Posted in

İngilizce A1 Kelimeleri

English A1 Vocabulary

Not: Bu çalışmada yer alan İngilizce A1 seviye kelimeler hazırlanırken ChatGPT ve ESL Lounge — A1 CEFR Vocabulary Word List kaynaklarından yararlanılmıştır. İngilizce A2 seviye kelimelere buradaki linkten ulaşabilirsiniz. ✅

A HARFİ:

İngilizceTürkçeİngilizce CümleTürkçe Cümle
a / anbirI have a cat.Bir kedim var.
abouthakkındaThis book is about animals.Bu kitap hayvanlar hakkında.
aboveüzerindeThe picture is above the bed.Resim yatağın üzerinde.
acrosskarşısında / karşıyaHe walked across the street.O, caddenin karşısına geçti.
actioneylem / aksiyonI like action movies.Aksiyon filmlerini severim.
activityetkinlikThe teacher gave us an activity.Öğretmen bize bir etkinlik verdi.
actorerkek oyuncuHe is a famous actor.O, ünlü bir erkek oyuncu.
actresskadın oyuncuShe is my favorite actress.O, benim en sevdiğim kadın oyuncu.
addeklemekPlease add some sugar.Lütfen biraz şeker ekle.
addressadresWhat is your address?Adresin ne?
adultyetişkinOnly adults can enter.Sadece yetişkinler girebilir.
advicetavsiyeCan you give me some advice?Bana biraz tavsiye verebilir misin?
afraidkorkmuşI’m afraid of spiders.Örümceklerden korkarım.
aftersonraWe’ll go after lunch.Öğle yemeğinden sonra gideceğiz.
afternoonöğleden sonraSee you this afternoon.Bu öğleden sonra görüşürüz.
againtekrarTry again.Tekrar dene.
ageyaşWhat’s your age?Yaşın kaç?
agoönceI met her two years ago.Onunla iki yıl önce tanıştım.
agreekatılmakI agree with you.Sana katılıyorum.
airhavaThe air is clean today.Bugün hava temiz.
airporthavaalanıWe are going to the airport.Havaalanına gidiyoruz.
allhepsi / tümShe ate all the cake.Pastanın hepsini yedi.
alsoayrıcaHe’s smart and also kind.O zeki ve ayrıca nazik.
alwaysher zamanI always drink tea in the morning.Sabahları her zaman çay içerim.
amazingşaşırtıcı / harikaThat movie was amazing!O film harikaydı!
andveTom and Jerry are friends.Tom ve Jerry arkadaş.
angrykızgınShe is angry at me.Bana kızgın.
animalhayvanThe animal is sleeping.Hayvan uyuyor.
anotherbaşka / bir diğeriI need another pen.Başka bir kaleme ihtiyacım var.
answercevapPlease answer the question.Lütfen soruya cevap ver.
anyherhangi birDo you have any sugar?Hiç şekerin var mı?
anyoneherhangi biriAnyone can join.Herkes katılabilir.
anythingherhangi bir şeyI didn’t see anything.Hiçbir şey görmedim.
apartmentdaireMy apartment is small.Dairem küçük.
appleelmaI’m eating an apple.Bir elma yiyorum.
AprilNisanMy birthday is in April.Doğum günüm Nisan ayında.
areaalan / bölgeThis area is quiet.Bu bölge sakin.
armkolShe broke her arm.Kolunu kırdı.
aroundetrafındaThe kids ran around the park.Çocuklar parkın etrafında koştu.
arrivevarmakWe arrived late.Geç vardık.
artsanatI love art.Sanatı seviyorum.
articlemakale / yazıI read an article about space.Uzay hakkında bir makale okudum.
artistsanatçıShe’s a talented artist.O, yetenekli bir sanatçı.
asgibi / olarakShe works as a teacher.O, öğretmen olarak çalışıyor.
asksormakCan I ask a question?Bir soru sorabilir miyim?
at-de / -daShe’s at school.O, okulda.
AugustAğustosWe travel in August.Ağustos ayında seyahat ederiz.
aunthala / teyzeMy aunt lives in London.Halam Londra’da yaşıyor.
autumnsonbaharAutumn is my favorite season.Sonbahar, en sevdiğim mevsimdir.
awayuzaktaHe lives far away.O, çok uzakta yaşıyor.

B HARFİ:

İngilizceTürkçesiÖrnek CümleTürkçe Çevirisi
babybebekThe baby is sleeping.Bebek uyuyor.
backarka / geriShe came back home late.Eve geç geri döndü.
badkötüThis coffee tastes bad.Bu kahvenin tadı kötü.
bagçantaI bought a new bag.Yeni bir çanta aldım.
balltopThe kids are playing with a ball.Çocuklar topla oynuyor.
bananamuzMonkeys like bananas.Maymunlar muz sever.
bandgrupI’m in a rock band.Bir rock grubundayım.
bank (money)bankaI need to go to the bank.Bankaya gitmem gerekiyor.
bathbanyoShe is taking a bath.O banyo yapıyor.
bathroombanyo / tuvaletThe bathroom is upstairs.Banyo üst katta.
beolmakI want to be a doctor.Doktor olmak istiyorum.
beachplajWe went to the beach yesterday.Dün plaja gittik.
beautifulgüzelWhat a beautiful day!Ne güzel bir gün!
becauseçünküI stayed home because it was raining.Yağmur yağdığı için evde kaldım.
becomeolmak / haline gelmekHe wants to become a pilot.O, pilot olmak istiyor.
bedyatakI’m going to bed now.Şimdi yatağa gidiyorum.
bedroomyatak odasıMy bedroom is very small.Yatak odam çok küçük.
beerbiraHe doesn’t drink beer.O, bira içmez.
beforeönceWash your hands before eating.Yemekten önce ellerini yıka.
beginbaşlamakLet’s begin the meeting.Toplantıya başlayalım.
beginningbaşlangıçIt’s just the beginning.Bu sadece başlangıç.
behindarkasındaThe cat is behind the door.Kedi kapının arkasında.
believeinanmakI believe in you.Sana inanıyorum.
belowaltındaThe temperature is below zero.Sıcaklık sıfırın altında.
besten iyiShe is my best friend.O benim en iyi arkadaşım.
betterdaha iyiI feel better today.Bugün kendimi daha iyi hissediyorum.
betweenarasındaThe ball is between the shoes.Top ayakkabıların arasında.
bicyclebisikletI go to school by bicycle.Okula bisikletle gidiyorum.
bigbüyükThey live in a big house.Büyük bir evde yaşıyorlar.
bikebisiklet / motorI bought a new bike.Yeni bir bisiklet aldım.
billfatura / hesapCan we have the bill, please?Hesabı alabilir miyiz lütfen?
birdkuşThe bird is singing.Kuş şarkı söylüyor.
birthdaydoğum günüMy birthday is in June.Doğum günüm Haziran’da.
blacksiyahHe has a black car.Onun siyah bir arabası var.
blogblogShe writes a travel blog.O, bir seyahat blogu yazıyor.
blondesarışınShe has blonde hair.Onun sarı saçları var.
bluemaviThe sky is blue today.Bugün gökyüzü mavi.
boattekneWe went on a boat trip.Bir tekne turuna çıktık.
bodyvücutExercise is good for your body.Egzersiz vücudun için iyidir.
bookkitapI’m reading a book.Bir kitap okuyorum.
bootbotHe bought new boots for winter.Kış için yeni botlar aldı.
boredsıkılmışI’m bored at home.Evde sıkıldım.
boringsıkıcıThat movie was really boring.O film gerçekten sıkıcıydı.
borndoğmakI was born in 2005.2005’te doğdum.
bothikisi deI like both cats and dogs.Hem kedileri hem köpekleri severim.
bottleşişeThere is a bottle of water on the table.Masada bir şişe su var.
boxkutuThe shoes are in the box.Ayakkabılar kutunun içinde.
boyerkek çocukThe boy is playing football.Erkek çocuk futbol oynuyor.
boyfrienderkek arkadaşHer boyfriend is very kind.Erkek arkadaşı çok nazik.
breadekmekI ate some bread.Biraz ekmek yedim.
breakara / kırmakLet’s take a break.Hadi bir ara verelim.
breakfastkahvaltıI had eggs for breakfast.Kahvaltıda yumurta yedim.
bringgetirmekPlease bring me some water.Lütfen bana biraz su getir.
brothererkek kardeşMy brother is younger than me.Kardeşim benden küçük.
brownkahverengiShe has brown eyes.Onun kahverengi gözleri var.
buildinşa etmekThey are building a new house.Yeni bir ev inşa ediyorlar.
buildingbinaThat building is very tall.O bina çok yüksek.
busotobüsI go to work by bus.İşe otobüsle gidiyorum.
businessiş / ticaretHe runs a small business.Küçük bir iş işletiyor.
busymeşgulShe is very busy today.Bugün çok meşgul.
butamaI like coffee, but not tea.Kahveyi severim ama çayı sevmem.
buttertereyağıI need some butter for the bread.Ekmek için biraz tereyağına ihtiyacım var.
buysatın almakI want to buy a new phone.Yeni bir telefon almak istiyorum.
bytarafından / ileThis book was written by him.Bu kitap onun tarafından yazıldı.

C HARFİ:

İngilizceTürkçesiÖrnek CümleTürkçe Çevirisi
cafekafeLet’s meet at the cafe.Kafede buluşalım.
cakekekI made a chocolate cake.Çikolatalı bir kek yaptım.
callaramakI will call you tonight.Bu gece seni arayacağım.
camerakameraShe bought a new camera.Yeni bir kamera aldı.
can-ebilmek / kutuI can swim very well.Çok iyi yüzebilirim.
cannotyapamamakI cannot find my phone.Telefonumu bulamıyorum.
capitalbaşkentAnkara is the capital of Turkey.Ankara, Türkiye’nin başkentidir.
cararabaMy car is red.Arabam kırmızı.
cardkartI paid with a credit card.Kredi kartıyla ödedim.
careerkariyerShe wants a career in medicine.Tıpta bir kariyer istiyor.
carrothavuçRabbits like carrots.Tavşanlar havuç sever.
carrytaşımakCan you carry this box?Bu kutuyu taşıyabilir misin?
catkediThe cat is sleeping on the sofa.Kedi kanepede uyuyor.
CDCD / müzik diskiI bought a new CD.Yeni bir CD aldım.
centsent (para birimi)It costs fifty cents.Elli sent tutuyor.
centremerkezThe shopping centre is huge.Alışveriş merkezi çok büyük.
centuryyüzyılWe live in the 21st century.21. yüzyılda yaşıyoruz.
chairsandalyeSit on the chair, please.Lütfen sandalyeye otur.
changedeğiştirmek / para üstüI need to change my clothes.Kıyafetlerimi değiştirmem gerekiyor.
charttablo / grafikThe teacher showed us a chart.Öğretmen bize bir tablo gösterdi.
cheapucuzThis phone is very cheap.Bu telefon çok ucuz.
checkkontrol etmekPlease check your email.Lütfen e-postanı kontrol et.
cheesepeynirI like bread with cheese.Peynirl ekmek severim.
chickentavukWe had chicken for dinner.Akşam yemeğinde tavuk yedik.
childçocukEvery child needs love.Her çocuk sevgiye ihtiyaç duyar.
chocolateçikolataShe loves chocolate.O, çikolatayı sever.
chooseseçmekChoose your favorite color.Favori rengini seç.
cinemasinemaLet’s go to the cinema tonight.Bu akşam sinemaya gidelim.
cityşehirIstanbul is a big city.İstanbul büyük bir şehirdir.
classsınıfOur class starts at 9.Dersimiz saat 9’da başlıyor.
classroomsınıf odasıThe classroom is clean.Sınıf temiz.
cleantemizlemek / temizPlease clean your room.Lütfen odanı temizle.
climbtırmanmakWe will climb the mountain.Dağa tırmanacağız.
clocksaatThere is a clock on the wall.Duvarda bir saat var.
closekapatmak / yakınPlease close the window.Lütfen pencereyi kapat.
clotheskıyafetlerI bought new clothes.Yeni kıyafetler aldım.
clubkulüpI joined a music club.Bir müzik kulübüne katıldım.
coatmanto / paltoTake your coat, it’s cold.Paltosunu al, hava soğuk.
coffeekahveWould you like some coffee?Biraz kahve ister misin?
coldsoğukIt’s very cold outside.Dışarısı çok soğuk.
collegekolej / yüksekokulShe studies at a college in London.Londra’daki bir kolejde okuyor.
colourrenkWhat’s your favorite colour?En sevdiğin renk ne?
comegelmekPlease come here.Lütfen buraya gel.
commonyaygın / ortakEnglish is a common language.İngilizce yaygın bir dildir.
companyşirketMy father works for a big company.Babam büyük bir şirkette çalışıyor.
comparekarşılaştırmakLet’s compare these prices.Bu fiyatları karşılaştıralım.
completetamamlamakPlease complete the form.Lütfen formu doldur.
computerbilgisayarI use my computer every day.Her gün bilgisayarımı kullanırım.
concertkonserWe went to a concert last night.Dün gece konsere gittik.
conversationkonuşma / diyalogThey had a long conversation.Uzun bir konuşma yaptılar.
cookpişirmek / aşçıMy mom loves to cook.Annem yemek yapmayı sever.
cookingyemek pişirmeCooking is my hobby.Yemek pişirmek benim hobim.
coolserin / havalıThe weather is cool today.Hava bugün serin.
correctdoğruYour answer is correct.Cevabın doğru.
costmaliyet / fiyatHow much does it cost?Ne kadar tutuyor?
could-ebilirdiI could run faster when I was young.Gençken daha hızlı koşabilirdim.
countryülkeFrance is a beautiful country.Fransa güzel bir ülkedir.
coursekurs / dersI’m taking a course in English.İngilizce kursuna gidiyorum.
cousinkuzenMy cousin lives in Germany.Kuzenim Almanya’da yaşıyor.
cowinekThe cow gives us milk.İnek bize süt verir.
creamkremaWould you like cream in your coffee?Kahvene krema ister misin?
createoluşturmakArtists create beautiful things.Sanatçılar güzel şeyler yaratır.
culturekültürTurkish culture is very rich.Türk kültürü çok zengindir.
cupfincanI drink a cup of tea every morning.Her sabah bir fincan çay içerim.
customermüşteriThe customer is always right.Müşteri her zaman haklıdır.
cutkesmekDon’t cut your finger!Parmağını kesme!

D HARFİ:

İngilizceTürkçesiÖrnek CümleTürkçe Çevirisi
dadbabaMy dad is watching TV.Babam televizyon izliyor.
dancedans etmekLet’s dance together.Hadi birlikte dans edelim.
dancerdansçıShe is a professional dancer.O profesyonel bir dansçı.
dancingdans etmeI enjoy dancing at parties.Partilerde dans etmeyi severim.
dangeroustehlikeliSmoking is dangerous for your health.Sigara içmek sağlığın için tehlikelidir.
darkkaranlıkIt’s very dark outside.Dışarısı çok karanlık.
datetarih / randevuWhat’s today’s date?Bugünün tarihi ne?
daughterkız evlatTheir daughter is five years old.Kızları beş yaşında.
daygünToday is a beautiful day.Bugün güzel bir gün.
dearsevgili / değerliDear Anna, how are you?Sevgili Anna, nasılsın?
DecemberAralıkMy birthday is in December.Doğum günüm Aralık ayında.
decidekarar vermekI can’t decide what to wear.Ne giyeceğime karar veremiyorum.
deliciouslezzetliThis cake is really delicious.Bu kek gerçekten lezzetli.
describetanımlamakCan you describe your house?Evinizi tanımlayabilir misiniz?
descriptiontanım / açıklamaRead the description carefully.Açıklamayı dikkatlice oku.
designtasarım / tasarlamakShe studies design at university.Üniversitede tasarım okuyor.
deskmasa / çalışma masasıThere is a lamp on my desk.Masamın üzerinde bir lamba var.
detaildetayTell me every detail.Bana her detayı anlat.
dialoguediyalogThe students read a dialogue.Öğrenciler bir diyalog okudular.
dictionarysözlükI looked it up in the dictionary.Onu sözlükte aradım.
dieölmekFlowers die without water.Çiçekler susuz kalınca ölür.
dietdiyet / beslenme düzeniI’m on a diet.Diyet yapıyorum.
differencefarkWhat’s the difference between them?Onlar arasındaki fark nedir?
differentfarklıThis book is different from that one.Bu kitap o kitaptan farklı.
difficultzorThe exam was very difficult.Sınav çok zordu.
dinnerakşam yemeğiWe had pasta for dinner.Akşam yemeğinde makarna yedik.
dirtykirliYour hands are dirty.Elleriniz kirli.
discusstartışmak / görüşmekLet’s discuss this problem.Bu problemi tartışalım.
dishtabak / yemekI washed all the dishes.Tüm tabakları yıkadım.
doyapmakWhat do you do in your free time?Boş zamanlarında ne yaparsın?
doctordoktorThe doctor gave me some medicine.Doktor bana biraz ilaç verdi.
dogköpekMy dog is very friendly.Köpeğim çok arkadaş canlısı.
dollardolarIt costs ten dollars.On dolar tutuyor.
doorkapıClose the door, please.Lütfen kapıyı kapat.
downaşağıShe went down the stairs.Merdivenlerden aşağı indi.
downstairsalt kattaThe kitchen is downstairs.Mutfak alt katta.
drawçizmekI like to draw animals.Hayvan çizmeyi severim.
dresselbise / giyinmekShe wore a red dress.Kırmızı bir elbise giydi.
drinkiçmek / içecekWhat would you like to drink?Ne içmek istersiniz?
drivesürmekHe can drive very fast.O çok hızlı sürebilir.
driversürücüThe driver stopped the bus.Sürücü otobüsü durdurdu.
duringsırasındaWe met during the holiday.Tatil sırasında tanıştık.
DVDDVDI watched a movie on DVD.Bir filmi DVD’den izledim.

E HARFİ:

İngilizceTürkçesiÖrnek CümleTürkçe Çevirisi
eachher biriEach student has a book.Her öğrencinin bir kitabı var.
earkulakMy ear hurts.Kulağım ağrıyor.
earlyerkenI woke up early today.Bugün erken uyandım.
eastdoğuThe sun rises in the east.Güneş doğudan doğar.
easykolayThis question is very easy.Bu soru çok kolay.
eatyemekWe eat breakfast at 8 o’clock.Saat sekizde kahvaltı yaparız.
eggyumurtaI had an egg for breakfast.Kahvaltıda bir yumurta yedim.
eightsekizI have eight pencils.Sekiz kalemim var.
eighteenon sekizShe is eighteen years old.O, on sekiz yaşında.
eightyseksenThere are eighty students in the school.Okulda seksen öğrenci var.
elephantfilThe elephant is very big.Fil çok büyük.
elevenon birThe time is eleven o’clock.Saat on bir.
elsebaşkaDo you want anything else?Başka bir şey ister misiniz?
emaile-postaI sent you an email.Sana bir e-posta gönderdim.
endsonThis is the end of the story.Bu hikayenin sonu.
enjoykeyif almakI enjoy listening to music.Müzik dinlemekten keyif alırım.
enoughyeterliThere isn’t enough time.Yeterince zaman yok.
euroavro / euroThe price is 10 euros.Fiyat 10 avro.
evenhatta / bileShe didn’t even say goodbye.Vedâ bile etmedi.
eveningakşamWe watch TV in the evening.Akşam televizyon izleriz.
eventetkinlik / olayThe concert was a big event.Konser büyük bir etkinlikti.
everhiç / daimaHave you ever been to Paris?Hiç Paris’e gittin mi?
everyherI go for a walk every day.Her gün yürüyüşe çıkarım.
everybodyherkesEverybody is happy today.Bugün herkes mutlu.
everyoneherkesEveryone knows the answer.Herkes cevabı biliyor.
everythingher şeyEverything is going well.Her şey yolunda gidiyor.
examsınavThe exam was very easy.Sınav çok kolaydı.
exampleörnekCan you give me an example?Bana bir örnek verebilir misin?
excitedheyecanlıI’m so excited about the trip.Gezi için çok heyecanlıyım.
excitingheyecan vericiIt was an exciting movie.Bu heyecan verici bir filmdi.
exerciseegzersizI do exercise every morning.Her sabah egzersiz yaparım.
expensivepahalıThis watch is too expensive.Bu saat çok pahalı.
explainaçıklamakPlease explain the rules.Lütfen kuralları açıkla.
extraekstra / fazlaI need an extra chair.Ekstra bir sandalyeye ihtiyacım var.
eyegözShe has blue eyes.Onun mavi gözleri var.

E HARFİ:

İngilizceTürkçesiÖrnek CümleTürkçe Çevirisi
faceyüzShe washed her face.Yüzünü yıkadı.
factgerçekIt’s a fact that water boils at 100°C.Su 100°C’de kaynar, bu bir gerçektir.
falldüşmek / sonbaharBe careful not to fall.Düşmemeye dikkat et.
falseyanlışThe answer is false.Cevap yanlış.
familyaileMy family lives in Ankara.Ailem Ankara’da yaşıyor.
famousünlüHe is a famous actor.O ünlü bir aktör.
fantasticharikaYou did a fantastic job!Harika bir iş yaptın!
faruzakThe school is far from my house.Okul evimden uzak.
farmçiftlikMy uncle has a farm.Amcamın bir çiftliği var.
farmerçiftçiThe farmer works in the field.Çiftçi tarlada çalışıyor.
fasthızlıHe runs very fast.Çok hızlı koşar.
fatşişman / yağThe cat is a bit fat.Kedi biraz şişman.
fatherbabaMy father is a teacher.Babam bir öğretmen.
favouriteen sevilenMy favourite colour is blue.En sevdiğim renk mavidir.
FebruaryŞubatFebruary is the shortest month.Şubat en kısa aydır.
feelhissetmekI feel tired today.Bugün kendimi yorgun hissediyorum.
feelinghis / duyguI have a good feeling about this.Bunun hakkında iyi bir hisim var.
festivalfestivalWe went to a music festival.Bir müzik festivaline gittik.
fewbirkaçI have a few questions.Birkaç sorum var.
fifteenon beşShe is fifteen years old.O on beş yaşında.
fifthbeşinciHe finished in fifth place.Beşinci sırada bitirdi.
fiftyelliMy grandmother is fifty years old.Büyükannem elli yaşında.
filldoldurmakPlease fill the glass with water.Lütfen bardağı suyla doldur.
filmfilmWe watched a funny film.Komik bir film izledik.
finalfinal / sonThe final exam is next week.Final sınavı gelecek hafta.
findbulmakCan you find my keys?Anahtarlarımı bulabilir misin?
fineiyi / güzelI’m fine, thank you.İyiyim, teşekkür ederim.
finishbitirmekI’ll finish my homework soon.Ödevimi yakında bitireceğim.
fireateşThe fire is very hot.Ateş çok sıcak.
firstbirinciShe won first prize.Birinci ödülü kazandı.
fishbalıkI like grilled fish.Izgara balığı severim.
fivebeşThere are five apples on the table.Masada beş elma var.
flatdaire / düzThey live in a small flat.Küçük bir dairede yaşıyorlar.
flightuçuşOur flight was delayed.Uçuşumuz gecikti.
floorzemin / katThe floor is clean.Zemin temiz.
flowerçiçekShe gave me a flower.Bana bir çiçek verdi.
flyuçmakBirds can fly.Kuşlar uçabilir.
followtakip etmekPlease follow me.Lütfen beni takip et.
foodyiyecekI love Italian food.İtalyan yemeklerini severim.
footayakMy foot hurts.Ayağım ağrıyor.
footballfutbolWe play football every Sunday.Her pazar futbol oynarız.
foriçinThis gift is for you.Bu hediye senin için.
forgetunutmakDon’t forget your keys!Anahtarlarını unutma!
formform / biçimFill in this form, please.Lütfen bu formu doldurun.
fortykırkHe is forty years old.O kırk yaşında.
fourdörtI have four brothers.Dört erkek kardeşim var.
fourteenon dörtShe is fourteen years old.O on dört yaşında.
fourthdördüncüI live on the fourth floor.Dördüncü katta yaşıyorum.
freeücretsiz / özgürThe tickets are free.Biletler ücretsiz.
FridayCumaWe have a meeting on Friday.Cuma günü bir toplantımız var.
friendarkadaşMy best friend is Ali.En iyi arkadaşım Ali.
friendlyarkadaşça / dost canlısıThe people here are very friendly.Buradaki insanlar çok dost canlısı.
from-den / -danI’m from Turkey.Türkiye’denim.
frontön / ön tarafThe door is at the front of the house.Kapı evin ön tarafında.
fruitmeyveI eat fresh fruit every day.Her gün taze meyve yerim.
fulldoluThe glass is full.Bardak dolu.
funeğlenceWe had a lot of fun.Çok eğlendik.
funnykomikThat movie was really funny.O film gerçekten komikti.
futuregelecekWhat are your plans for the future?Gelecek için planların neler?

G HARFİ:

İngilizceTürkçesiÖrnek CümleTürkçe Çevirisi
gameoyunLet’s play a game together.Hadi birlikte bir oyun oynayalım.
gardenbahçeThere are many flowers in the garden.Bahçede birçok çiçek var.
geographycoğrafyaGeography is my favourite subject.Coğrafya en sevdiğim derstir.
getalmak / ulaşmakI need to get a new phone.Yeni bir telefon almam gerekiyor.
girlkızThe girl is reading a book.Kız bir kitap okuyor.
girlfriendkız arkadaşHis girlfriend is very kind.Kız arkadaşı çok nazik.
givevermekPlease give me the pen.Lütfen bana kalemi ver.
glasscam / bardakI broke a glass by accident.Yanlışlıkla bir bardak kırdım.
gogitmekI go to school every morning.Her sabah okula giderim.
goodiyiThis is a good idea.Bu iyi bir fikir.
goodbyehoşça kal / güle güleGoodbye, see you tomorrow!Hoşça kal, yarın görüşürüz!
grandfatherbüyükbabaMy grandfather is 80 years old.Büyükbabam 80 yaşında.
grandmotherbüyükanneMy grandmother makes delicious cakes.Büyükanne harika kekler yapar.
grandparentbüyük ebeveynI love my grandparents very much.Büyük ebeveynlerimi çok seviyorum.
greatharika / mükemmelYou did a great job!Harika bir iş yaptın!
greenyeşilThe grass is green.Çimen yeşildir.
greygriHe is wearing a grey jacket.Gri bir ceket giyiyor.
groupgrupWe work in a group at school.Okulda bir grup içinde çalışıyoruz.
growbüyümek / yetişmekFlowers grow in the garden.Çiçekler bahçede büyür.
guesstahmin etmekCan you guess my age?Yaşımı tahmin edebilir misin?
guitargitarHe can play the guitar very well.Gitarı çok iyi çalabiliyor.
gymspor salonuI go to the gym twice a week.Haftada iki kez spor salonuna giderim.

H HARFİ:

İngilizceTürkçesiÖrnek CümleTürkçe Çevirisi
hairsaçShe has long brown hair.Uzun kahverengi saçları var.
halfyarımI ate half of the cake.Pastanın yarısını yedim.
handelMy hand is cold.Elim soğuk.
happenolmak / meydana gelmekWhat will happen next?Şimdi ne olacak?
happymutluI’m very happy today.Bugün çok mutluyum.
hardzor / sıkıThis test is very hard.Bu sınav çok zor.
hatşapkaHe’s wearing a hat.Şapka takıyor.
hatenefret etmekI hate getting up early.Erken kalkmaktan nefret ederim.
havesahip olmakI have a new car.Yeni bir arabam var.
have tozorunda olmakI have to study tonight.Bu gece ders çalışmak zorundayım.
heo (erkek)He is my brother.O benim erkek kardeşim.
headbaşMy head hurts.Başım ağrıyor.
healthsağlıkHealth is very important.Sağlık çok önemlidir.
healthysağlıklıEating fruit is healthy.Meyve yemek sağlıklıdır.
hearduymakI can’t hear you.Seni duyamıyorum.
hellomerhabaHello, how are you?Merhaba, nasılsın?
helpyardım etmekCan you help me, please?Bana yardım eder misin lütfen?
heronun (kadın) / onaThis is her bag.Bu onun çantası.
hereburadaCome here, please.Lütfen buraya gel.
heyheyHey, what are you doing?Hey, ne yapıyorsun?
hiselamHi, nice to meet you!Selam, tanıştığıma memnun oldum!
highyüksekThe mountain is very high.Dağ çok yüksek.
himona / onu (erkek)I saw him at the park.Onu parkta gördüm.
hisonun (erkek)That’s his phone.O onun telefonu.
historytarihI love history classes.Tarih derslerini seviyorum.
hobbyhobiMy hobby is drawing.Hobim resim yapmaktır.
holidaytatilWe’re going on holiday next week.Gelecek hafta tatile gidiyoruz.
homeevLet’s go home now.Hadi şimdi eve gidelim.
homeworködevI have a lot of homework.Çok ödevim var.
hopeummak / umut etmekI hope you feel better soon.Umarım yakında kendini daha iyi hissedersin.
horseatThe horse is running fast.At hızlı koşuyor.
hospitalhastaneHe works in a hospital.O bir hastanede çalışıyor.
hotsıcakThe tea is very hot.Çay çok sıcak.
hotelotelWe stayed at a nice hotel.Güzel bir otelde kaldık.
hoursaat (zaman birimi)The film lasts two hours.Film iki saat sürüyor.
houseevTheir house is big and beautiful.Evleri büyük ve güzel.
hownasılHow are you today?Bugün nasılsın?
howeverancak / fakatI’m tired; however, I’ll come.Yorgunum; ancak geleceğim.
hundredyüzThere are hundred students in the school.Okulda yüz öğrenci var.
hungryI’m very hungry right now.Şu anda çok açım.
husbandkoca / eşHer husband is a doctor.Kocası bir doktor.

I HARFİ:

İngilizceTürkçesiÖrnek CümleTürkçe Çevirisi
IbenI am a student.Ben bir öğrenciyim.
icebuzThe lake is covered with ice.Göl buzla kaplı.
ice creamdondurmaLet’s eat some ice cream.Hadi biraz dondurma yiyelim.
ideafikirThat’s a great idea!Bu harika bir fikir!
ifeğerIf it rains, we’ll stay at home.Eğer yağmur yağarsa evde kalırız.
imaginehayal etmekCan you imagine living on Mars?Mars’ta yaşadığını hayal edebiliyor musun?
importantönemliHealth is very important.Sağlık çok önemlidir.
improvegeliştirmekI want to improve my English.İngilizcemi geliştirmek istiyorum.
iniçindeThe keys are in my bag.Anahtarlar çantamın içinde.
includeiçermek / dahil etmekThe price includes breakfast.Fiyata kahvaltı dahildir.
informationbilgiI need more information about this topic.Bu konu hakkında daha fazla bilgiye ihtiyacım var.
interestilgiHe has an interest in history.Tarihe ilgisi var.
interestedilgili / meraklıI’m interested in art.Sanatla ilgileniyorum.
interestingilginçThis book is really interesting.Bu kitap gerçekten ilginç.
internetinternetI found it on the internet.Onu internette buldum.
interviewröportaj / mülakatI have a job interview tomorrow.Yarın bir iş görüşmem var.
intoiçine / -e doğruShe walked into the room.Odaya doğru yürüdü.
introducetanıtmak / tanıştırmakLet me introduce you to my friend.Seni arkadaşımla tanıştırayım.
islandadaWe spent our holiday on an island.Tatilimizi bir adada geçirdik.
ito (cansız varlıklar veya hayvanlar için)It is raining outside.Dışarıda yağmur yağıyor.
itsonun (cansız varlıklar/hayvanlar için)The cat is licking its paw.Kedi patisini yalıyor.

J HARFİ:

İngilizceTürkçesiÖrnek CümleTürkçe Çevirisi
jacketceketHe’s wearing a black jacket.Siyah bir ceket giyiyor.
JanuaryOcakJanuary is the first month of the year.Ocak yılın ilk ayıdır.
jeanskot pantolonI bought a new pair of jeans.Yeni bir kot pantolon aldım.
jobiş / meslekShe got a new job last week.Geçen hafta yeni bir işe girdi.
joinkatılmakWould you like to join our team?Ekibimize katılmak ister misin?
journeyyolculukThe journey took five hours.Yolculuk beş saat sürdü.
juicemeyve suyuI’d like some orange juice, please.Biraz portakal suyu alabilir miyim lütfen?
JulyTemmuzWe usually go on vacation in July.Genellikle Temmuz ayında tatile gideriz.
JuneHaziranSchool finishes in June.Okul Haziran ayında biter.
justsadece / az önceI just finished my homework.Ödevimi az önce bitirdim.

K HARFİ:

İngilizceTürkçesiÖrnek CümleTürkçe Çevirisi
keeptutmak / saklamakPlease keep this book safe.Lütfen bu kitabı güvende tut.
keyanahtarI lost my key yesterday.Anahtarımı dün kaybettim.
kilometrekilometreThe town is 10 kilometres away.Kasaba 10 kilometre uzaklıkta.
kind (type)tür / çeşitWhat kind of music do you like?Ne tür müzikten hoşlanırsın?
kitchenmutfakThere is a new oven in the kitchen.Mutfakta yeni bir fırın var.
knowbilmek / tanımakI know the answer.Cevabı biliyorum.

L HARFİ:

İngilizceTürkçesiÖrnek CümleTürkçe Çevirisi
landarazi / karaThe plane will land soon.Uçak yakında inecek.
languagedilEnglish is an international language.İngilizce uluslararası bir dildir.
largebüyükThey live in a large house.Büyük bir evde yaşıyorlar.
last (final)sonThis is the last chapter.Bu son bölüm.
lategeçI am late for school.Okula geç kaldım.
latersonraI’ll call you later.Seni sonra arayacağım.
laughgülmekShe always makes me laugh.O her zaman beni güldürür.
learnöğrenmekI want to learn English.İngilizce öğrenmek istiyorum.
leaveayrılmak / bırakmakWe leave for vacation tomorrow.Yarın tatile çıkıyoruz.
leftsol / bırakılanTurn left at the corner.Köşeden sola dön.
legbacakMy leg hurts after running.Koşudan sonra bacağım ağrıyor.
lessondersToday’s lesson is interesting.Bugünkü ders ilginç.
letizin vermekPlease let me help you.Lütfen sana yardım etmeme izin ver.
lettermektup / harfI wrote a letter to my friend.Arkadaşıma bir mektup yazdım.
librarykütüphaneI study in the library.Kütüphanede ders çalışırım.
lieyalan söylemek / uzanmakDon’t lie to me.Bana yalan söyleme.
lifeyaşam / hayatHealth is important for a happy life.Sağlık mutlu bir yaşam için önemlidir.
light (from the sun/a lamp)ışıkThe room is full of light.Oda ışıkla dolu.
like (similar)gibiShe looks like her mother.O annesine benziyor.
like (find sb/sth pleasant)sevmek / hoşlanmakI really like this song.Bu şarkıyı gerçekten seviyorum.
lineçizgi / sıraStand in a line, please.Lütfen sıraya geçin.
lionaslanThe lion is the king of the jungle.Aslan ormanın kralıdır.
listlisteMake a list of your favorite books.Favori kitaplarının bir listesini yap.
listendinlemekPlease listen carefully.Lütfen dikkatlice dinleyin.
littleküçük / azI have a little money left.Az param kaldı.
liveyaşamak / ikamet etmekI live in Istanbul.İstanbul’da yaşıyorum.
localyerelI prefer local food.Yerel yiyecekleri tercih ederim.
longuzunThe movie was very long.Film çok uzundu.
lookbakmakLook at that beautiful view!Şu güzel manzaraya bak!
losekaybetmekI always lose my keys.Anahtarlarımı hep kaybederim.
lotçok / bir sürüI have a lot of homework.Çok fazla ödevim var.
lovesevmek / aşkI love my family.Ailemi seviyorum.
lunchöğle yemeğiWe had lunch at 1 p.m.Öğle yemeğini saat 13:00’te yedik.

M HARFİ:

İngilizceTürkçesiÖrnek CümleTürkçe Çevirisi
machinemakineThe factory has many machines.Fabrikada birçok makine var.
magazinedergiI read a fashion magazine.Bir moda dergisi okudum.
mainana / başlıcaThe main reason is health.Başlıca sebep sağlık.
makeyapmakI want to make a cake.Bir kek yapmak istiyorum.
manadamThe man is very tall.Adam çok uzun.
manybirçokShe has many friends.Onun birçok arkadaşı var.
mapharitaLook at the map to find the city.Şehri bulmak için haritaya bak.
MarchMartMy birthday is in March.Doğum günüm Mart ayında.
marketpazar / marketWe buy vegetables at the market.Sebzeleri pazardan alırız.
marriedevliShe is married with two children.O, iki çocuklu evli.
match (contest)maç / karşılaşmaThe football match starts at 7 p.m.Futbol maçı saat 19:00’da başlıyor.
MayMayısWe go on vacation in May.Mayıs’ta tatile gideriz.
maybebelkiMaybe it will rain tomorrow.Belki yarın yağmur yağar.
mebeni / banaCan you help me?Bana yardım edebilir misin?
mealyemekWe had a delicious meal.Lezzetli bir yemek yedik.
meananlamına gelmekWhat does this word mean?Bu kelime ne anlama geliyor?
meaninganlamI don’t understand the meaning.Anlamını anlamıyorum.
meatetI like grilled meat.Izgara eti severim.
meetbuluşmak / tanışmakI will meet my friend at 5.Saat 5’te arkadaşımla buluşacağım.
meetingtoplantıWe have a meeting tomorrow.Yarın bir toplantımız var.
memberüyeShe is a member of the club.O kulübün üyesi.
menumenüCan I see the menu, please?Menüyü görebilir miyim lütfen?
messagemesajI sent you a message.Sana bir mesaj gönderdim.
metremetreThe room is three metres long.Oda üç metre uzunluğunda.
midnightgece yarısıThe train arrives at midnight.Tren gece yarısı varıyor.
milemilThe town is ten miles away.Kasaba on mil uzaklıkta.
milksütI drink milk every morning.Her sabah süt içerim.
millionmilyonThe city has over a million people.Şehirde bir milyondan fazla insan var.
minutedakikaWait a minute, please.Lütfen bir dakika bekleyin.
missözlemek / kaçırmakI miss my family.Ailemi özlüyorum.
mistakehataI made a mistake.Bir hata yaptım.
modelmodelShe is a fashion model.O bir moda modeli.
modernmodernThey live in a modern house.Modern bir evde yaşıyorlar.
momentan / anlıkWait a moment, please.Lütfen bir an bekleyin.
MondayPazartesiThe meeting is on Monday.Toplantı Pazartesi günü.
moneyparaI need some money.Biraz paraya ihtiyacım var.
monthayThis month is very busy.Bu ay çok yoğun.
moredaha fazlaI want more coffee.Daha fazla kahve istiyorum.
morningsabahI go for a walk in the morning.Sabahları yürüyüşe çıkarım.
mostçoğu / enMost people like chocolate.Çoğu insan çikolatayı sever.
motheranneMy mother is a teacher.Annem öğretmen.
mountaindağWe climbed a high mountain.Yüksek bir dağa tırmandık.
mousefareThe mouse is small and gray.Fare küçük ve gri.
mouthağızOpen your mouth wide.Ağzını geniş aç.
movetaşınmak / hareket etmekWe will move to a new house.Yeni bir eve taşınacağız.
moviefilmLet’s watch a movie tonight.Bu akşam bir film izleyelim.
muchçokI don’t have much time.Çok zamanım yok.
mumanneMy mum is very kind.Annem çok nazik.
museummüzeWe visited the museum yesterday.Dün müzeyi gezdik.
musicmüzikI listen to music every day.Her gün müzik dinlerim.
mustzorunda olmak / -meli / -malıYou must wear a helmet.Kask takmak zorundasın.
mybenimThis is my book.Bu benim kitabım.

N HARFİ:

İngilizceTürkçesiÖrnek CümleTürkçe Çevirisi
nameisimMy name is Ahmet.Benim adım Ahmet.
naturaldoğalThis juice is made from natural fruits.Bu meyve suyu doğal meyvelerden yapılmıştır.
nearyakınThe school is near my house.Okul evime yakın.
needihtiyacı olmak / gerek duymakI need a new bag.Yeni bir çantaya ihtiyacım var.
negativeolumsuzThe test result was negative.Test sonucu olumsuzdu.
neighbourkomşuMy neighbour is very friendly.Komşum çok arkadaş canlısı.
neveraslaI have never been to Paris.Hiç Paris’e gitmedim.
newyeniI bought a new phone.Yeni bir telefon aldım.
newshaberI watched the news on TV.Televizyonda haberleri izledim.
newspapergazeteI read the newspaper every morning.Her sabah gazete okurum.
nextsonraki / bir sonrakiWhat is the next station?Bir sonraki durak neresi?
next tobitişiğinde / yanındaThe bank is next to the school.Banka okulun yanında.
nicegüzel / hoşShe is a nice person.O güzel bir insan.
nightgeceI sleep well at night.Gece iyi uyurum.
ninedokuzThere are nine students in the class.Sınıfta dokuz öğrenci var.
nineteenon dokuzShe is nineteen years old.O on dokuz yaşında.
ninetydoksanThere are ninety pages in this book.Bu kitapta doksan sayfa var.
nohayır / yokThere is no milk in the fridge.Buzdolabında süt yok.
no onehiç kimseNo one came to the party.Partiye hiç kimse gelmedi.
nobodyhiç kimseNobody knows the answer.Hiç kimse cevabı bilmiyor.
northkuzeyTurkey is in the north of the equator.Türkiye ekvatorun kuzeyindedir.
noseburunMy nose is cold.Burnum soğuk.
notdeğilI am not tired.Yorgun değilim.
notenot / kısa yazıI left a note on the table.Masanın üzerine bir not bıraktım.
nothinghiçbir şeyThere is nothing in the box.Kutuda hiçbir şey yok.
NovemberKasımMy birthday is in November.Doğum günüm Kasım ayında.
nowşimdiI’m busy now.Şu anda meşgulüm.
numbersayı / numaraWhat is your phone number?Telefon numaran nedir?
nursehemşireThe nurse helped me at the hospital.Hemşire hastanede bana yardım etti.

O HARFİ:

İngilizceTürkçesiÖrnek CümleTürkçe Çevirisi
objectnesne / cisimThis object is very old.Bu nesne çok eski.
o’clocksaatIt is five o’clock now.Şu anda saat beş.
OctoberEkimHalloween is in October.Cadılar Bayramı Ekim ayında.
of-ın / -in / -denThe cover of the book is blue.Kitabın kapağı mavi.
offkapalı / uzak / dışındaPlease turn off the light.Lütfen ışığı kapat.
officeofis / büroI work in an office.Bir ofiste çalışıyorum.
oftensık sıkI often go to the gym.Sık sık spor salonuna giderim.
ohah / ohOh, I forgot my keys!Ah, anahtarlarımı unuttum!
OKtamamIs that OK with you?Bu senin için tamam mı?
oldeski / yaşlıMy grandfather is very old.Büyükbabam çok yaşlı.
onüzerinde / açıkThe book is on the table.Kitap masanın üzerinde.
oncebir kez / bir zamanlarI have been there once.Oraya bir kez gitmiştim.
onebirI have one brother.Bir erkek kardeşim var.
onionsoğanI need an onion for the soup.Çorba için bir soğana ihtiyacım var.
onlineçevrimiçiI bought this book online.Bu kitabı çevrimiçi aldım.
onlysadeceI only have ten minutes.Sadece on dakikam var.
openaçmak / açıkPlease open the window.Lütfen pencereyi aç.
opiniongörüş / fikirWhat is your opinion?Senin görüşün nedir?
oppositekarşı / zıtMy house is opposite the school.Evim okulun karşısında.
orveyaDo you want tea or coffee?Çay mı yoksa kahve mi istersin?
orangeportakal / turuncuI like orange juice.Portakal suyunu severim.
ordersipariş / düzenI’d like to order a pizza.Bir pizza sipariş etmek istiyorum.
otherdiğerDo you have other books?Başka kitapların var mı?
ourbizimThis is our house.Bu bizim evimiz.
outdışarıLet’s go out tonight.Bu gece dışarı çıkalım.
outsidedışarıdaThe children are playing outside.Çocuklar dışarıda oynuyor.
overüzerinde / bitmişThe picture is over the sofa.Resim kanepenin üzerinde.
ownsahip olmak / kendiI have my own room.Kendi odam var.

P HARFİ:

İngilizceTürkçesiÖrnek CümleTürkçe Çevirisi
pagesayfaTurn to page 10, please.Lütfen 10. sayfaya geçin.
paintboyamakI want to paint the walls blue.Duvarları mavi boyamak istiyorum.
paintingtablo / resimThis painting is very beautiful.Bu tablo çok güzel.
pairçiftI bought a pair of shoes.Bir çift ayakkabı aldım.
paperkağıtI need a paper for my notes.Notlarım için kağıda ihtiyacım var.
paragraphparagrafWrite a paragraph about your hobby.Hobiniz hakkında bir paragraf yazın.
parentebeveynMy parents are very kind.Ebeveynlerim çok nazik.
parkparkThe children are playing in the park.Çocuklar parkta oynuyor.
partbölüm / parçaThis is an important part of the book.Bu kitabın önemli bir bölümü.
partnerortak / partnerShe is my business partner.O benim iş ortağım.
partypartiWe are going to a party tonight.Bu akşam bir partiye gidiyoruz.
passportpasaportDon’t forget your passport.Pasaportunu unutma.
pastgeçmişWe talked about the past.Geçmiş hakkında konuştuk.
payödemekI need to pay the bill.Faturayı ödemem gerekiyor.
penkalemI lost my pen.Kalemimi kaybettim.
pencilkurşun kalemCan I borrow your pencil?Kurşun kalemini ödünç alabilir miyim?
peopleinsanlarMany people like chocolate.Birçok insan çikolatayı sever.
pepperbiberAdd some pepper to the soup.Çorbaya biraz biber ekle.
perfectmükemmelThis is a perfect day.Bu mükemmel bir gün.
perioddönem / süreThe lesson lasts for one period.Ders bir süre sürer.
personkişi / insanShe is a kind person.O nazik bir insan.
personalkişiselThis is my personal opinion.Bu benim kişisel görüşüm.
phonetelefonI called you on the phone.Seni telefonda aradım.
photofotoğrafI took a photo of the sunset.Gün batımının fotoğrafını çektim.
photographfotoğrafShe has many photographs on the wall.Duvarında birçok fotoğraf var.
phraseifade / deyimLearn this phrase for the exam.Bu ifadeyi sınav için öğren.
pianopiyanoHe plays the piano very well.Piyanoyu çok iyi çalıyor.
pictureresim / fotoğrafLook at this picture.Bu resme bak.
pieceparçaI want a piece of cake.Bir parça kek istiyorum.
pigdomuzThe pig is in the farm.Domuz çiftlikte.
pinkpembeShe is wearing a pink dress.Pembe bir elbise giymiş.
placeyerThis is a nice place.Burası güzel bir yer.
planplanI have a plan for the weekend.Hafta sonu için bir planım var.
planeuçakThe plane is flying high.Uçak yüksekten uçuyor.
plantbitki / dikmekI like to plant flowers.Çiçek dikmeyi severim.
playoynamak / çalmakThe children play in the garden.Çocuklar bahçede oynuyor.
playeroyuncuHe is a famous football player.O ünlü bir futbol oyuncusu.
pleaselütfenPlease sit down.Lütfen oturun.
pointnokta / işaret etmekPoint to the correct answer.Doğru cevabı işaret et.
policepolisThe police caught the thief.Polis hırsızı yakaladı.
policemanpolis memuruThe policeman helped me.Polis memuru bana yardım etti.
poolhavuzThe children are swimming in the pool.Çocuklar havuzda yüzüyor.
poorfakir / zavallıThe poor man needs help.Fakir adamın yardıma ihtiyacı var.
popularpopülerThis singer is very popular.Bu şarkıcı çok popüler.
positiveolumlu / pozitifTry to stay positive.Pozitif kalmaya çalış.
possiblemümkünIs it possible to finish today?Bugün bitirmek mümkün mü?
postposta / göndermekI will post the letter tomorrow.Mektubu yarın postalayacağım.
potatopatatesI like fried potato.Kızarmış patatesi severim.
poundpound / İngiliz sterliniThe book costs ten pounds.Kitap on sterlin.
practicealıştırma / uygulamaI need more practice in English.İngilizce’de daha fazla alıştırmaya ihtiyacım var.
practiseuygulamak / pratik yapmakYou should practise every day.Her gün pratik yapmalısın.
prefertercih etmekI prefer tea to coffee.Çayı kahveye tercih ederim.
preparehazırlamakI will prepare dinner.Akşam yemeğini hazırlayacağım.
presenthediye / sunmakI bought a present for her.Ona bir hediye aldım.
prettygüzel / hoşShe is very pretty.O çok güzel.
pricefiyatWhat is the price of this bag?Bu çantanın fiyatı nedir?
probablymuhtemelenIt will probably rain tomorrow.Muhtemelen yarın yağmur yağacak.
problemsorunWe have a problem with the computer.Bilgisayarda bir sorunumuz var.
productürünThis product is very popular.Bu ürün çok popüler.
programmeprogramI watched a TV programme.Bir TV programı izledim.
projectprojeWe are working on a school project.Okul projesi üzerinde çalışıyoruz.
purplemorShe is wearing a purple scarf.Mor bir eşarp takıyor.
putkoymak / yerleştirmekPut the book on the table.Kitabı masanın üzerine koy.

Q HARFİ:

İngilizceTürkçesiÖrnek CümleTürkçe Çevirisi
quarterçeyrek / dörtte birI ate a quarter of the pizza.Pizzanın dörtte birini yedim.
questionsoruCan I ask you a question?Sana bir soru sorabilir miyim?
quickhızlıHe is a quick runner.O hızlı bir koşucudur.
quicklyçabuk / hızlı bir şekildeShe finished her homework quickly.Ödevini hızlı bir şekilde bitirdi.
quietsessiz / sakinPlease be quiet in the library.Lütfen kütüphanede sessiz olun.
quiteoldukçaThis movie is quite interesting.Bu film oldukça ilginç.

R HARFİ:

İngilizceTürkçesiÖrnek CümleTürkçe Çevirisi
radioradyoI listen to the radio every morning.Her sabah radyo dinlerim.
rainyağmurIt’s going to rain today.Bugün yağmur yağacak.
readokumakI like to read books.Kitap okumayı severim.
readerokuyucuHe is an avid reader.O hevesli bir okuyucudur.
readingokumaReading helps improve your vocabulary.Okuma kelime dağarcığını geliştirmeye yardımcı olur.
readyhazırI am ready for the exam.Sınava hazırım.
realgerçekIs this a real diamond?Bu gerçek bir elmas mı?
reallygerçektenI really like this song.Bu şarkıyı gerçekten seviyorum.
reasonsebepWhat is the reason for your visit?Ziyaretinizin sebebi nedir?
redkırmızıShe is wearing a red dress.Kırmızı bir elbise giymiş.
relaxrahatlamakI like to relax on weekends.Hafta sonları rahatlamayı severim.
rememberhatırlamakRemember to bring your book.Kitabını getirmeyi unutma.
repeattekrarlamakPlease repeat the question.Lütfen soruyu tekrar edin.
reportraporI wrote a report for school.Okul için bir rapor yazdım.
restaurantrestoranWe had dinner at a restaurant.Bir restoranda akşam yemeği yedik.
resultsonuçThe result of the test was good.Testin sonucu iyiydi.
returngeri dönmek / iade etmekI will return the book tomorrow.Kitabı yarın geri vereceğim.
ricepirinçI eat rice with chicken.Tavukla birlikte pirinç yerim.
richzenginHe is very rich.O çok zengin.
ridebinmek / sürmekI like to ride my bike.Bisikletime binmeyi severim.
rightdoğru / sağTurn right at the corner.Köşeden sağa dön.
rivernehirThe river flows through the city.Nehir şehrin içinden akıyor.
roadyolThis road is very busy.Bu yol çok yoğun.
roomodaI cleaned my room today.Bugün odamı temizledim.
routinerutinI have a morning routine.Sabah bir rutinim var.
rulekuralYou must follow the school rules.Okul kurallarına uymalısın.
runkoşmakI run every morning.Her sabah koşarım.

S HARFİ:

İngilizceTürkçesiÖrnek CümleTürkçe Çevirisi
sadüzgünShe feels sad today.Bugün üzgün hissediyor.
saladsalataI ate a fresh salad for lunch.Öğle yemeğinde taze bir salata yedim.
salttuzAdd some salt to the soup.Çorbaya biraz tuz ekle.
sameaynıWe have the same shoes.Aynı ayakkabıya sahibiz.
sandwichsandviçI had a sandwich for breakfast.Kahvaltıda bir sandviç yedim.
SaturdayCumartesiWe will go shopping on Saturday.Cumartesi günü alışverişe gideceğiz.
saysöylemekWhat did you say?Ne söyledin?
schoolokulThe children go to school every day.Çocuklar her gün okula gider.
sciencebilimI like science lessons.Bilim derslerini severim.
scientistbilim insanıMarie Curie was a famous scientist.Marie Curie ünlü bir bilim insanıydı.
seadenizWe swam in the sea during the holiday.Tatilde denizde yüzdük.
secondikinci / saniyeThis is my second visit to London.Bu Londra’ya ikinci gelişim.
sectionbölümRead the first section of the book.Kitabın ilk bölümünü oku.
seegörmekI can see the mountains from here.Buradan dağları görebiliyorum.
sellsatmakThey sell fresh bread at the bakery.Fırında taze ekmek satıyorlar.
sendgöndermekI will send you an email.Sana bir e-posta göndereceğim.
sentencecümleWrite a sentence using this word.Bu kelimeyi kullanarak bir cümle yaz.
SeptemberEylülSchool starts in September.Okul Eylül’de başlar.
sevenyediThere are seven days in a week.Bir haftada yedi gün vardır.
seventeenon yediShe is seventeen years old.O on yedi yaşında.
seventyyetmişMy grandfather is seventy years old.Büyükbabam yetmiş yaşında.
sharepaylaşmakPlease share your book with me.Lütfen kitabını benimle paylaş.
sheo (kadın için)She is my friend.O benim arkadaşım.
sheepkoyunThe sheep are in the field.Koyunlar tarlada.
shirtgömlekHe is wearing a blue shirt.Mavi bir gömlek giymiş.
shoeayakkabıI bought new shoes yesterday.Dün yeni ayakkabılar aldım.
shopdükkan / mağazaI went to the shop to buy bread.Ekmek almak için dükkâna gittim.
shoppingalışverişWe went shopping on Saturday.Cumartesi günü alışverişe gittik.
shortkısaHe is very short.O çok kısa.
should-meli / -malıYou should eat healthy food.Sağlıklı yiyecekler yemelisin.
showgöstermekPlease show me your homework.Lütfen ödevini göster.
showerduşI take a shower every morning.Her sabah duş alırım.
sickhastaI feel sick today.Bugün hasta hissediyorum.
similarbenzerThese two bags are very similar.Bu iki çanta çok benzer.
singşarkı söylemekI like to sing in the car.Arabada şarkı söylemeyi severim.
singerşarkıcıShe is a famous singer.O ünlü bir şarkıcı.
sisterkız kardeşMy sister is very kind.Kız kardeşim çok nazik.
sitoturmakPlease sit here.Lütfen buraya otur.
situationdurumThe situation is under control.Durum kontrol altında.
sixaltıThere are six apples on the table.Masada altı elma var.
sixteenon altıShe is sixteen years old.O on altı yaşında.
sixtyaltmışMy grandmother is sixty years old.Büyükannem altmış yaşında.
skillyetenek / beceriHe has good computer skills.Onun iyi bilgisayar becerileri var.
skirtetekShe is wearing a red skirt.Kırmızı bir etek giymiş.
sleepuyumakI usually sleep eight hours a night.Genellikle geceleri sekiz saat uyurum.
slowyavaşDrive slow in the city.Şehirde yavaş sür.
smallküçükI have a small car.Küçük bir arabam var.
snakeyılanA snake is in the garden.Bahçede bir yılan var.
snowkarIt snows a lot in winter.Kışın çok kar yağar.
sobu yüzden / çokI was tired, so I went to bed early.Yorgundum, bu yüzden erken yattım.
somebazı / birazI need some water.Biraz suya ihtiyacım var.
somebodybirisiSomebody is at the door.Kapıda birisi var.
someonebirisiI saw someone in the park.Parkta birisini gördüm.
somethingbir şeyI want to tell you something.Sana bir şey söylemek istiyorum.
sometimesbazenI sometimes go swimming.Bazen yüzmeye giderim.
sonoğulMy son is six years old.Oğlum altı yaşında.
songşarkıThis is my favorite song.Bu benim favori şarkım.
soonyakındaI will call you soon.Yakında seni arayacağım.
sorryüzgün / pardonI am sorry for being late.Geç kaldığım için üzgünüm.
soundsesWhat is that sound?Bu ses ne?
soupçorbaI like chicken soup.Tavuk çorbasını severim.
southgüneyTurkey is in the south of Europe and west of Asia.Türkiye Avrupa’nın güneyinde ve Asya’nın batısında.
spaceuzay / alanThe astronauts went to space.Astronotlar uzaya gittiler.
speakkonuşmakCan you speak English?İngilizce konuşabilir misin?
specialözelToday is a special day.Bugün özel bir gün.
spellhecelemekCan you spell your name?Adını heceleyebilir misin?
spellingyazım / hecelemeYour spelling is correct.Yazımın doğru.
spendharcamak / geçirmekI spend a lot of time reading.Okuyarak çok zaman geçiririm.
sportsporFootball is a popular sport.Futbol popüler bir spordur.
springbaharFlowers bloom in spring.Çiçekler baharda açar.
standayakta durmak / durmakPlease stand in line.Lütfen sırada dur.
staryıldızThe sky is full of stars.Gökyüzü yıldızlarla dolu.
startbaşlamakThe lesson will start soon.Ders yakında başlayacak.
statementifade / açıklamaHe made an official statement.Resmi bir açıklama yaptı.
stationistasyonThe train leaves from station 5.Tren 5. perondan kalkıyor.
staykalmakWe will stay at a hotel.Bir otelde kalacağız.
stillhâlâ / durgunI am still waiting.Hâlâ bekliyorum.
stopdurmak / durdurmakPlease stop talking.Lütfen konuşmayı durdur.
storyhikayeI read an interesting story.İlginç bir hikaye okudum.
streetsokakMy house is on this street.Evim bu sokakta.
stronggüçlüHe is very strong.O çok güçlü.
studentöğrenciI am a student at this school.Bu okulda öğrenciyim.
studyçalışmak / ders çalışmakI study English every day.Her gün İngilizce çalışırım.
styletarz / stilShe has a unique style.Onun benzersiz bir tarzı var.
subjectkonu / dersMaths is my favorite subject.Matematik favori dersim.
successbaşarıHard work leads to success.Sıkı çalışma başarıya götürür.
sugarşekerI want sugar in my tea.Çayımda şeker istiyorum.
summeryazI like swimming in summer.Yazın yüzmeyi severim.
sungüneşThe sun rises in the east.Güneş doğudan doğar.
SundayPazarWe go to church on Sunday.Pazar günü kiliseye gideriz.
supermarketsüpermarketI bought milk at the supermarket.Süpermarketten süt aldım.
sureeminAre you sure about this?Bu konuda emin misin?
sweaterkazakI bought a warm sweater.Sıcak bir kazak aldım.
swimyüzmekI can swim very well.Çok iyi yüzebilirim.
swimmingyüzmeSwimming is my favorite sport.Yüzme en sevdiğim spordur.

T HARFİ:

İngilizceTürkçesiÖrnek CümleTürkçe Çevirisi
tablemasaThe book is on the table.Kitap masanın üzerinde.
takealmak / götürmekPlease take this bag with you.Lütfen bu çantayı yanına al.
talkkonuşmakI want to talk to you.Seninle konuşmak istiyorum.
talluzunHe is very tall.O çok uzun.
taxitaksiI took a taxi to the airport.Havaalanına taksiyle gittim.
teaçayI drink tea every morning.Her sabah çay içerim.
teachöğretmekI teach English at school.Okulda İngilizce öğretiyorum.
teacheröğretmenMy teacher is very kind.Öğretmenim çok nazik.
teamtakımOur team won the match.Takımımız maçı kazandı.
teenagergençShe is a teenager now.O şimdi bir genç.
telephonetelefonI called her on the telephone.Onu telefonda aradım.
televisiontelevizyonI watch television in the evening.Akşamları televizyon izlerim.
tellsöylemekCan you tell me the truth?Bana gerçeği söyleyebilir misin?
tenonThere are ten apples.On elma var.
tennistenisI play tennis on weekends.Hafta sonları tenis oynarım.
terriblekorkunç / berbatThe weather is terrible today.Bugün hava berbat.
testsınav / testI have a test tomorrow.Yarın bir sınavım var.
textmetin / mesajI sent a text to my friend.Arkadaşıma bir mesaj gönderdim.
than-den / -dan (karşılaştırma)She is taller than me.O benden daha uzun.
thankteşekkür etmekI want to thank you.Sana teşekkür etmek istiyorum.
thanksteşekkürlerThanks for your help.Yardımın için teşekkürler.
thatşu / oThat is my bag.Şu benim çantam.
thebelirli tanımlıkThe book is on the table.Kitap masanın üzerinde.
theatretiyatroWe went to the theatre yesterday.Dün tiyatroya gittik.
theironlarınThis is their house.Bu onların evi.
themonları / onlaraI saw them at the park.Onları parkta gördüm.
thensonra / o zamanWe went to dinner and then to the cinema.Akşam yemeğine gittik ve sonra sinemaya.
thereoradaThe book is there.Kitap orada.
theyonlarThey are my friends.Onlar benim arkadaşlarım.
thingşeyWhat is this thing?Bu şey nedir?
thinkdüşünmekI think it’s a good idea.Bence bu iyi bir fikir.
thirdüçüncüShe came third in the race.Yarışta üçüncü geldi.
thirstysusamışI am very thirsty.Çok susadım.
thirteenon üçShe is thirteen years old.O on üç yaşında.
thirtyotuzI have lived here for thirty years.Otuz yıldır burada yaşıyorum.
thisbuThis is my pen.Bu benim kalemim.
thousandbinThere are thousand of stars in the sky.Gökyüzünde binlerce yıldız var.
threeüçI have three brothers.Üç erkek kardeşim var.
throughboyunca / içindenWe walked through the park.Parkın içinden yürüdük.
ThursdayPerşembeThe meeting is on Thursday.Toplantı Perşembe günü.
ticketbiletI bought a ticket for the concert.Konser için bir bilet aldım.
timezaman / saatWhat time is it?Saat kaç?
tiredyorgunI am very tired today.Bugün çok yorgunum.
titlebaşlık / unvanThe title of the book is interesting.Kitabın başlığı ilginç.
to-e / -a / içinI am going to school.Okula gidiyorum.
todaybugünI am busy today.Bugün meşgulüm.
togetherbirlikteLet’s work together.Haydi birlikte çalışalım.
toilettuvaletWhere is the toilet?Tuvalet nerede?
tomatodomatesI like tomato soup.Domates çorbasını severim.
tomorrowyarınI will call you tomorrow.Yarın seni arayacağım.
tonightbu geceWe are going out tonight.Bu gece dışarı çıkıyoruz.
tooçok / ayrıcaI am too tired.Ben de çok yorgunum.
toothdişI have a pain in my tooth.Dişimde ağrı var.
topickonuThe teacher chose an interesting topic.Öğretmen ilginç bir konu seçti.
touristturistMany tourists visit Istanbul.Birçok turist İstanbul’u ziyaret eder.
townkasaba / şehirI live in a small town.Küçük bir kasabada yaşıyorum.
traffictrafikThere is a lot of traffic today.Bugün çok trafik var.
traintrenI go to work by train.İşe trenle gidiyorum.
travelseyahat etmekI like to travel during summer.Yazın seyahat etmeyi severim.
treeağaçThere is a big tree in the garden.Bahçede büyük bir ağaç var.
tripgezi / yolculukWe went on a short trip last weekend.Geçen hafta sonu kısa bir geziye gittik.
trouserspantolonHe is wearing black trousers.Siyah pantolon giymiş.
truedoğru / gerçekIs it true?Bu doğru mu?
trydenemekI will try to help you.Sana yardım etmeyi deneyeceğim.
T-shirttişörtI bought a new T-shirt.Yeni bir tişört aldım.
TuesdaySalıThe meeting is on Tuesday.Toplantı Salı günü.
turndönmekTurn left at the corner.Köşeden sola dön.
TVtelevizyonI watch TV in the evening.Akşamları televizyon izlerim.
twelveon ikiMy sister is twelve years old.Kız kardeşim on iki yaşında.
twentyyirmiI have twenty books.Yirmi kitabım var.
twiceiki kezI brush my teeth twice a day.Dişlerimi günde iki kez fırçalarım.
twoikiI have two brothers.İki erkek kardeşim var.
typetür / yazmakWhat type of music do you like?Ne tür müzik seversin?

U HARFİ:

İngilizceTürkçesiÖrnek CümleTürkçe Çevirisi
umbrellaşemsiyeDon’t forget your umbrella.Şemsiyeni unutma.
uncleamca / dayıMy uncle lives in Ankara.Amcam Ankara’da yaşıyor.
underaltındaThe cat is under the table.Kedi masanın altında.
understandanlamakI don’t understand this question.Bu soruyu anlamıyorum.
universityüniversiteShe studies at the university.O üniversitede okuyor.
until-e kadarI will wait until 5 PM.Saat 5’e kadar bekleyeceğim.
upyukarıLook up at the sky.Gökyüzüne bak.
upstairsüst kattaMy bedroom is upstairs.Yatak odam üst katta.
usbizi / bizePlease help us.Lütfen bize yardım et.
usekullanmakCan I use your pen?Kalemini kullanabilir miyim?
usefulfaydalıThis book is very useful.Bu kitap çok faydalı.
usuallygenellikleI usually wake up at 7 AM.Genellikle sabah 7’de uyanırım.

V HARFİ:

İngilizceTürkçesiÖrnek CümleTürkçe Çevirisi
vacationtatilI am going on vacation next week.Gelecek hafta tatile gidiyorum.
vegetablesebzeI like to eat fresh vegetables.Taze sebzeler yemeyi severim.
veryçokShe is very happy today.Bugün çok mutlu.
videovideoI watched a funny video online.Çevrimiçi komik bir video izledim.
villageköyMy grandparents live in a village.Büyükannem ve büyükbabam bir köyde yaşıyor.
visitziyaret etmekWe will visit the museum tomorrow.Yarın müzeyi ziyaret edeceğiz.
visitorziyaretçiThe museum had many visitors yesterday.Müze dün birçok ziyaretçi aldı.

W HARFİ:

İngilizceTürkçesiÖrnek CümleTürkçe Çevirisi
waitbeklemekPlease wait for me.Lütfen beni bekle.
waitergarsonThe waiter brought our food.Garson yemeklerimizi getirdi.
wakeuyanmakI wake up at 7 AM every day.Her gün sabah 7’de uyanırım.
walkyürümekI like to walk in the park.Parkta yürümeyi severim.
wallduvarThere is a picture on the wall.Duvarın üzerinde bir resim var.
wantistemekI want a cup of tea.Bir fincan çay istiyorum.
warmılık / sıcakThe weather is warm today.Bugün hava ılık.
washyıkamakI need to wash my hands.Ellerimi yıkamam gerekiyor.
watchizlemek / saatI watch TV in the evening.Akşamları televizyon izlerim.
watersuI drink a lot of water.Çok su içerim.
wayyol / yöntemThis is the fastest way to school.Bu okula gitmenin en hızlı yolu.
webizWe are friends.Biz arkadaşız.
weargiymekI usually wear a T-shirt.Genellikle tişört giyerim.
weatherhava durumuThe weather is nice today.Bugün hava güzel.
websiteweb sitesiI found this information on a website.Bu bilgiyi bir web sitesinde buldum.
WednesdayÇarşambaThe meeting is on Wednesday.Toplantı Çarşamba günü.
weekhaftaThere are seven days in a week.Bir haftada yedi gün vardır.
weekendhafta sonuI usually rest on the weekend.Genellikle hafta sonu dinlenirim.
welcomehoş geldinizWelcome to our home.Evimize hoş geldiniz.
welliyi / kuyuI am feeling well today.Bugün kendimi iyi hissediyorum.
westbatıThe sun sets in the west.Güneş batıdan batar.
whatneWhat is your name?Adın ne?
whenne zamanWhen is your birthday?Doğum günün ne zaman?
whereneredeWhere is the nearest bank?En yakın banka nerede?
whichhangiWhich color do you prefer?Hangi rengi tercih edersin?
whitebeyazShe is wearing a white dress.Beyaz bir elbise giymiş.
whokimWho is at the door?Kapıda kim var?
whynedenWhy are you late?Neden geç kaldın?
wifeeş / karıHe is with his wife.O karısı ile birlikte.
will-ecek / -acakI will call you tomorrow.Yarın seni arayacağım.
winkazanmakOur team will win the match.Takımımız maçı kazanacak.
windowpencereOpen the window, please.Lütfen pencereyi aç.
wineşarapHe drinks wine with dinner.Akşam yemeğinde şarap içer.
winterkışWinter is very cold here.Burada kış çok soğuk.
withile / birlikteI went to the park with my friend.Arkadaşımla parka gittim.
without-sız / -sizI can’t live without music.Müziksiz yaşayamam.
womankadınThat woman is my teacher.O kadın benim öğretmenim.
wonderfulharikaWe had a wonderful time.Harika zaman geçirdik.
wordkelimeI don’t know this word.Bu kelimeyi bilmiyorum.
workçalışmak / işI work in a bank.Bir bankada çalışıyorum.
workerişçi / çalışanThe workers are on strike.İşçiler grevde.
worlddünyaThe world is beautiful.Dünya çok güzel.
would-er / -ardı / -erdi (şart kipi)I would help you if I could.Yapabilseydim sana yardım ederdim.
writeyazmakI like to write letters.Mektup yazmayı severim.
writeryazarShe is a famous writer.O ünlü bir yazar.
writingyazı / yazmaI am practicing my writing.Yazımı geliştiriyorum.
wrongyanlışYou have the wrong number.Yanlış numara çevirdiniz.

X,Y,Z HARFİ:

İngilizceTürkçesiÖrnek CümleTürkçe Çevirisi
yeahevetYeah, I understand.Evet, anladım.
yearyılI was born last year.Geçen yıl doğdum.
yellowsarıShe bought a yellow dress.Sarı bir elbise aldı.
yesevetYes, I will help you.Evet, sana yardım edeceğim.
yesterdaydünI met my friend yesterday.Dün arkadaşımla buluştum.
yousen / sizYou are amazing.Sen harikasın.
younggençMy brother is very young.Kardeşim çok genç.
yoursenin / sizinIs this your bag?Bu senin çantan mı?
yourselfkendin / kendinizTake care of yourself.Kendine iyi bak.
x-rayröntgenThe doctor took an x-ray of my arm.Doktor kolumun röntgenini çekti.
zerosıfırThe temperature is zero degrees.Sıcaklık sıfır derece.
zonebölge / alanThis is a school zone.Burası okul bölgesi.
zoohayvanat bahçesiWe visited the zoo yesterday.Dün hayvanat bahçesini ziyaret ettik.
zebrazebraA zebra is running in the field.Bir zebra tarlada koşuyor.
zipfermuar / posta koduZip your jacket; it’s cold.Ceketin fermuarını kapat; hava soğuk.
zoomzoom yapmak / hızla gitmekThe car zoomed past us.Araba yanımızdan hızla geçti.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir