam was very difficult. | Sınav çok zordu. |
| dinner | akşam yemeği | We had pasta for dinner. | Akşam yemeğinde makarna yedik. |
| dirty | kirli | Your hands are dirty. | Elleriniz kirli. |
| discuss | tartışmak / görüşmek | Let’s discuss this problem. | Bu problemi tartışalım. |
| dish | tabak / yemek | I washed all the dishes. | Tüm tabakları yıkadım. |
| do | yapmak | What do you do in your free time? | Boş zamanlarında ne yaparsın? |
| doctor | doktor | The doctor gave me some medicine. | Doktor bana biraz ilaç verdi. |
| dog | köpek | My dog is very friendly. | Köpeğim çok arkadaş canlısı. |
| dollar | dolar | It costs ten dollars. | On dolar tutuyor. |
| door | kapı | Close the door, please. | Lütfen kapıyı kapat. |
| down | aşağı | She went down the stairs. | Merdivenlerden aşağı indi. |
| downstairs | alt katta | The kitchen is downstairs. | Mutfak alt katta. |
| draw | çizmek | I like to draw animals. | Hayvan çizmeyi severim. |
| dress | elbise / giyinmek | She wore a red dress. | Kırmızı bir elbise giydi. |
| drink | içmek / içecek | What would you like to drink? | Ne içmek istersiniz? |
| drive | sürmek | He can drive very fast. | O çok hızlı sürebilir. |
| driver | sürücü | The driver stopped the bus. | Sürücü otobüsü durdurdu. |
| during | sırasında | We met during the holiday. | Tatil sırasında tanıştık. |
| DVD | DVD | I watched a movie on DVD. | Bir filmi DVD’den izledim. |
E HARFİ:
| İngilizce | Türkçesi | Örnek Cümle | Türkçe Çevirisi |
|---|---|---|---|
| each | her biri | Each student has a book. | Her öğrencinin bir kitabı var. |
| ear | kulak | My ear hurts. | Kulağım ağrıyor. |
| early | erken | I woke up early today. | Bugün erken uyandım. |
| east | doğu | The sun rises in the east. | Güneş doğudan doğar. |
| easy | kolay | This question is very easy. | Bu soru çok kolay. |
| eat | yemek | We eat breakfast at 8 o’clock. | Saat sekizde kahvaltı yaparız. |
| egg | yumurta | I had an egg for breakfast. | Kahvaltıda bir yumurta yedim. |
| eight | sekiz | I have eight pencils. | Sekiz kalemim var. |
| eighteen | on sekiz | She is eighteen years old. | O, on sekiz yaşında. |
| eighty | seksen | There are eighty students in the school. | Okulda seksen öğrenci var. |
| elephant | fil | The elephant is very big. | Fil çok büyük. |
| eleven | on bir | The time is eleven o’clock. | Saat on bir. |
| else | başka | Do you want anything else? | Başka bir şey ister misiniz? |
| e-posta | I sent you an email. | Sana bir e-posta gönderdim. | |
| end | son | This is the end of the story. | Bu hikayenin sonu. |
| enjoy | keyif almak | I enjoy listening to music. | Müzik dinlemekten keyif alırım. |
| enough | yeterli | There isn’t enough time. | Yeterince zaman yok. |
| euro | avro / euro | The price is 10 euros. | Fiyat 10 avro. |
| even | hatta / bile | She didn’t even say goodbye. | Vedâ bile etmedi. |
| evening | akşam | We watch TV in the evening. | Akşam televizyon izleriz. |
| event | etkinlik / olay | The concert was a big event. | Konser büyük bir etkinlikti. |
| ever | hiç / daima | Have you ever been to Paris? | Hiç Paris’e gittin mi? |
| every | her | I go for a walk every day. | Her gün yürüyüşe çıkarım. |
| everybody | herkes | Everybody is happy today. | Bugün herkes mutlu. |
| everyone | herkes | Everyone knows the answer. | Herkes cevabı biliyor. |
| everything | her şey | Everything is going well. | Her şey yolunda gidiyor. |
| exam | sınav | The exam was very easy. | Sınav çok kolaydı. |
| example | örnek | Can you give me an example? | Bana bir örnek verebilir misin? |
| excited | heyecanlı | I’m so excited about the trip. | Gezi için çok heyecanlıyım. |
| exciting | heyecan verici | It was an exciting movie. | Bu heyecan verici bir filmdi. |
| exercise | egzersiz | I do exercise every morning. | Her sabah egzersiz yaparım. |
| expensive | pahalı | This watch is too expensive. | Bu saat çok pahalı. |
| explain | açıklamak | Please explain the rules. | Lütfen kuralları açıkla. |
| extra | ekstra / fazla | I need an extra chair. | Ekstra bir sandalyeye ihtiyacım var. |
| eye | göz | She has blue eyes. | Onun mavi gözleri var. |
E HARFİ:
| İngilizce | Türkçesi | Örnek Cümle | Türkçe Çevirisi |
|---|---|---|---|
| face | yüz | She washed her face. | Yüzünü yıkadı. |
| fact | gerçek | It’s a fact that water boils at 100°C. | Su 100°C’de kaynar, bu bir gerçektir. |
| fall | düşmek / sonbahar | Be careful not to fall. | Düşmemeye dikkat et. |
| false | yanlış | The answer is false. | Cevap yanlış. |
| family | aile | My family lives in Ankara. | Ailem Ankara’da yaşıyor. |
| famous | ünlü | He is a famous actor. | O ünlü bir aktör. |
| fantastic | harika | You did a fantastic job! | Harika bir iş yaptın! |
| far | uzak | The school is far from my house. | Okul evimden uzak. |
| farm | çiftlik | My uncle has a farm. | Amcamın bir çiftliği var. |
| farmer | çiftçi | The farmer works in the field. | Çiftçi tarlada çalışıyor. |
| fast | hızlı | He runs very fast. | Çok hızlı koşar. |
| fat | şişman / yağ | The cat is a bit fat. | Kedi biraz şişman. |
| father | baba | My father is a teacher. | Babam bir öğretmen. |
| favourite | en sevilen | My favourite colour is blue. | En sevdiğim renk mavidir. |
| February | Şubat | February is the shortest month. | Şubat en kısa aydır. |
| feel | hissetmek | I feel tired today. | Bugün kendimi yorgun hissediyorum. |
| feeling | his / duygu | I have a good feeling about this. | Bunun hakkında iyi bir hisim var. |
| festival | festival | We went to a music festival. | Bir müzik festivaline gittik. |
| few | birkaç | I have a few questions. | Birkaç sorum var. |
| fifteen | on beş | She is fifteen years old. | O on beş yaşında. |
| fifth | beşinci | He finished in fifth place. | Beşinci sırada bitirdi. |
| fifty | elli | My grandmother is fifty years old. | Büyükannem elli yaşında. |
| fill | doldurmak | Please fill the glass with water. | Lütfen bardağı suyla doldur. |
| film | film | We watched a funny film. | Komik bir film izledik. |
| final | final / son | The final exam is next week. | Final sınavı gelecek hafta. |
| find | bulmak | Can you find my keys? | Anahtarlarımı bulabilir misin? |
| fine | iyi / güzel | I’m fine, thank you. | İyiyim, teşekkür ederim. |
| finish | bitirmek | I’ll finish my homework soon. | Ödevimi yakında bitireceğim. |
| fire | ateş | The fire is very hot. | Ateş çok sıcak. |
| first | birinci | She won first prize. | Birinci ödülü kazandı. |
| fish | balık | I like grilled fish. | Izgara balığı severim. |
| five | beş | There are five apples on the table. | Masada beş elma var. |
| flat | daire / düz | They live in a small flat. | Küçük bir dairede yaşıyorlar. |
| flight | uçuş | Our flight was delayed. | Uçuşumuz gecikti. |
| floor | zemin / kat | The floor is clean. | Zemin temiz. |
| flower | çiçek | She gave me a flower. | Bana bir çiçek verdi. |
| fly | uçmak | Birds can fly. | Kuşlar uçabilir. |
| follow | takip etmek | Please follow me. | Lütfen beni takip et. |
| food | yiyecek | I love Italian food. | İtalyan yemeklerini severim. |
| foot | ayak | My foot hurts. | Ayağım ağrıyor. |
| football | futbol | We play football every Sunday. | Her pazar futbol oynarız. |
| for | için | This gift is for you. | Bu hediye senin için. |
| forget | unutmak | Don’t forget your keys! | Anahtarlarını unutma! |
| form | form / biçim | Fill in this form, please. | Lütfen bu formu doldurun. |
| forty | kırk | He is forty years old. | O kırk yaşında. |
| four | dört | I have four brothers. | Dört erkek kardeşim var. |
| fourteen | on dört | She is fourteen years old. | O on dört yaşında. |
| fourth | dördüncü | I live on the fourth floor. | Dördüncü katta yaşıyorum. |
| free | ücretsiz / özgür | The tickets are free. | Biletler ücretsiz. |
| Friday | Cuma | We have a meeting on Friday. | Cuma günü bir toplantımız var. |
| friend | arkadaş | My best friend is Ali. | En iyi arkadaşım Ali. |
| friendly | arkadaşça / dost canlısı | The people here are very friendly. | Buradaki insanlar çok dost canlısı. |
| from | -den / -dan | I’m from Turkey. | Türkiye’denim. |
| front | ön / ön taraf | The door is at the front of the house. | Kapı evin ön tarafında. |
| fruit | meyve | I eat fresh fruit every day. | Her gün taze meyve yerim. |
| full | dolu | The glass is full. | Bardak dolu. |
| fun | eğlence | We had a lot of fun. | Çok eğlendik. |
| funny | komik | That movie was really funny. | O film gerçekten komikti. |
| future | gelecek | What are your plans for the future? | Gelecek için planların neler? |
G HARFİ:
| İngilizce | Türkçesi | Örnek Cümle | Türkçe Çevirisi |
|---|---|---|---|
| game | oyun | Let’s play a game together. | Hadi birlikte bir oyun oynayalım. |
| garden | bahçe | There are many flowers in the garden. | Bahçede birçok çiçek var. |
| geography | coğrafya | Geography is my favourite subject. | Coğrafya en sevdiğim derstir. |
| get | almak / ulaşmak | I need to get a new phone. | Yeni bir telefon almam gerekiyor. |
| girl | kız | The girl is reading a book. | Kız bir kitap okuyor. |
| girlfriend | kız arkadaş | His girlfriend is very kind. | Kız arkadaşı çok nazik. |
| give | vermek | Please give me the pen. | Lütfen bana kalemi ver. |
| glass | cam / bardak | I broke a glass by accident. | Yanlışlıkla bir bardak kırdım. |
| go | gitmek | I go to school every morning. | Her sabah okula giderim. |
| good | iyi | This is a good idea. | Bu iyi bir fikir. |
| goodbye | hoşça kal / güle güle | Goodbye, see you tomorrow! | Hoşça kal, yarın görüşürüz! |
| grandfather | büyükbaba | My grandfather is 80 years old. | Büyükbabam 80 yaşında. |
| grandmother | büyükanne | My grandmother makes delicious cakes. | Büyükanne harika kekler yapar. |
| grandparent | büyük ebeveyn | I love my grandparents very much. | Büyük ebeveynlerimi çok seviyorum. |
| great | harika / mükemmel | You did a great job! | Harika bir iş yaptın! |
| green | yeşil | The grass is green. | Çimen yeşildir. |
| grey | gri | He is wearing a grey jacket. | Gri bir ceket giyiyor. |
| group | grup | We work in a group at school. | Okulda bir grup içinde çalışıyoruz. |
| grow | büyümek / yetişmek | Flowers grow in the garden. | Çiçekler bahçede büyür. |
| guess | tahmin etmek | Can you guess my age? | Yaşımı tahmin edebilir misin? |
| guitar | gitar | He can play the guitar very well. | Gitarı çok iyi çalabiliyor. |
| gym | spor salonu | I go to the gym twice a week. | Haftada iki kez spor salonuna giderim. |
H HARFİ:
| İngilizce | Türkçesi | Örnek Cümle | Türkçe Çevirisi |
|---|---|---|---|
| hair | saç | She has long brown hair. | Uzun kahverengi saçları var. |
| half | yarım | I ate half of the cake. | Pastanın yarısını yedim. |
| hand | el | My hand is cold. | Elim soğuk. |
| happen | olmak / meydana gelmek | What will happen next? | Şimdi ne olacak? |
| happy | mutlu | I’m very happy today. | Bugün çok mutluyum. |
| hard | zor / sıkı | This test is very hard. | Bu sınav çok zor. |
| hat | şapka | He’s wearing a hat. | Şapka takıyor. |
| hate | nefret etmek | I hate getting up early. | Erken kalkmaktan nefret ederim. |
| have | sahip olmak | I have a new car. | Yeni bir arabam var. |
| have to | zorunda olmak | I have to study tonight. | Bu gece ders çalışmak zorundayım. |
| he | o (erkek) | He is my brother. | O benim erkek kardeşim. |
| head | baş | My head hurts. | Başım ağrıyor. |
| health | sağlık | Health is very important. | Sağlık çok önemlidir. |
| healthy | sağlıklı | Eating fruit is healthy. | Meyve yemek sağlıklıdır. |
| hear | duymak | I can’t hear you. | Seni duyamıyorum. |
| hello | merhaba | Hello, how are you? | Merhaba, nasılsın? |
| help | yardım etmek | Can you help me, please? | Bana yardım eder misin lütfen? |
| her | onun (kadın) / ona | This is her bag. | Bu onun çantası. |
| here | burada | Come here, please. | Lütfen buraya gel. |
| hey | hey | Hey, what are you doing? | Hey, ne yapıyorsun? |
| hi | selam | Hi, nice to meet you! | Selam, tanıştığıma memnun oldum! |
| high | yüksek | The mountain is very high. | Dağ çok yüksek. |
| him | ona / onu (erkek) | I saw him at the park. | Onu parkta gördüm. |
| his | onun (erkek) | That’s his phone. | O onun telefonu. |
| history | tarih | I love history classes. | Tarih derslerini seviyorum. |
| hobby | hobi | My hobby is drawing. | Hobim resim yapmaktır. |
| holiday | tatil | We’re going on holiday next week. | Gelecek hafta tatile gidiyoruz. |
| home | ev | Let’s go home now. | Hadi şimdi eve gidelim. |
| homework | ödev | I have a lot of homework. | Çok ödevim var. |
| hope | ummak / umut etmek | I hope you feel better soon. | Umarım yakında kendini daha iyi hissedersin. |
| horse | at | The horse is running fast. | At hızlı koşuyor. |
| hospital | hastane | He works in a hospital. | O bir hastanede çalışıyor. |
| hot | sıcak | The tea is very hot. | Çay çok sıcak. |
| hotel | otel | We stayed at a nice hotel. | Güzel bir otelde kaldık. |
| hour | saat (zaman birimi) | The film lasts two hours. | Film iki saat sürüyor. |
| house | ev | Their house is big and beautiful. | Evleri büyük ve güzel. |
| how | nasıl | How are you today? | Bugün nasılsın? |
| however | ancak / fakat | I’m tired; however, I’ll come. | Yorgunum; ancak geleceğim. |
| hundred | yüz | There are hundred students in the school. | Okulda yüz öğrenci var. |
| hungry | aç | I’m very hungry right now. | Şu anda çok açım. |
| husband | koca / eş | Her husband is a doctor. | Kocası bir doktor. |
I HARFİ:
| İngilizce | Türkçesi | Örnek Cümle | Türkçe Çevirisi |
|---|---|---|---|
| I | ben | I am a student. | Ben bir öğrenciyim. |
| ice | buz | The lake is covered with ice. | Göl buzla kaplı. |
| ice cream | dondurma | Let’s eat some ice cream. | Hadi biraz dondurma yiyelim. |
| idea | fikir | That’s a great idea! | Bu harika bir fikir! |
| if | eğer | If it rains, we’ll stay at home. | Eğer yağmur yağarsa evde kalırız. |
| imagine | hayal etmek | Can you imagine living on Mars? | Mars’ta yaşadığını hayal edebiliyor musun? |
| important | önemli | Health is very important. | Sağlık çok önemlidir. |
| improve | geliştirmek | I want to improve my English. | İngilizcemi geliştirmek istiyorum. |
| in | içinde | The keys are in my bag. | Anahtarlar çantamın içinde. |
| include | içermek / dahil etmek | The price includes breakfast. | Fiyata kahvaltı dahildir. |
| information | bilgi | I need more information about this topic. | Bu konu hakkında daha fazla bilgiye ihtiyacım var. |
| interest | ilgi | He has an interest in history. | Tarihe ilgisi var. |
| interested | ilgili / meraklı | I’m interested in art. | Sanatla ilgileniyorum. |
| interesting | ilginç | This book is really interesting. | Bu kitap gerçekten ilginç. |
| internet | internet | I found it on the internet. | Onu internette buldum. |
| interview | röportaj / mülakat | I have a job interview tomorrow. | Yarın bir iş görüşmem var. |
| into | içine / -e doğru | She walked into the room. | Odaya doğru yürüdü. |
| introduce | tanıtmak / tanıştırmak | Let me introduce you to my friend. | Seni arkadaşımla tanıştırayım. |
| island | ada | We spent our holiday on an island. | Tatilimizi bir adada geçirdik. |
| it | o (cansız varlıklar veya hayvanlar için) | It is raining outside. | Dışarıda yağmur yağıyor. |
| its | onun (cansız varlıklar/hayvanlar için) | The cat is licking its paw. | Kedi patisini yalıyor. |
J HARFİ:
| İngilizce | Türkçesi | Örnek Cümle | Türkçe Çevirisi |
|---|---|---|---|
| jacket | ceket | He’s wearing a black jacket. | Siyah bir ceket giyiyor. |
| January | Ocak | January is the first month of the year. | Ocak yılın ilk ayıdır. |
| jeans | kot pantolon | I bought a new pair of jeans. | Yeni bir kot pantolon aldım. |
| job | iş / meslek | She got a new job last week. | Geçen hafta yeni bir işe girdi. |
| join | katılmak | Would you like to join our team? | Ekibimize katılmak ister misin? |
| journey | yolculuk | The journey took five hours. | Yolculuk beş saat sürdü. |
| juice | meyve suyu | I’d like some orange juice, please. | Biraz portakal suyu alabilir miyim lütfen? |
| July | Temmuz | We usually go on vacation in July. | Genellikle Temmuz ayında tatile gideriz. |
| June | Haziran | School finishes in June. | Okul Haziran ayında biter. |
| just | sadece / az önce | I just finished my homework. | Ödevimi az önce bitirdim. |
K HARFİ:
| İngilizce | Türkçesi | Örnek Cümle | Türkçe Çevirisi |
|---|---|---|---|
| keep | tutmak / saklamak | Please keep this book safe. | Lütfen bu kitabı güvende tut. |
| key | anahtar | I lost my key yesterday. | Anahtarımı dün kaybettim. |
| kilometre | kilometre | The town is 10 kilometres away. | Kasaba 10 kilometre uzaklıkta. |
| kind (type) | tür / çeşit | What kind of music do you like? | Ne tür müzikten hoşlanırsın? |
| kitchen | mutfak | There is a new oven in the kitchen. | Mutfakta yeni bir fırın var. |
| know | bilmek / tanımak | I know the answer. | Cevabı biliyorum. |
L HARFİ:
| İngilizce | Türkçesi | Örnek Cümle | Türkçe Çevirisi |
|---|---|---|---|
| land | arazi / kara | The plane will land soon. | Uçak yakında inecek. |
| language | dil | English is an international language. | İngilizce uluslararası bir dildir. |
| large | büyük | They live in a large house. | Büyük bir evde yaşıyorlar. |
| last (final) | son | This is the last chapter. | Bu son bölüm. |
| late | geç | I am late for school. | Okula geç kaldım. |
| later | sonra | I’ll call you later. | Seni sonra arayacağım. |
| laugh | gülmek | She always makes me laugh. | O her zaman beni güldürür. |
| learn | öğrenmek | I want to learn English. | İngilizce öğrenmek istiyorum. |
| leave | ayrılmak / bırakmak | We leave for vacation tomorrow. | Yarın tatile çıkıyoruz. |
| left | sol / bırakılan | Turn left at the corner. | Köşeden sola dön. |
| leg | bacak | My leg hurts after running. | Koşudan sonra bacağım ağrıyor. |
| lesson | ders | Today’s lesson is interesting. | Bugünkü ders ilginç. |
| let | izin vermek | Please let me help you. | Lütfen sana yardım etmeme izin ver. |
| letter | mektup / harf | I wrote a letter to my friend. | Arkadaşıma bir mektup yazdım. |
| library | kütüphane | I study in the library. | Kütüphanede ders çalışırım. |
| lie | yalan söylemek / uzanmak | Don’t lie to me. | Bana yalan söyleme. |
| life | yaşam / hayat | Health is important for a happy life. | Sağlık mutlu bir yaşam için önemlidir. |
| light (from the sun/a lamp) | ışık | The room is full of light. | Oda ışıkla dolu. |
| like (similar) | gibi | She looks like her mother. | O annesine benziyor. |
| like (find sb/sth pleasant) | sevmek / hoşlanmak | I really like this song. | Bu şarkıyı gerçekten seviyorum. |
| line | çizgi / sıra | Stand in a line, please. | Lütfen sıraya geçin. |
| lion | aslan | The lion is the king of the jungle. | Aslan ormanın kralıdır. |
| list | liste | Make a list of your favorite books. | Favori kitaplarının bir listesini yap. |
| listen | dinlemek | Please listen carefully. | Lütfen dikkatlice dinleyin. |
| little | küçük / az | I have a little money left. | Az param kaldı. |
| live | yaşamak / ikamet etmek | I live in Istanbul. | İstanbul’da yaşıyorum. |
| local | yerel | I prefer local food. | Yerel yiyecekleri tercih ederim. |
| long | uzun | The movie was very long. | Film çok uzundu. |
| look | bakmak | Look at that beautiful view! | Şu güzel manzaraya bak! |
| lose | kaybetmek | I always lose my keys. | Anahtarlarımı hep kaybederim. |
| lot | çok / bir sürü | I have a lot of homework. | Çok fazla ödevim var. |
| love | sevmek / aşk | I love my family. | Ailemi seviyorum. |
| lunch | öğle yemeği | We had lunch at 1 p.m. | Öğle yemeğini saat 13:00’te yedik. |
M HARFİ:
| İngilizce | Türkçesi | Örnek Cümle | Türkçe Çevirisi |
|---|---|---|---|
| machine | makine | The factory has many machines. | Fabrikada birçok makine var. |
| magazine | dergi | I read a fashion magazine. | Bir moda dergisi okudum. |
| main | ana / başlıca | The main reason is health. | Başlıca sebep sağlık. |
| make | yapmak | I want to make a cake. | Bir kek yapmak istiyorum. |
| man | adam | The man is very tall. | Adam çok uzun. |
| many | birçok | She has many friends. | Onun birçok arkadaşı var. |
| map | harita | Look at the map to find the city. | Şehri bulmak için haritaya bak. |
| March | Mart | My birthday is in March. | Doğum günüm Mart ayında. |
| market | pazar / market | We buy vegetables at the market. | Sebzeleri pazardan alırız. |
| married | evli | She is married with two children. | O, iki çocuklu evli. |
| match (contest) | maç / karşılaşma | The football match starts at 7 p.m. | Futbol maçı saat 19:00’da başlıyor. |
| May | Mayıs | We go on vacation in May. | Mayıs’ta tatile gideriz. |
| maybe | belki | Maybe it will rain tomorrow. | Belki yarın yağmur yağar. |
| me | beni / bana | Can you help me? | Bana yardım edebilir misin? |
| meal | yemek | We had a delicious meal. | Lezzetli bir yemek yedik. |
| mean | anlamına gelmek | What does this word mean? | Bu kelime ne anlama geliyor? |
| meaning | anlam | I don’t understand the meaning. | Anlamını anlamıyorum. |
| meat | et | I like grilled meat. | Izgara eti severim. |
| meet | buluşmak / tanışmak | I will meet my friend at 5. | Saat 5’te arkadaşımla buluşacağım. |
| meeting | toplantı | We have a meeting tomorrow. | Yarın bir toplantımız var. |
| member | üye | She is a member of the club. | O kulübün üyesi. |
| menu | menü | Can I see the menu, please? | Menüyü görebilir miyim lütfen? |
| message | mesaj | I sent you a message. | Sana bir mesaj gönderdim. |
| metre | metre | The room is three metres long. | Oda üç metre uzunluğunda. |
| midnight | gece yarısı | The train arrives at midnight. | Tren gece yarısı varıyor. |
| mile | mil | The town is ten miles away. | Kasaba on mil uzaklıkta. |
| milk | süt | I drink milk every morning. | Her sabah süt içerim. |
| million | milyon | The city has over a million people. | Şehirde bir milyondan fazla insan var. |
| minute | dakika | Wait a minute, please. | Lütfen bir dakika bekleyin. |
| miss | özlemek / kaçırmak | I miss my family. | Ailemi özlüyorum. |
| mistake | hata | I made a mistake. | Bir hata yaptım. |
| model | model | She is a fashion model. | O bir moda modeli. |
| modern | modern | They live in a modern house. | Modern bir evde yaşıyorlar. |
| moment | an / anlık | Wait a moment, please. | Lütfen bir an bekleyin. |
| Monday | Pazartesi | The meeting is on Monday. | Toplantı Pazartesi günü. |
| money | para | I need some money. | Biraz paraya ihtiyacım var. |
| month | ay | This month is very busy. | Bu ay çok yoğun. |
| more | daha fazla | I want more coffee. | Daha fazla kahve istiyorum. |
| morning | sabah | I go for a walk in the morning. | Sabahları yürüyüşe çıkarım. |
| most | çoğu / en | Most people like chocolate. | Çoğu insan çikolatayı sever. |
| mother | anne | My mother is a teacher. | Annem öğretmen. |
| mountain | dağ | We climbed a high mountain. | Yüksek bir dağa tırmandık. |
| mouse | fare | The mouse is small and gray. | Fare küçük ve gri. |
| mouth | ağız | Open your mouth wide. | Ağzını geniş aç. |
| move | taşınmak / hareket etmek | We will move to a new house. | Yeni bir eve taşınacağız. |
| movie | film | Let’s watch a movie tonight. | Bu akşam bir film izleyelim. |
| much | çok | I don’t have much time. | Çok zamanım yok. |
| mum | anne | My mum is very kind. | Annem çok nazik. |
| museum | müze | We visited the museum yesterday. | Dün müzeyi gezdik. |
| music | müzik | I listen to music every day. | Her gün müzik dinlerim. |
| must | zorunda olmak / -meli / -malı | You must wear a helmet. | Kask takmak zorundasın. |
| my | benim | This is my book. | Bu benim kitabım. |
N HARFİ:
| İngilizce | Türkçesi | Örnek Cümle | Türkçe Çevirisi |
|---|---|---|---|
| name | isim | My name is Ahmet. | Benim adım Ahmet. |
| natural | doğal | This juice is made from natural fruits. | Bu meyve suyu doğal meyvelerden yapılmıştır. |
| near | yakın | The school is near my house. | Okul evime yakın. |
| need | ihtiyacı olmak / gerek duymak | I need a new bag. | Yeni bir çantaya ihtiyacım var. |
| negative | olumsuz | The test result was negative. | Test sonucu olumsuzdu. |
| neighbour | komşu | My neighbour is very friendly. | Komşum çok arkadaş canlısı. |
| never | asla | I have never been to Paris. | Hiç Paris’e gitmedim. |
| new | yeni | I bought a new phone. | Yeni bir telefon aldım. |
| news | haber | I watched the news on TV. | Televizyonda haberleri izledim. |
| newspaper | gazete | I read the newspaper every morning. | Her sabah gazete okurum. |
| next | sonraki / bir sonraki | What is the next station? | Bir sonraki durak neresi? |
| next to | bitişiğinde / yanında | The bank is next to the school. | Banka okulun yanında. |
| nice | güzel / hoş | She is a nice person. | O güzel bir insan. |
| night | gece | I sleep well at night. | Gece iyi uyurum. |
| nine | dokuz | There are nine students in the class. | Sınıfta dokuz öğrenci var. |
| nineteen | on dokuz | She is nineteen years old. | O on dokuz yaşında. |
| ninety | doksan | There are ninety pages in this book. | Bu kitapta doksan sayfa var. |
| no | hayır / yok | There is no milk in the fridge. | Buzdolabında süt yok. |
| no one | hiç kimse | No one came to the party. | Partiye hiç kimse gelmedi. |
| nobody | hiç kimse | Nobody knows the answer. | Hiç kimse cevabı bilmiyor. |
| north | kuzey | Turkey is in the north of the equator. | Türkiye ekvatorun kuzeyindedir. |
| nose | burun | My nose is cold. | Burnum soğuk. |
| not | değil | I am not tired. | Yorgun değilim. |
| note | not / kısa yazı | I left a note on the table. | Masanın üzerine bir not bıraktım. |
| nothing | hiçbir şey | There is nothing in the box. | Kutuda hiçbir şey yok. |
| November | Kasım | My birthday is in November. | Doğum günüm Kasım ayında. |
| now | şimdi | I’m busy now. | Şu anda meşgulüm. |
| number | sayı / numara | What is your phone number? | Telefon numaran nedir? |
| nurse | hemşire | The nurse helped me at the hospital. | Hemşire hastanede bana yardım etti. |
O HARFİ:
| İngilizce | Türkçesi | Örnek Cümle | Türkçe Çevirisi |
|---|---|---|---|
| object | nesne / cisim | This object is very old. | Bu nesne çok eski. |
| o’clock | saat | It is five o’clock now. | Şu anda saat beş. |
| October | Ekim | Halloween is in October. | Cadılar Bayramı Ekim ayında. |
| of | -ın / -in / -den | The cover of the book is blue. | Kitabın kapağı mavi. |
| off | kapalı / uzak / dışında | Please turn off the light. | Lütfen ışığı kapat. |
| office | ofis / büro | I work in an office. | Bir ofiste çalışıyorum. |
| often | sık sık | I often go to the gym. | Sık sık spor salonuna giderim. |
| oh | ah / oh | Oh, I forgot my keys! | Ah, anahtarlarımı unuttum! |
| OK | tamam | Is that OK with you? | Bu senin için tamam mı? |
| old | eski / yaşlı | My grandfather is very old. | Büyükbabam çok yaşlı. |
| on | üzerinde / açık | The book is on the table. | Kitap masanın üzerinde. |
| once | bir kez / bir zamanlar | I have been there once. | Oraya bir kez gitmiştim. |
| one | bir | I have one brother. | Bir erkek kardeşim var. |
| onion | soğan | I need an onion for the soup. | Çorba için bir soğana ihtiyacım var. |
| online | çevrimiçi | I bought this book online. | Bu kitabı çevrimiçi aldım. |
| only | sadece | I only have ten minutes. | Sadece on dakikam var. |
| open | açmak / açık | Please open the window. | Lütfen pencereyi aç. |
| opinion | görüş / fikir | What is your opinion? | Senin görüşün nedir? |
| opposite | karşı / zıt | My house is opposite the school. | Evim okulun karşısında. |
| or | veya | Do you want tea or coffee? | Çay mı yoksa kahve mi istersin? |
| orange | portakal / turuncu | I like orange juice. | Portakal suyunu severim. |
| order | sipariş / düzen | I’d like to order a pizza. | Bir pizza sipariş etmek istiyorum. |
| other | diğer | Do you have other books? | Başka kitapların var mı? |
| our | bizim | This is our house. | Bu bizim evimiz. |
| out | dışarı | Let’s go out tonight. | Bu gece dışarı çıkalım. |
| outside | dışarıda | The children are playing outside. | Çocuklar dışarıda oynuyor. |
| over | üzerinde / bitmiş | The picture is over the sofa. | Resim kanepenin üzerinde. |
| own | sahip olmak / kendi | I have my own room. | Kendi odam var. |
P HARFİ:
| İngilizce | Türkçesi | Örnek Cümle | Türkçe Çevirisi |
|---|---|---|---|
| page | sayfa | Turn to page 10, please. | Lütfen 10. sayfaya geçin. |
| paint | boyamak | I want to paint the walls blue. | Duvarları mavi boyamak istiyorum. |
| painting | tablo / resim | This painting is very beautiful. | Bu tablo çok güzel. |
| pair | çift | I bought a pair of shoes. | Bir çift ayakkabı aldım. |
| paper | kağıt | I need a paper for my notes. | Notlarım için kağıda ihtiyacım var. |
| paragraph | paragraf | Write a paragraph about your hobby. | Hobiniz hakkında bir paragraf yazın. |
| parent | ebeveyn | My parents are very kind. | Ebeveynlerim çok nazik. |
| park | park | The children are playing in the park. | Çocuklar parkta oynuyor. |
| part | bölüm / parça | This is an important part of the book. | Bu kitabın önemli bir bölümü. |
| partner | ortak / partner | She is my business partner. | O benim iş ortağım. |
| party | parti | We are going to a party tonight. | Bu akşam bir partiye gidiyoruz. |
| passport | pasaport | Don’t forget your passport. | Pasaportunu unutma. |
| past | geçmiş | We talked about the past. | Geçmiş hakkında konuştuk. |
| pay | ödemek | I need to pay the bill. | Faturayı ödemem gerekiyor. |
| pen | kalem | I lost my pen. | Kalemimi kaybettim. |
| pencil | kurşun kalem | Can I borrow your pencil? | Kurşun kalemini ödünç alabilir miyim? |
| people | insanlar | Many people like chocolate. | Birçok insan çikolatayı sever. |
| pepper | biber | Add some pepper to the soup. | Çorbaya biraz biber ekle. |
| perfect | mükemmel | This is a perfect day. | Bu mükemmel bir gün. |
| period | dönem / süre | The lesson lasts for one period. | Ders bir süre sürer. |
| person | kişi / insan | She is a kind person. | O nazik bir insan. |
| personal | kişisel | This is my personal opinion. | Bu benim kişisel görüşüm. |
| phone | telefon | I called you on the phone. | Seni telefonda aradım. |
| photo | fotoğraf | I took a photo of the sunset. | Gün batımının fotoğrafını çektim. |
| photograph | fotoğraf | She has many photographs on the wall. | Duvarında birçok fotoğraf var. |
| phrase | ifade / deyim | Learn this phrase for the exam. | Bu ifadeyi sınav için öğren. |
| piano | piyano | He plays the piano very well. | Piyanoyu çok iyi çalıyor. |
| picture | resim / fotoğraf | Look at this picture. | Bu resme bak. |
| piece | parça | I want a piece of cake. | Bir parça kek istiyorum. |
| pig | domuz | The pig is in the farm. | Domuz çiftlikte. |
| pink | pembe | She is wearing a pink dress. | Pembe bir elbise giymiş. |
| place | yer | This is a nice place. | Burası güzel bir yer. |
| plan | plan | I have a plan for the weekend. | Hafta sonu için bir planım var. |
| plane | uçak | The plane is flying high. | Uçak yüksekten uçuyor. |
| plant | bitki / dikmek | I like to plant flowers. | Çiçek dikmeyi severim. |
| play | oynamak / çalmak | The children play in the garden. | Çocuklar bahçede oynuyor. |
| player | oyuncu | He is a famous football player. | O ünlü bir futbol oyuncusu. |
| please | lütfen | Please sit down. | Lütfen oturun. |
| point | nokta / işaret etmek | Point to the correct answer. | Doğru cevabı işaret et. |
| police | polis | The police caught the thief. | Polis hırsızı yakaladı. |
| policeman | polis memuru | The policeman helped me. | Polis memuru bana yardım etti. |
| pool | havuz | The children are swimming in the pool. | Çocuklar havuzda yüzüyor. |
| poor | fakir / zavallı | The poor man needs help. | Fakir adamın yardıma ihtiyacı var. |
| popular | popüler | This singer is very popular. | Bu şarkıcı çok popüler. |
| positive | olumlu / pozitif | Try to stay positive. | Pozitif kalmaya çalış. |
| possible | mümkün | Is it possible to finish today? | Bugün bitirmek mümkün mü? |
| post | posta / göndermek | I will post the letter tomorrow. | Mektubu yarın postalayacağım. |
| potato | patates | I like fried potato. | Kızarmış patatesi severim. |
| pound | pound / İngiliz sterlini | The book costs ten pounds. | Kitap on sterlin. |
| practice | alıştırma / uygulama | I need more practice in English. | İngilizce’de daha fazla alıştırmaya ihtiyacım var. |
| practise | uygulamak / pratik yapmak | You should practise every day. | Her gün pratik yapmalısın. |
| prefer | tercih etmek | I prefer tea to coffee. | Çayı kahveye tercih ederim. |
| prepare | hazırlamak | I will prepare dinner. | Akşam yemeğini hazırlayacağım. |
| present | hediye / sunmak | I bought a present for her. | Ona bir hediye aldım. |
| pretty | güzel / hoş | She is very pretty. | O çok güzel. |
| price | fiyat | What is the price of this bag? | Bu çantanın fiyatı nedir? |
| probably | muhtemelen | It will probably rain tomorrow. | Muhtemelen yarın yağmur yağacak. |
| problem | sorun | We have a problem with the computer. | Bilgisayarda bir sorunumuz var. |
| product | ürün | This product is very popular. | Bu ürün çok popüler. |
| programme | program | I watched a TV programme. | Bir TV programı izledim. |
| project | proje | We are working on a school project. | Okul projesi üzerinde çalışıyoruz. |
| purple | mor | She is wearing a purple scarf. | Mor bir eşarp takıyor. |
| put | koymak / yerleştirmek | Put the book on the table. | Kitabı masanın üzerine koy. |
Q HARFİ:
| İngilizce | Türkçesi | Örnek Cümle | Türkçe Çevirisi |
|---|---|---|---|
| quarter | çeyrek / dörtte bir | I ate a quarter of the pizza. | Pizzanın dörtte birini yedim. |
| question | soru | Can I ask you a question? | Sana bir soru sorabilir miyim? |
| quick | hızlı | He is a quick runner. | O hızlı bir koşucudur. |
| quickly | çabuk / hızlı bir şekilde | She finished her homework quickly. | Ödevini hızlı bir şekilde bitirdi. |
| quiet | sessiz / sakin | Please be quiet in the library. | Lütfen kütüphanede sessiz olun. |
| quite | oldukça | This movie is quite interesting. | Bu film oldukça ilginç. |
R HARFİ:
| İngilizce | Türkçesi | Örnek Cümle | Türkçe Çevirisi |
|---|---|---|---|
| radio | radyo | I listen to the radio every morning. | Her sabah radyo dinlerim. |
| rain | yağmur | It’s going to rain today. | Bugün yağmur yağacak. |
| read | okumak | I like to read books. | Kitap okumayı severim. |
| reader | okuyucu | He is an avid reader. | O hevesli bir okuyucudur. |
| reading | okuma | Reading helps improve your vocabulary. | Okuma kelime dağarcığını geliştirmeye yardımcı olur. |
| ready | hazır | I am ready for the exam. | Sınava hazırım. |
| real | gerçek | Is this a real diamond? | Bu gerçek bir elmas mı? |
| really | gerçekten | I really like this song. | Bu şarkıyı gerçekten seviyorum. |
| reason | sebep | What is the reason for your visit? | Ziyaretinizin sebebi nedir? |
| red | kırmızı | She is wearing a red dress. | Kırmızı bir elbise giymiş. |
| relax | rahatlamak | I like to relax on weekends. | Hafta sonları rahatlamayı severim. |
| remember | hatırlamak | Remember to bring your book. | Kitabını getirmeyi unutma. |
| repeat | tekrarlamak | Please repeat the question. | Lütfen soruyu tekrar edin. |
| report | rapor | I wrote a report for school. | Okul için bir rapor yazdım. |
| restaurant | restoran | We had dinner at a restaurant. | Bir restoranda akşam yemeği yedik. |
| result | sonuç | The result of the test was good. | Testin sonucu iyiydi. |
| return | geri dönmek / iade etmek | I will return the book tomorrow. | Kitabı yarın geri vereceğim. |
| rice | pirinç | I eat rice with chicken. | Tavukla birlikte pirinç yerim. |
| rich | zengin | He is very rich. | O çok zengin. |
| ride | binmek / sürmek | I like to ride my bike. | Bisikletime binmeyi severim. |
| right | doğru / sağ | Turn right at the corner. | Köşeden sağa dön. |
| river | nehir | The river flows through the city. | Nehir şehrin içinden akıyor. |
| road | yol | This road is very busy. | Bu yol çok yoğun. |
| room | oda | I cleaned my room today. | Bugün odamı temizledim. |
| routine | rutin | I have a morning routine. | Sabah bir rutinim var. |
| rule | kural | You must follow the school rules. | Okul kurallarına uymalısın. |
| run | koşmak | I run every morning. | Her sabah koşarım. |
S HARFİ:
| İngilizce | Türkçesi | Örnek Cümle | Türkçe Çevirisi |
|---|---|---|---|
| sad | üzgün | She feels sad today. | Bugün üzgün hissediyor. |
| salad | salata | I ate a fresh salad for lunch. | Öğle yemeğinde taze bir salata yedim. |
| salt | tuz | Add some salt to the soup. | Çorbaya biraz tuz ekle. |
| same | aynı | We have the same shoes. | Aynı ayakkabıya sahibiz. |
| sandwich | sandviç | I had a sandwich for breakfast. | Kahvaltıda bir sandviç yedim. |
| Saturday | Cumartesi | We will go shopping on Saturday. | Cumartesi günü alışverişe gideceğiz. |
| say | söylemek | What did you say? | Ne söyledin? |
| school | okul | The children go to school every day. | Çocuklar her gün okula gider. |
| science | bilim | I like science lessons. | Bilim derslerini severim. |
| scientist | bilim insanı | Marie Curie was a famous scientist. | Marie Curie ünlü bir bilim insanıydı. |
| sea | deniz | We swam in the sea during the holiday. | Tatilde denizde yüzdük. |
| second | ikinci / saniye | This is my second visit to London. | Bu Londra’ya ikinci gelişim. |
| section | bölüm | Read the first section of the book. | Kitabın ilk bölümünü oku. |
| see | görmek | I can see the mountains from here. | Buradan dağları görebiliyorum. |
| sell | satmak | They sell fresh bread at the bakery. | Fırında taze ekmek satıyorlar. |
| send | göndermek | I will send you an email. | Sana bir e-posta göndereceğim. |
| sentence | cümle | Write a sentence using this word. | Bu kelimeyi kullanarak bir cümle yaz. |
| September | Eylül | School starts in September. | Okul Eylül’de başlar. |
| seven | yedi | There are seven days in a week. | Bir haftada yedi gün vardır. |
| seventeen | on yedi | She is seventeen years old. | O on yedi yaşında. |
| seventy | yetmiş | My grandfather is seventy years old. | Büyükbabam yetmiş yaşında. |
| share | paylaşmak | Please share your book with me. | Lütfen kitabını benimle paylaş. |
| she | o (kadın için) | She is my friend. | O benim arkadaşım. |
| sheep | koyun | The sheep are in the field. | Koyunlar tarlada. |
| shirt | gömlek | He is wearing a blue shirt. | Mavi bir gömlek giymiş. |
| shoe | ayakkabı | I bought new shoes yesterday. | Dün yeni ayakkabılar aldım. |
| shop | dükkan / mağaza | I went to the shop to buy bread. | Ekmek almak için dükkâna gittim. |
| shopping | alışveriş | We went shopping on Saturday. | Cumartesi günü alışverişe gittik. |
| short | kısa | He is very short. | O çok kısa. |
| should | -meli / -malı | You should eat healthy food. | Sağlıklı yiyecekler yemelisin. |
| show | göstermek | Please show me your homework. | Lütfen ödevini göster. |
| shower | duş | I take a shower every morning. | Her sabah duş alırım. |
| sick | hasta | I feel sick today. | Bugün hasta hissediyorum. |
| similar | benzer | These two bags are very similar. | Bu iki çanta çok benzer. |
| sing | şarkı söylemek | I like to sing in the car. | Arabada şarkı söylemeyi severim. |
| singer | şarkıcı | She is a famous singer. | O ünlü bir şarkıcı. |
| sister | kız kardeş | My sister is very kind. | Kız kardeşim çok nazik. |
| sit | oturmak | Please sit here. | Lütfen buraya otur. |
| situation | durum | The situation is under control. | Durum kontrol altında. |
| six | altı | There are six apples on the table. | Masada altı elma var. |
| sixteen | on altı | She is sixteen years old. | O on altı yaşında. |
| sixty | altmış | My grandmother is sixty years old. | Büyükannem altmış yaşında. |
| skill | yetenek / beceri | He has good computer skills. | Onun iyi bilgisayar becerileri var. |
| skirt | etek | She is wearing a red skirt. | Kırmızı bir etek giymiş. |
| sleep | uyumak | I usually sleep eight hours a night. | Genellikle geceleri sekiz saat uyurum. |
| slow | yavaş | Drive slow in the city. | Şehirde yavaş sür. |
| small | küçük | I have a small car. | Küçük bir arabam var. |
| snake | yılan | A snake is in the garden. | Bahçede bir yılan var. |
| snow | kar | It snows a lot in winter. | Kışın çok kar yağar. |
| so | bu yüzden / çok | I was tired, so I went to bed early. | Yorgundum, bu yüzden erken yattım. |
| some | bazı / biraz | I need some water. | Biraz suya ihtiyacım var. |
| somebody | birisi | Somebody is at the door. | Kapıda birisi var. |
| someone | birisi | I saw someone in the park. | Parkta birisini gördüm. |
| something | bir şey | I want to tell you something. | Sana bir şey söylemek istiyorum. |
| sometimes | bazen | I sometimes go swimming. | Bazen yüzmeye giderim. |
| son | oğul | My son is six years old. | Oğlum altı yaşında. |
| song | şarkı | This is my favorite song. | Bu benim favori şarkım. |
| soon | yakında | I will call you soon. | Yakında seni arayacağım. |
| sorry | üzgün / pardon | I am sorry for being late. | Geç kaldığım için üzgünüm. |
| sound | ses | What is that sound? | Bu ses ne? |
| soup | çorba | I like chicken soup. | Tavuk çorbasını severim. |
| south | güney | Turkey is in the south of Europe and west of Asia. | Türkiye Avrupa’nın güneyinde ve Asya’nın batısında. |
| space | uzay / alan | The astronauts went to space. | Astronotlar uzaya gittiler. |
| speak | konuşmak | Can you speak English? | İngilizce konuşabilir misin? |
| special | özel | Today is a special day. | Bugün özel bir gün. |
| spell | hecelemek | Can you spell your name? | Adını heceleyebilir misin? |
| spelling | yazım / heceleme | Your spelling is correct. | Yazımın doğru. |
| spend | harcamak / geçirmek | I spend a lot of time reading. | Okuyarak çok zaman geçiririm. |
| sport | spor | Football is a popular sport. | Futbol popüler bir spordur. |
| spring | bahar | Flowers bloom in spring. | Çiçekler baharda açar. |
| stand | ayakta durmak / durmak | Please stand in line. | Lütfen sırada dur. |
| star | yıldız | The sky is full of stars. | Gökyüzü yıldızlarla dolu. |
| start | başlamak | The lesson will start soon. | Ders yakında başlayacak. |
| statement | ifade / açıklama | He made an official statement. | Resmi bir açıklama yaptı. |
| station | istasyon | The train leaves from station 5. | Tren 5. perondan kalkıyor. |
| stay | kalmak | We will stay at a hotel. | Bir otelde kalacağız. |
| still | hâlâ / durgun | I am still waiting. | Hâlâ bekliyorum. |
| stop | durmak / durdurmak | Please stop talking. | Lütfen konuşmayı durdur. |
| story | hikaye | I read an interesting story. | İlginç bir hikaye okudum. |
| street | sokak | My house is on this street. | Evim bu sokakta. |
| strong | güçlü | He is very strong. | O çok güçlü. |
| student | öğrenci | I am a student at this school. | Bu okulda öğrenciyim. |
| study | çalışmak / ders çalışmak | I study English every day. | Her gün İngilizce çalışırım. |
| style | tarz / stil | She has a unique style. | Onun benzersiz bir tarzı var. |
| subject | konu / ders | Maths is my favorite subject. | Matematik favori dersim. |
| success | başarı | Hard work leads to success. | Sıkı çalışma başarıya götürür. |
| sugar | şeker | I want sugar in my tea. | Çayımda şeker istiyorum. |
| summer | yaz | I like swimming in summer. | Yazın yüzmeyi severim. |
| sun | güneş | The sun rises in the east. | Güneş doğudan doğar. |
| Sunday | Pazar | We go to church on Sunday. | Pazar günü kiliseye gideriz. |
| supermarket | süpermarket | I bought milk at the supermarket. | Süpermarketten süt aldım. |
| sure | emin | Are you sure about this? | Bu konuda emin misin? |
| sweater | kazak | I bought a warm sweater. | Sıcak bir kazak aldım. |
| swim | yüzmek | I can swim very well. | Çok iyi yüzebilirim. |
| swimming | yüzme | Swimming is my favorite sport. | Yüzme en sevdiğim spordur. |
T HARFİ:
| İngilizce | Türkçesi | Örnek Cümle | Türkçe Çevirisi |
|---|---|---|---|
| table | masa | The book is on the table. | Kitap masanın üzerinde. |
| take | almak / götürmek | Please take this bag with you. | Lütfen bu çantayı yanına al. |
| talk | konuşmak | I want to talk to you. | Seninle konuşmak istiyorum. |
| tall | uzun | He is very tall. | O çok uzun. |
| taxi | taksi | I took a taxi to the airport. | Havaalanına taksiyle gittim. |
| tea | çay | I drink tea every morning. | Her sabah çay içerim. |
| teach | öğretmek | I teach English at school. | Okulda İngilizce öğretiyorum. |
| teacher | öğretmen | My teacher is very kind. | Öğretmenim çok nazik. |
| team | takım | Our team won the match. | Takımımız maçı kazandı. |
| teenager | genç | She is a teenager now. | O şimdi bir genç. |
| telephone | telefon | I called her on the telephone. | Onu telefonda aradım. |
| television | televizyon | I watch television in the evening. | Akşamları televizyon izlerim. |
| tell | söylemek | Can you tell me the truth? | Bana gerçeği söyleyebilir misin? |
| ten | on | There are ten apples. | On elma var. |
| tennis | tenis | I play tennis on weekends. | Hafta sonları tenis oynarım. |
| terrible | korkunç / berbat | The weather is terrible today. | Bugün hava berbat. |
| test | sınav / test | I have a test tomorrow. | Yarın bir sınavım var. |
| text | metin / mesaj | I sent a text to my friend. | Arkadaşıma bir mesaj gönderdim. |
| than | -den / -dan (karşılaştırma) | She is taller than me. | O benden daha uzun. |
| thank | teşekkür etmek | I want to thank you. | Sana teşekkür etmek istiyorum. |
| thanks | teşekkürler | Thanks for your help. | Yardımın için teşekkürler. |
| that | şu / o | That is my bag. | Şu benim çantam. |
| the | belirli tanımlık | The book is on the table. | Kitap masanın üzerinde. |
| theatre | tiyatro | We went to the theatre yesterday. | Dün tiyatroya gittik. |
| their | onların | This is their house. | Bu onların evi. |
| them | onları / onlara | I saw them at the park. | Onları parkta gördüm. |
| then | sonra / o zaman | We went to dinner and then to the cinema. | Akşam yemeğine gittik ve sonra sinemaya. |
| there | orada | The book is there. | Kitap orada. |
| they | onlar | They are my friends. | Onlar benim arkadaşlarım. |
| thing | şey | What is this thing? | Bu şey nedir? |
| think | düşünmek | I think it’s a good idea. | Bence bu iyi bir fikir. |
| third | üçüncü | She came third in the race. | Yarışta üçüncü geldi. |
| thirsty | susamış | I am very thirsty. | Çok susadım. |
| thirteen | on üç | She is thirteen years old. | O on üç yaşında. |
| thirty | otuz | I have lived here for thirty years. | Otuz yıldır burada yaşıyorum. |
| this | bu | This is my pen. | Bu benim kalemim. |
| thousand | bin | There are thousand of stars in the sky. | Gökyüzünde binlerce yıldız var. |
| three | üç | I have three brothers. | Üç erkek kardeşim var. |
| through | boyunca / içinden | We walked through the park. | Parkın içinden yürüdük. |
| Thursday | Perşembe | The meeting is on Thursday. | Toplantı Perşembe günü. |
| ticket | bilet | I bought a ticket for the concert. | Konser için bir bilet aldım. |
| time | zaman / saat | What time is it? | Saat kaç? |
| tired | yorgun | I am very tired today. | Bugün çok yorgunum. |
| title | başlık / unvan | The title of the book is interesting. | Kitabın başlığı ilginç. |
| to | -e / -a / için | I am going to school. | Okula gidiyorum. |
| today | bugün | I am busy today. | Bugün meşgulüm. |
| together | birlikte | Let’s work together. | Haydi birlikte çalışalım. |
| toilet | tuvalet | Where is the toilet? | Tuvalet nerede? |
| tomato | domates | I like tomato soup. | Domates çorbasını severim. |
| tomorrow | yarın | I will call you tomorrow. | Yarın seni arayacağım. |
| tonight | bu gece | We are going out tonight. | Bu gece dışarı çıkıyoruz. |
| too | çok / ayrıca | I am too tired. | Ben de çok yorgunum. |
| tooth | diş | I have a pain in my tooth. | Dişimde ağrı var. |
| topic | konu | The teacher chose an interesting topic. | Öğretmen ilginç bir konu seçti. |
| tourist | turist | Many tourists visit Istanbul. | Birçok turist İstanbul’u ziyaret eder. |
| town | kasaba / şehir | I live in a small town. | Küçük bir kasabada yaşıyorum. |
| traffic | trafik | There is a lot of traffic today. | Bugün çok trafik var. |
| train | tren | I go to work by train. | İşe trenle gidiyorum. |
| travel | seyahat etmek | I like to travel during summer. | Yazın seyahat etmeyi severim. |
| tree | ağaç | There is a big tree in the garden. | Bahçede büyük bir ağaç var. |
| trip | gezi / yolculuk | We went on a short trip last weekend. | Geçen hafta sonu kısa bir geziye gittik. |
| trousers | pantolon | He is wearing black trousers. | Siyah pantolon giymiş. |
| true | doğru / gerçek | Is it true? | Bu doğru mu? |
| try | denemek | I will try to help you. | Sana yardım etmeyi deneyeceğim. |
| T-shirt | tişört | I bought a new T-shirt. | Yeni bir tişört aldım. |
| Tuesday | Salı | The meeting is on Tuesday. | Toplantı Salı günü. |
| turn | dönmek | Turn left at the corner. | Köşeden sola dön. |
| TV | televizyon | I watch TV in the evening. | Akşamları televizyon izlerim. |
| twelve | on iki | My sister is twelve years old. | Kız kardeşim on iki yaşında. |
| twenty | yirmi | I have twenty books. | Yirmi kitabım var. |
| twice | iki kez | I brush my teeth twice a day. | Dişlerimi günde iki kez fırçalarım. |
| two | iki | I have two brothers. | İki erkek kardeşim var. |
| type | tür / yazmak | What type of music do you like? | Ne tür müzik seversin? |
U HARFİ:
| İngilizce | Türkçesi | Örnek Cümle | Türkçe Çevirisi |
|---|---|---|---|
| umbrella | şemsiye | Don’t forget your umbrella. | Şemsiyeni unutma. |
| uncle | amca / dayı | My uncle lives in Ankara. | Amcam Ankara’da yaşıyor. |
| under | altında | The cat is under the table. | Kedi masanın altında. |
| understand | anlamak | I don’t understand this question. | Bu soruyu anlamıyorum. |
| university | üniversite | She studies at the university. | O üniversitede okuyor. |
| until | -e kadar | I will wait until 5 PM. | Saat 5’e kadar bekleyeceğim. |
| up | yukarı | Look up at the sky. | Gökyüzüne bak. |
| upstairs | üst katta | My bedroom is upstairs. | Yatak odam üst katta. |
| us | bizi / bize | Please help us. | Lütfen bize yardım et. |
| use | kullanmak | Can I use your pen? | Kalemini kullanabilir miyim? |
| useful | faydalı | This book is very useful. | Bu kitap çok faydalı. |
| usually | genellikle | I usually wake up at 7 AM. | Genellikle sabah 7’de uyanırım. |
V HARFİ:
| İngilizce | Türkçesi | Örnek Cümle | Türkçe Çevirisi |
|---|---|---|---|
| vacation | tatil | I am going on vacation next week. | Gelecek hafta tatile gidiyorum. |
| vegetable | sebze | I like to eat fresh vegetables. | Taze sebzeler yemeyi severim. |
| very | çok | She is very happy today. | Bugün çok mutlu. |
| video | video | I watched a funny video online. | Çevrimiçi komik bir video izledim. |
| village | köy | My grandparents live in a village. | Büyükannem ve büyükbabam bir köyde yaşıyor. |
| visit | ziyaret etmek | We will visit the museum tomorrow. | Yarın müzeyi ziyaret edeceğiz. |
| visitor | ziyaretçi | The museum had many visitors yesterday. | Müze dün birçok ziyaretçi aldı. |
W HARFİ:
| İngilizce | Türkçesi | Örnek Cümle | Türkçe Çevirisi |
|---|---|---|---|
| wait | beklemek | Please wait for me. | Lütfen beni bekle. |
| waiter | garson | The waiter brought our food. | Garson yemeklerimizi getirdi. |
| wake | uyanmak | I wake up at 7 AM every day. | Her gün sabah 7’de uyanırım. |
| walk | yürümek | I like to walk in the park. | Parkta yürümeyi severim. |
| wall | duvar | There is a picture on the wall. | Duvarın üzerinde bir resim var. |
| want | istemek | I want a cup of tea. | Bir fincan çay istiyorum. |
| warm | ılık / sıcak | The weather is warm today. | Bugün hava ılık. |
| wash | yıkamak | I need to wash my hands. | Ellerimi yıkamam gerekiyor. |
| watch | izlemek / saat | I watch TV in the evening. | Akşamları televizyon izlerim. |
| water | su | I drink a lot of water. | Çok su içerim. |
| way | yol / yöntem | This is the fastest way to school. | Bu okula gitmenin en hızlı yolu. |
| we | biz | We are friends. | Biz arkadaşız. |
| wear | giymek | I usually wear a T-shirt. | Genellikle tişört giyerim. |
| weather | hava durumu | The weather is nice today. | Bugün hava güzel. |
| website | web sitesi | I found this information on a website. | Bu bilgiyi bir web sitesinde buldum. |
| Wednesday | Çarşamba | The meeting is on Wednesday. | Toplantı Çarşamba günü. |
| week | hafta | There are seven days in a week. | Bir haftada yedi gün vardır. |
| weekend | hafta sonu | I usually rest on the weekend. | Genellikle hafta sonu dinlenirim. |
| welcome | hoş geldiniz | Welcome to our home. | Evimize hoş geldiniz. |
| well | iyi / kuyu | I am feeling well today. | Bugün kendimi iyi hissediyorum. |
| west | batı | The sun sets in the west. | Güneş batıdan batar. |
| what | ne | What is your name? | Adın ne? |
| when | ne zaman | When is your birthday? | Doğum günün ne zaman? |
| where | nerede | Where is the nearest bank? | En yakın banka nerede? |
| which | hangi | Which color do you prefer? | Hangi rengi tercih edersin? |
| white | beyaz | She is wearing a white dress. | Beyaz bir elbise giymiş. |
| who | kim | Who is at the door? | Kapıda kim var? |
| why | neden | Why are you late? | Neden geç kaldın? |
| wife | eş / karı | He is with his wife. | O karısı ile birlikte. |
| will | -ecek / -acak | I will call you tomorrow. | Yarın seni arayacağım. |
| win | kazanmak | Our team will win the match. | Takımımız maçı kazanacak. |
| window | pencere | Open the window, please. | Lütfen pencereyi aç. |
| wine | şarap | He drinks wine with dinner. | Akşam yemeğinde şarap içer. |
| winter | kış | Winter is very cold here. | Burada kış çok soğuk. |
| with | ile / birlikte | I went to the park with my friend. | Arkadaşımla parka gittim. |
| without | -sız / -siz | I can’t live without music. | Müziksiz yaşayamam. |
| woman | kadın | That woman is my teacher. | O kadın benim öğretmenim. |
| wonderful | harika | We had a wonderful time. | Harika zaman geçirdik. |
| word | kelime | I don’t know this word. | Bu kelimeyi bilmiyorum. |
| work | çalışmak / iş | I work in a bank. | Bir bankada çalışıyorum. |
| worker | işçi / çalışan | The workers are on strike. | İşçiler grevde. |
| world | dünya | The world is beautiful. | Dünya çok güzel. |
| would | -er / -ardı / -erdi (şart kipi) | I would help you if I could. | Yapabilseydim sana yardım ederdim. |
| write | yazmak | I like to write letters. | Mektup yazmayı severim. |
| writer | yazar | She is a famous writer. | O ünlü bir yazar. |
| writing | yazı / yazma | I am practicing my writing. | Yazımı geliştiriyorum. |
| wrong | yanlış | You have the wrong number. | Yanlış numara çevirdiniz. |
X,Y,Z HARFİ:
| İngilizce | Türkçesi | Örnek Cümle | Türkçe Çevirisi |
|---|---|---|---|
| yeah | evet | Yeah, I understand. | Evet, anladım. |
| year | yıl | I was born last year. | Geçen yıl doğdum. |
| yellow | sarı | She bought a yellow dress. | Sarı bir elbise aldı. |
| yes | evet | Yes, I will help you. | Evet, sana yardım edeceğim. |
| yesterday | dün | I met my friend yesterday. | Dün arkadaşımla buluştum. |
| you | sen / siz | You are amazing. | Sen harikasın. |
| young | genç | My brother is very young. | Kardeşim çok genç. |
| your | senin / sizin | Is this your bag? | Bu senin çantan mı? |
| yourself | kendin / kendiniz | Take care of yourself. | Kendine iyi bak. |
| x-ray | röntgen | The doctor took an x-ray of my arm. | Doktor kolumun röntgenini çekti. |
| zero | sıfır | The temperature is zero degrees. | Sıcaklık sıfır derece. |
| zone | bölge / alan | This is a school zone. | Burası okul bölgesi. |
| zoo | hayvanat bahçesi | We visited the zoo yesterday. | Dün hayvanat bahçesini ziyaret ettik. |
| zebra | zebra | A zebra is running in the field. | Bir zebra tarlada koşuyor. |
| zip | fermuar / posta kodu | Zip your jacket; it’s cold. | Ceketin fermuarını kapat; hava soğuk. |
| zoom | zoom yapmak / hızla gitmek | The car zoomed past us. | Araba yanımızdan hızla geçti. |