Bu içerik, İngilizce B2 seviyesinde yer alan grammar konularını genel hatlarıyla özetlemek amacıyla hazırlanmıştır. Tense yapıları, modal verbs, conditionals, passive voice, reported speech, clauses, gerunds & infinitives, comparisons, prepositions, phrasal verbs, collocations, word formation, linking words, formal-informal language, hedging, functional language, writing skills ve paraphrasing gibi temel başlıkları kapsamaktadır. Amaç, bu konuların detaylarına girmeden genel bir bakış sunmak ve öğrenme sürecine hızlı bir özet sağlamaktır. Bu metin hazırlanırken yapay zekâ destekli içerik üretim araçlarından faydalanılmıştır.
📘 Tense & Aspect (Zamanlar)
İngilizcede zamanlar sadece “ne zaman?” sorusuna cevap vermez; aynı zamanda bir eylemin süreci mi, sonucu mu, yoksa tamamlanmış hali mi önemli onu da anlatır. Bu yüzden “tense” (zaman) ve “aspect” (görünüş) birlikte düşünülmelidir.
📊 Temel Zaman ve Aspect Yapıları
Zaman
Yapı
Kullanım
Örnek (EN)
Türkçesi
Present Perfect
have/has + V3
Geçmişte oldu ama sonucu önemli
I have finished my work.
İşimi bitirdim.
Present Perfect Continuous
have/has been + V-ing
Süre vurgusu
I have been working for 2 hours.
2 saattir çalışıyorum.
Past Perfect
had + V3
Geçmişte daha önce olan
I had left before he arrived.
O gelmeden önce gitmiştim.
Past Perfect Continuous
had been + V-ing
Geçmişte devam eden süreç
I had been studying before the exam.
Sınavdan önce ders çalışıyordum.
Future Continuous
will be + V-ing
Gelecekte belirli anda devam eden
I will be working at 8 PM.
Saat 8’de çalışıyor olacağım.
Future Perfect
will have + V3
Gelecekte tamamlanmış olacak
I will have finished by tomorrow.
Yarın bitirmiş olacağım.
Future Perfect Continuous
will have been + V-ing
Gelecekte süre vurgusu
I will have been working for 5 hours.
5 saattir çalışıyor olacağım.
🧠 Nasıl Düşünmelisin?
Eğer sonuç önemliyse → Perfect
Eğer süreç önemliyse → Continuous
Eğer ikisi birlikteyse → Perfect Continuous
🎯 Kısa Karşılaştırma
I worked → Çalıştım (sadece oldu)
I have worked → Çalıştım (sonucu önemli)
I have been working → Çalışıyorum / Çalışmaktayım (süre önemli)
📘 Modals (Modal Verbs)
Modal fiiller, İngilizcede yeteneği, zorunluluğu, ihtimali, tavsiyeyi ve izin verme/durma gibi durumları ifade etmek için kullanılır. Normal fiiller gibi çekimlenmezler ve her zaman ana fiille birlikte gelirler.
Genel yapı: Modal + V1 (yalın fiil)
📊 Modal Verbs Tablosu
Modal
Anlam
Kullanım
Örnek (EN)
Türkçesi
can
yapabilmek (yetenek / izin)
fiziksel veya zihinsel yetenek
I can swim.
Yüzebilirim.
could
yapabilmek (geçmiş / daha kibar)
geçmiş yetenek veya kibar istek
I could help you.
Sana yardım edebilirim / yardım edebilirdim.
may
ihtimal / izin
resmi izin veya olasılık
It may rain.
Yağmur yağabilir.
might
düşük ihtimal
belirsiz olasılık
He might come.
Gelebilir (ama emin değiliz).
must
zorunluluk
güçlü gereklilik / kesinlik
You must study.
Ders çalışmalısın.
mustn’t
yasak
kesinlikle yapılmaması gereken
You mustn’t smoke here.
Burada sigara içmemelisin.
should
tavsiye
öneri / doğru olan şey
You should sleep early.
Erken uyumalısın.
ought to
tavsiye (daha resmi)
ahlaki öneri
You ought to apologize.
Özür dilemelisin.
will
gelecek / kesinlik
gelecekte olacak durum
I will go.
Gideceğim.
would
kibar istek / hayali durum
nazik konuşma / koşul
I would like tea.
Çay isterim.
🧠 Nasıl Düşünmelisin?
Can / Could → yetenek & kibar istek
Must / Should → zorunluluk & tavsiye
May / Might → ihtimal
Will / Would → gelecek & kibar/hayali durum
🎯 Kısa Karşılaştırma
I can drive. → Arabayı sürebilirim (yetenek)
I should drive. → Sürmeliyim (tavsiye)
I must drive. → Sürmek zorundayım (zorunluluk)
I might drive. → Sürebilirim (belki)
📘 Conditionals (Koşul Cümleleri)
Koşul cümleleri, bir olayın başka bir şarta bağlı olarak gerçekleşmesini anlatır. Genelde “if” (eğer) ile kurulur.
Temel mantık: 👉 If + şart → sonuç
📊 Conditionals Tablosu
Tip
Yapı
Kullanım
Örnek (EN)
Türkçesi
Zero Conditional
If + V1, V1
Genel doğrular / bilimsel gerçekler
If you heat water, it boils.
Suyu ısıtırsan kaynar.
First Conditional
If + V1, will + V1
Gerçek ve mümkün gelecek durum
If it rains, I will stay home.
Yağmur yağarsa evde kalacağım.
Second Conditional
If + V2, would + V1
Gerçek olmayan / hayali durum
If I were rich, I would travel.
Zengin olsam seyahat ederdim.
Third Conditional
If + had + V3, would have + V3
Geçmişte değiştirilemeyen durumlar
If I had studied, I would have passed.
Ders çalışsaydım geçerdim.
Mixed Conditional
Karışık yapı
Geçmiş + şimdi etkisi
If I had studied, I would be successful now.
Çalışsaydım şimdi başarılı olurdum.
🧠 Nasıl Düşünmelisin?
0 Type → Her zaman doğru (bilimsel gerçek)
1 Type → Gerçek ve olası gelecek
2 Type → Hayali / şu an gerçek olmayan
3 Type → Geçmişte değişmeyen durum
Mixed → Geçmiş + şimdiki sonuç
🎯 Kısa Karşılaştırma
If I study, I pass. → Çalışırsam geçerim (gerçek)
If I studied, I would pass. → Çalışsam geçerdim (hayal)
If I had studied, I would have passed. → Çalışsaydım geçmiştim (geçmiş)
⚡ Mini Mantık
Present → Present / Future
Past → Imaginary
Past Perfect → Geçmişin pişmanlığı
📘 Passive & Causative Structures
İngilizcede cümleler sadece “kim yaptı?” şeklinde kurulmaz. Bazen işi kimin yaptığı değil, işin kendisi daha önemlidir. İşte bu durumda passive (edilgen) ve causative (ettirgen) yapılar kullanılır.
📊 Passive Voice (Edilgen Yapı)
👉 Yapı: be + V3
Zaman
Yapı
Kullanım
Örnek (EN)
Türkçesi
Present Passive
am/is/are + V3
Şu anda yapılan işler
The letter is written.
Mektup yazılıyor / yazılır.
Past Passive
was/were + V3
Geçmişte yapılan işler
The car was repaired.
Araba tamir edildi.
Future Passive
will be + V3
Gelecekte yapılacak işler
The work will be done.
İş yapılacak.
Present Perfect Passive
has/have been + V3
Sonucu önemli geçmiş
The house has been built.
Ev inşa edildi.
Modals Passive
modal + be + V3
Zorunluluk / ihtimal
It must be finished.
Bitirilmek zorunda.
🧠 Passive Mantığı
Active: John wrote the letter. (John mektubu yazdı)
Passive: The letter was written by John. (Mektup John tarafından yazıldı)
👉 Önemli olan “John” değil “letter” olur.
📊 Causative Structures (Ettirgen Yapı)
👉 Bir işi kendin yapmazsın, başkasına yaptırırsın.
Yapı
Kullanım
Örnek (EN)
Türkçesi
have + object + V3
Birine iş yaptırmak
I had my car washed.
Arabamı yıkattım.
get + object + V3
Daha konuşma dili
I got my hair cut.
Saçımı kestirdim.
have + object + V1
Birine bir şey yaptırmak
I had him fix it.
Ona tamir ettirdim.
🧠 Causative Mantığı
Sen yapmazsın → başkasına yaptırırsın
“Yapmak” değil → organize etmek
🎯 Kısa Karşılaştırma
Tür
Cümle
Anlam
Active
I washed my car.
Arabayı ben yıkadım
Passive
My car was washed.
Araba yıkandı
Causative
I had my car washed.
Arabayı yıkattım
⚡ Mini Özet
Passive → İş önemli, yapan kişi önemli değil
Causative → İşi sen yaptırıyorsun
be + V3 → Passive temel kural
have/get + V3 → Causative yapı
📘 Reported Speech (Dolaylı Anlatım)
Reported Speech, bir kişinin söylediği şeyi aynı şekilde değil, dolaylı olarak aktarmak için kullanılır. Yani “ne dedi?” sorusunu kendi cümlemizle anlatırız.
👉 Direkt cümle (Direct Speech): “She said: I am tired.” 👉 Dolaylı cümle (Reported Speech): She said that she was tired.
📊 Tense Değişimleri Tablosu
Direct Speech
Reported Speech
Örnek (EN)
Türkçesi
Present Simple
Past Simple
He said, “I work.” → He said he worked.
O çalıştığını söyledi.
Present Continuous
Past Continuous
She said, “I am working.” → She said she was working.
Çalıştığını söyledi.
Past Simple
Past Perfect
He said, “I went.” → He said he had gone.
Gittiğini söyledi.
Present Perfect
Past Perfect
She said, “I have finished.” → She said she had finished.
Bitirdiğini söyledi.
Will
Would
He said, “I will go.” → He said he would go.
Gideceğini söyledi.
Can
Could
She said, “I can swim.” → She said she could swim.
Yüzebildiğini söyledi.
Must
Had to
He said, “I must leave.” → He said he had to leave.
Gitmek zorunda olduğunu söyledi.
🧠 Zamir ve Zaman Mantığı
Zaman genelde bir adım geri gider
Present → Past
Past → Past Perfect
Zamirler değişir:
I → he/she
my → his/her
we → they
📊 Soru Cümleleri (Questions)
Direct
Reported
Örnek
“Where do you live?”
He asked where I lived.
Nerede yaşadığımı sordu.
“Are you ready?”
She asked if I was ready.
Hazır olup olmadığımı sordu.
👉 Kurallar:
Yes/No soruları → if / whether
WH soruları → aynı soru kelimesi
📊 Emir Cümleleri (Commands)
Direct
Reported
Örnek
“Sit down!”
He told me to sit down.
Oturmamı söyledi.
“Don’t go!”
She told me not to go.
Gitmememi söyledi.
👉 Yapı:
tell + object + to V1
tell + object + not to V1
🎯 Kısa Özet
Tense geri gider
Zamirler değişir
Sorular → if / wh-word
Emirler → to / not to
⚡ Mini Karşılaştırma
Direct: “I am happy.”
Reported: He said he was happy.
Direct: “I will go.”
Reported: He said he would go.
📘 Clauses (Relative, Noun, Adverbial Clauses)
Clauses, İngilizcede cümle içinde anlamı genişleten veya açıklayan yan cümlelerdir. Tek başına cümle olabilirler ya da ana cümleyi tamamlarlar.
Genel mantık: 👉 Main clause (ana cümle) + clause (yan cümle)
📊 Relative Clauses (Sıfat Cümlecikleri)
👉 Bir ismi açıklar (kim? hangi? ne tür?)
Yapı
Kullanım
Örnek (EN)
Türkçesi
who
insan için
The man who is here is my friend.
Buradaki adam benim arkadaşım.
which
cansız şeyler
The book which I read is good.
Okuduğum kitap iyidir.
that
genel kullanım
The car that I bought is new.
Aldığım araba yeni.
where
yer
The city where I live is big.
Yaşadığım şehir büyüktür.
whose
sahiplik
The man whose car is red is rich.
Arabası kırmızı olan adam zengindir.
🧠 Relative Mantığı
İsmi detaylandırır
Cümleyi uzatır ama anlamı netleştirir
👉 The man is my friend. (Adam arkadaşım) 👉 The man who lives next door is my friend. (Yan kapıda yaşayan adam arkadaşım)
📊 Noun Clauses (İsim Cümlecikleri)
👉 Cümlede özne, nesne veya tamamlayıcı gibi davranır
Yapı
Kullanım
Örnek (EN)
Türkçesi
that
bilgi cümlesi
I think that he is right.
Onun haklı olduğunu düşünüyorum.
if / whether
soru anlamı
I don’t know if he is here.
Onun burada olup olmadığını bilmiyorum.
wh- words
soru kelimeleri
I know what he wants.
Ne istediğini biliyorum.
🧠 Noun Clause Mantığı
“Ne?” sorusuna cevap verir
Cümlede isim gibi davranır
👉 What he said is true. (Onun söylediği şey doğrudur.)
📊 Adverbial Clauses (Zarf Cümlecikleri)
👉 Zaman, neden, şart, amaç gibi durumları açıklar
Tür
Bağlaç
Örnek (EN)
Türkçesi
Time
when / while / before / after
I called him when I arrived.
Geldiğimde onu aradım.
Cause
because / since
I stayed home because it rained.
Yağmur yağdığı için evde kaldım.
Condition
if / unless
If you study, you will pass.
Çalışırsan geçersin.
Contrast
although / even though
Although he is tired, he works.
Yorgun olmasına rağmen çalışır.
Purpose
so that / in order to
I study so that I can pass.
Geçmek için çalışıyorum.
🧠 Adverbial Mantığı
Ne zaman?
Neden?
Nasıl?
Hangi şartta?
👉 Cümleye “durum bilgisi” ekler
🎯 Kısa Karşılaştırma
Tür
Görevi
Örnek
Relative
isim açıklar
The man who came…
Noun
isim gibi davranır
I know what he said
Adverbial
durum açıklar
I went because I was tired
⚡ Mini Özet
Relative → isim tanımlar
Noun → isim gibi kullanılır
Adverbial → zaman / neden / şart açıklar
📘 Advanced Structures
İngilizcede advanced yapılar, cümleyi sadece doğru kurmak için değil, vurgu yapmak, daha doğal konuşmak ve daha akademik ifade kurmak için kullanılır.
📊 1. Inversion (Ters Cümle Yapısı)
👉 Normal kelime dizilimi ters çevrilir (özellikle vurgu için)
Yapı
Kullanım
Örnek (EN)
Türkçesi
Never / Rarely / Seldom + yardımcı + özne
vurgu
Never have I seen such a thing.
Böyle bir şey hiç görmedim.
Not only + yardımcı + özne + fiil
vurgu
Not only did he come, but he also helped.
Sadece gelmedi, aynı zamanda yardım etti.
So + sıfat + yardımcı + özne
vurgu
So tired was I that I slept.
O kadar yorgundum ki uyudum.
🧠 Mantık: 👉 Normal: I have never seen this 👉 Inversion: Never have I seen this
📊 2. Cleft Sentences (Parçalama / Vurgulama)
👉 Cümlenin önemli kısmını öne çıkarır
Yapı
Kullanım
Örnek (EN)
Türkçesi
It is/was + … + that
vurgu
It was John who called me.
Beni arayan John’du.
What + clause + be
vurgu
What I need is sleep.
İhtiyacım olan şey uyku.
🧠 Mantık:
“Kim / ne önemliyse onu öne çıkar”
📊 3. Participle Clauses (İndirgenmiş Cümleler)
👉 Cümleleri kısaltır, daha akıcı yapar
Yapı
Kullanım
Örnek (EN)
Türkçesi
Having + V3
önce olmuş eylem
Having finished work, I left.
İşimi bitirip çıktım.
V-ing
aynı anda olan
Walking in the park, I saw him.
Parkta yürürken onu gördüm.
V3
edilgen kısaltma
Written in 1990, the book is old.
1990’da yazılan kitap eskidir.
🧠 Mantık: 👉 Uzun cümleyi kısa ve profesyonel yapar
📊 4. Unreal Past (Gerçek Olmayan Geçmiş)
👉 Gerçek olmayan durumlar (hayal / pişmanlık)
Yapı
Kullanım
Örnek (EN)
Türkçesi
wish + past simple
şu an farklı olmasını ister
I wish I knew English.
Keşke İngilizce bilseydim.
wish + past perfect
geçmiş pişmanlık
I wish I had studied.
Keşke çalışsaydım.
if only + past forms
güçlü dilek
If only I were rich.
Keşke zengin olsam.
🧠 Mantık:
Past Simple → şu an hayal
Past Perfect → geçmiş pişmanlık
📊 5. Emphasis (Vurgu Yapıları)
👉 Cümlede önemli kısmı öne çıkarır
Yapı
Kullanım
Örnek (EN)
Türkçesi
do/does/did + V1
vurgu
I do like this movie.
Bu filmi gerçekten seviyorum.
what / all / the thing is
açıklama
What I want is peace.
İstediğim şey huzur.
it + be + that
odak
It is money that matters.
Önemli olan paradır.
🧠 Mantık: 👉 Normal cümleye “duygusal güç” ekler
🎯 Kısa Karşılaştırma
Yapı
Amaç
Inversion
güçlü vurgu / edebi yapı
Cleft
bilgi parçalama ve odak
Participle
cümle kısaltma
Unreal Past
hayal / pişmanlık
Emphasis
duygusal vurgu
⚡ Mini Özet
Inversion → kelime sırası değişir
Cleft → önemli bilgi öne çıkar
Participle → cümle kısalır
Unreal Past → gerçek olmayan durum
Emphasis → vurgu güçlenir
📘 Gerunds & Infinitives
İngilizcede fiillerden sonra gelen yapılar her zaman “-ing mi gelir, to + V1 mi gelir?” sorusunu doğurur. İşte bu konu Gerund (V-ing) ve Infinitive (to + V1) farkını anlatır.
📊 1. Gerund (V-ing)
👉 Fiil + -ing → isim gibi kullanılır
Yapı
Kullanım
Örnek (EN)
Türkçesi
Verb + V-ing
genel alışkanlık / isim gibi
I enjoy swimming.
Yüzmekten hoşlanırım.
After prepositions
edat sonrası
I am good at cooking.
Yemek yapmada iyiyim.
Subject position
özne olarak
Smoking is bad.
Sigara içmek kötüdür.
After some verbs
bazı fiiller
I avoid driving at night.
Geceleri araba kullanmaktan kaçınırım.
🧠 Mantık: 👉 “-ing = şey / aktivite”
📊 2. Infinitive (to + V1)
👉 “to” + fiil → amaç, gelecek niyet
Yapı
Kullanım
Örnek (EN)
Türkçesi
Verb + to V1
amaç / niyet
I want to learn English.
İngilizce öğrenmek istiyorum.
After adjectives
sıfat sonrası
It is easy to learn.
Öğrenmek kolaydır.
After some verbs
bazı fiiller
I decided to go.
Gitmeye karar verdim.
Purpose
amaç
I study to pass the exam.
Sınavı geçmek için çalışıyorum.
🧠 Mantık: 👉 “to = amaç / gelecek yönelim”
📊 3. Gerund vs Infinitive (Karşılaştırma)
Fiil
Gerund
Infinitive
Anlam farkı
stop
I stopped smoking
I stopped to smoke
Sigara içmeyi bıraktım / sigara içmek için durdum
remember
I remember meeting him
I remembered to call him
Onunla tanışmayı hatırlıyorum / aramayı unutmadım
try
I tried learning English
I tried to learn English
Denedim (süreç) / denedim (amaç)
📊 4. En Çok Kullanılan Fiiller
🔹 Gerund alan fiiller:
enjoy → hoşlanmak
avoid → kaçınmak
finish → bitirmek
mind → umursamak
consider → düşünmek
👉 I enjoy playing football. (Futbol oynamaktan hoşlanırım)
🔹 Infinitive alan fiiller:
want → istemek
decide → karar vermek
plan → planlamak
hope → umut etmek
need → ihtiyaç duymak
👉 I want to travel. (Seyahat etmek istiyorum)
🎯 Kısa Mantık
Gerund (-ing) → aktivite / alışkanlık / isim gibi
Infinitive (to + V1) → amaç / niyet / gelecek
⚡ Mini Özet
I enjoy swimming → yüzmekten hoşlanırım
I want to swim → yüzmek istiyorum
Smoking is bad → sigara içmek kötüdür
To swim is fun → yüzmek eğlencelidir
📘 Comparisons (Karşılaştırmalar)
İngilizcede karşılaştırma yaparken iki veya daha fazla şeyi benzerlik, üstünlük veya en üstünlük açısından kıyaslarız. Bu yapı özellikle sıfat ve zarflarla kullanılır.
📊 1. Positive Degree (Normal Hali)
👉 Karşılaştırma yok, sadece özellik
Yapı
Kullanım
Örnek (EN)
Türkçesi
as + adjective + as
eşitlik
She is as tall as me.
O benim kadar uzun.
not as + adjective + as
eşit değil
He is not as fast as me.
O benim kadar hızlı değil.
🧠 Mantık: 👉 “eşitlik” veya “karşılaştırmasız durum”
📊 2. Comparative (Daha …)
👉 İki şey arasında karşılaştırma
Yapı
Kullanım
Örnek (EN)
Türkçesi
adj + er + than
kısa sıfatlar
He is taller than me.
O benden daha uzun.
more + adj + than
uzun sıfatlar
This book is more interesting than that one.
Bu kitap ondan daha ilginç.
less + adj + than
daha az
This job is less difficult than that.
Bu iş ondan daha az zor.
🧠 Mantık: 👉 “-er / more = daha fazla özellik”
📊 3. Superlative (En …)
👉 Bir grup içindeki en üst seviye
Yapı
Kullanım
Örnek (EN)
Türkçesi
the + adj + est
kısa sıfatlar
He is the fastest.
O en hızlıdır.
the most + adj
uzun sıfatlar
She is the most intelligent.
O en zekidir.
the least + adj
en az
This is the least expensive.
Bu en az pahalıdır.
🧠 Mantık: 👉 “the = en üstün”
📊 4. Irregular Adjectives (Düzensizler)
Normal
Comparative
Superlative
Türkçesi
good
better
the best
iyi / daha iyi / en iyi
bad
worse
the worst
kötü / daha kötü / en kötü
far
farther / further
the farthest / the furthest
uzak / daha uzak / en uzak
📊 5. Special Comparisons
Yapı
Kullanım
Örnek (EN)
Türkçesi
the + comparative, the + comparative
artan ilişki
The more you study, the better you get.
Ne kadar çok çalışırsan o kadar iyi olursun.
comparative and comparative
giderek artış
It is getting colder and colder.
Hava giderek daha soğuk oluyor.
🎯 Kısa Mantık
as…as → eşitlik
-er / more → karşılaştırma
the most / -est → en üstün
less → daha az
⚡ Mini Özet
He is as tall as me. → benim kadar uzun
He is taller than me. → benden uzun
He is the tallest. → en uzun
📘 Nouns, Articles & Determiners
İngilizcede cümle kurarken isimleri (nouns) doğru kullanmak, onların önüne gelen article (a/an/the) ve determiners (some, many, this, my vb.) ile anlamı netleştirmek çok önemlidir.
📊 1. Nouns (İsimler)
👉 Kişi, yer, şey, fikir isimleridir.
Tür
Açıklama
Örnek (EN)
Türkçesi
Common Noun
genel isim
book, city
kitap, şehir
Proper Noun
özel isim
London, Ali
Londra, Ali
Countable
sayılabilir
apple, car
elma, araba
Uncountable
sayılamaz
water, money
su, para
Abstract
soyut
love, happiness
aşk, mutluluk
🧠 Mantık: 👉 “isim = varlık veya kavram”
📊 2. Articles (a / an / the)
👉 İsimlerin önüne gelir ve “belirlilik / belirsizlik” ifade eder
Article
Kullanım
Örnek (EN)
Türkçesi
a
tekil, belirsiz, sessiz harf
a book
bir kitap
an
tekil, belirsiz, sesli harf
an apple
bir elma
the
belirli / bilinen
the book
o kitap
🧠 Article Mantığı
a/an → ilk kez duyulan şey
the → bilinen / özel şey
👉 I saw a car. (Bir araba gördüm) 👉 The car was red. (O araba kırmızıydı)
📊 3. Determiners (Belirteçler)
👉 İsim hakkında “miktar, sahiplik, gösterme” bilgisi verir
🔹 Quantity (Miktar)
Determiner
Kullanım
Örnek (EN)
Türkçesi
some
bazı / biraz
I have some water.
Biraz suyum var.
any
hiç / herhangi
Do you have any money?
Hiç paran var mı?
many
çok (sayılabilir)
many books
çok kitap
much
çok (sayılamaz)
much water
çok su
few
az (olumsuz)
few people
az insan
a few
birkaç
a few friends
birkaç arkadaş
🔹 Demonstratives (Gösterme)
Determiner
Kullanım
Örnek (EN)
Türkçesi
this
tekil yakın
this book
bu kitap
that
tekil uzak
that car
o araba
these
çoğul yakın
these books
bu kitaplar
those
çoğul uzak
those cars
o arabalar
🔹 Possessives (Sahiplik)
Determiner
Örnek
Türkçesi
my
my car
benim arabam
your
your book
senin kitabın
his/her
her/his house
onun evi
our
our home
bizim evimiz
their
their house
onların evi
🎯 Kısa Mantık
Noun → isim
Article → belli mi belirsiz mi
Determiner → miktar / sahiplik / gösterme
⚡ Mini Özet
a car → bir araba
the car → o araba
some water → biraz su
many books → çok kitap
this book → bu kitap
my book → benim kitabım
📘 Adjectives & Adverbs (Sıfatlar & Zarflar)
İngilizcede adjectives (sıfatlar) isimleri, adverbs (zarflar) ise fiilleri, sıfatları veya başka zarfları açıklar. En büyük fark: 👉 Sıfat = ne? 👉 Zarf = nasıl?
📊 1. Adjectives (Sıfatlar)
👉 İsimleri nitelendirir (nasıl biri / nasıl bir şey?)
Tür
Kullanım
Örnek (EN)
Türkçesi
Quality
özellik
a big house
büyük bir ev
Opinion
fikir
a beautiful car
güzel bir araba
Size
boyut
a small cat
küçük bir kedi
Color
renk
a red apple
kırmızı elma
Shape
şekil
a round table
yuvarlak masa
🧠 Mantık: 👉 “isimden önce gelir, isim hakkında bilgi verir”
📊 2. Adverbs (Zarflar)
👉 Fiilleri, sıfatları veya başka zarfları açıklar
Tür
Kullanım
Örnek (EN)
Türkçesi
Manner
nasıl?
He runs quickly.
Hızlı koşar.
Time
ne zaman?
I will go tomorrow.
Yarın gideceğim.
Place
nerede?
She is here.
O burada.
Frequency
ne sıklıkta?
I always study.
Her zaman çalışırım.
Degree
ne kadar?
very good
çok iyi
📊 3. Adjective vs Adverb Farkı
Cümle
Açıklama
Türkçesi
He is a quick runner.
adjective (isim)
O hızlı bir koşucudur.
He runs quickly.
adverb (fiil)
O hızlı koşar.
🧠 Mantık: 👉 adjective = isim 👉 adverb = hareket
📊 4. -ly Kuralı
👉 Çoğu zarf sıfata -ly eklenerek oluşur
Adjective
Adverb
Türkçesi
quick
quickly
hızlı → hızlıca
slow
slowly
yavaş → yavaşça
careful
carefully
dikkatli → dikkatlice
❗ Ama istisnalar:
good → well
fast → fast
hard → hard
📊 5. Derece Zarfları (Intensifiers)
Zarf
Kullanım
Örnek
Türkçesi
very
çok
very good
çok iyi
too
fazla
too fast
çok hızlı (fazla)
enough
yeterli
good enough
yeterince iyi
quite
oldukça
quite easy
oldukça kolay
🎯 Kısa Mantık
Adjective → isim açıklar
Adverb → fiil açıklar
-ly → çoğu zarf yapar
⚡ Mini Özet
a fast car → hızlı araba (sıfat)
He runs fast → hızlı koşar (zarf)
She is very smart → çok akıllı
He speaks clearly → net konuşur
📘 Prepositions & Dependent Prepositions (Edatlar)
İngilizcede prepositions (edatlar), kelimeler arasındaki ilişkiyi gösterir: yer, zaman, yön, araç, sebep gibi. Dependent prepositions ise bazı fiil/sıfatların yanında sabit gelen edatlardır.
📊 1. Prepositions (Temel Edatlar)
👉 Yer, zaman ve yön bildirir
🔹 Time (Zaman)
Preposition
Kullanım
Örnek (EN)
Türkçesi
in
ay / yıl / uzun süre
in 2025
2025’te
on
gün / tarih
on Monday
Pazartesi günü
at
saat / an
at 5 o’clock
saat 5’te
🔹 Place (Yer)
Preposition
Kullanım
Örnek (EN)
Türkçesi
in
içinde
in the room
odada
on
üstünde
on the table
masanın üstünde
at
belirli nokta
at the door
kapıda
🔹 Direction (Yön)
Preposition
Kullanım
Örnek (EN)
Türkçesi
to
yönelmek
go to school
okula gitmek
into
içine doğru
go into the room
odaya girmek
from
-den/-dan
come from Turkey
Türkiye’den gelmek
📊 2. Dependent Prepositions (Bağımlı Edatlar)
👉 Bazı fiiller ve sıfatlar belirli preposition ile birlikte kullanılır
👉 “good at” ❌ good in değil 👉 “interested in” ❌ interested on değil
🎯 Kısa Özet
in / on / at → zaman ve yer
to / into / from → yön
dependent prepositions → sabit kalıplar
⚡ Mini Örnek
I am good at football. → Futbolda iyiyim
I am interested in science. → Bilime ilgim var
I listen to music. → Müzik dinlerim
Anladım — bundan sonra tüm tablolarda her örnek için İngilizce cümle + Türkçe karşılığı birlikte olacak. Şimdi Word Formation’ı buna göre tamamen düzeltiyorum.
📘 Word Formation (Kelime Türetme)
Word Formation, bir kök kelimeden yeni kelimeler üretme sistemidir. Prefix (ön ek) ve suffix (son ek) ile kelimenin anlamı veya türü değişir.
📊 1. Prefixes (Ön Ekler)
Prefix
Anlam
Örnek (EN)
Örnek Cümle
Türkçesi
un-
değil / ters
unhappy
She is unhappy today.
O bugün mutsuz.
in-/im-
değil
impossible
It is impossible to finish.
Bitirmek imkansız.
dis-
karşıt
disagree
I disagree with him.
Onunla aynı fikirde değilim.
re-
tekrar
rewrite
I will rewrite the text.
Metni yeniden yazacağım.
pre-
önce
preview
I watched the preview.
Ön izlemeyi izledim.
mis-
yanlış
misunderstand
I misunderstood you.
Seni yanlış anladım.
📊 2. Suffixes (Son Ekler)
🔹 İsim yapan ekler
Suffix
Örnek (EN)
Örnek Cümle
Türkçesi
-er
teacher
My teacher is kind.
Öğretmenim nazik.
-or
actor
He is a famous actor.
O ünlü bir aktör.
-ness
happiness
Happiness is important.
Mutluluk önemlidir.
-ment
development
Development is fast.
Gelişim hızlıdır.
-tion
information
I need information.
Bilgiye ihtiyacım var.
🔹 Sıfat yapan ekler
Suffix
Örnek (EN)
Örnek Cümle
Türkçesi
-ful
beautiful
She has a beautiful face.
Güzel bir yüzü var.
-less
useless
This tool is useless.
Bu alet faydasız.
-able
readable
This book is readable.
Bu kitap okunabilir.
-ive
active
He is very active.
O çok aktiftir.
-ous
dangerous
The road is dangerous.
Yol tehlikelidir.
🔹 Zarf yapan ekler
Suffix
Örnek (EN)
Örnek Cümle
Türkçesi
-ly
quickly
He runs quickly.
O hızlı koşar.
-fully
carefully
She drives carefully.
O dikkatlice araba kullanır.
📊 3. Kelime Türü Değişimi
Kök
Tür
Örnek (EN)
Örnek Cümle
Türkçesi
create
verb
creation
This is my creation.
Bu benim yaratımım.
decide
verb
decision
I made a decision.
Bir karar verdim.
inform
verb
information
I gave information.
Bilgi verdim.
develop
verb
development
Development is fast.
Gelişim hızlıdır.
act
verb
action
He took action.
O harekete geçti.
📊 4. Verb → Noun
Verb
Noun
Örnek Cümle
Türkçesi
decide
decision
I made a decision.
Bir karar verdim.
develop
development
Development is fast.
Gelişim hızlıdır.
inform
information
I need information.
Bilgiye ihtiyacım var.
act
action
He took action.
O harekete geçti.
improve
improvement
Improvement is clear.
İyileşme açık.
📊 5. Verb → Adjective
Verb
Adjective
Örnek Cümle
Türkçesi
create
creative
She is very creative.
O çok yaratıcı.
act
active
He is active.
O aktiftir.
use
useful
This tool is useful.
Bu alet faydalı.
help
helpful
She is helpful.
O yardımseverdir.
care
careful
Be careful.
Dikkatli ol.
📊 6. Adjective → Noun
Adjective
Noun
Örnek Cümle
Türkçesi
happy
happiness
Happiness is important.
Mutluluk önemlidir.
strong
strength
He has strength.
Onun gücü var.
poor
poverty
Poverty is a problem.
Fakirlik bir problemdir.
kind
kindness
Kindness is good.
Nezaket iyidir.
safe
safety
Safety is important.
Güvenlik önemlidir.
📊 7. Adjective → Adverb
Adjective
Adverb
Örnek Cümle
Türkçesi
quick
quickly
He runs quickly.
O hızlı koşar.
slow
slowly
She walks slowly.
O yavaş yürür.
careful
carefully
He drives carefully.
O dikkatlice sürer.
easy
easily
I solved it easily.
Bunu kolayca çözdüm.
happy
happily
They live happily.
Onlar mutlu yaşar.
🎯 Kural Özeti
Prefix → anlam değiştirir
Suffix → kelime türünü değiştirir
Word formation → kelimeyi farklı role sokar
⚡ Mini Özet
unhappy → She is unhappy. / O mutsuz.
teacher → My teacher is kind. / Öğretmenim nazik.
quickly → He runs quickly. / O hızlı koşar.
happiness → Happiness is important. / Mutluluk önemlidir.
📘 Collocations (Sabit Kelime Birliktelikleri)
Collocations, İngilizcede bazı kelimelerin doğal olarak birlikte kullanılmasıdır. Yani kelimeler gramer olarak doğru olsa bile, bazı kombinasyonlar “doğal” değildir.
Compound yapılar, İngilizcede iki veya daha fazla kelimenin birleşerek tek bir anlam oluşturmasıdır. Bu yapılar günlük İngilizcede çok sık kullanılır.
📊 1. Compound Nouns (Birleşik İsimler)
👉 İki isim birleşir ve yeni bir “şey” ortaya çıkar
Compound Noun
Örnek Cümle (EN)
Türkçesi
toothbrush
I need a toothbrush.
Diş fırçasına ihtiyacım var.
homework
I did my homework.
Ödevimi yaptım.
football
He plays football.
O futbol oynar.
airport
We went to the airport.
Havaalanına gittik.
bus stop
I waited at the bus stop.
Otobüs durağında bekledim.
website
This is my website.
Bu benim web sitem.
🧠 Mantık
2 isim → 1 yeni kavram
Genelde birlikte kullanılır, ayrı düşünülmez
📊 2. Compound Adjectives (Birleşik Sıfatlar)
👉 İki kelime birleşir ve bir ismi açıklar
🔹 Sayı + isim + sıfat
Compound Adjective
Örnek Cümle (EN)
Türkçesi
five-star
It is a five-star hotel.
Beş yıldızlı bir otel.
two-hour
It was a two-hour meeting.
İki saatlik bir toplantıydı.
ten-year-old
He is a ten-year-old boy.
O 10 yaşında bir çocuk.
🔹 Sıfat + isim + -ed
Compound Adjective
Örnek Cümle (EN)
Türkçesi
good-looking
He is good-looking.
O yakışıklı.
old-fashioned
She likes old-fashioned clothes.
Eski moda kıyafetleri sever.
short-tempered
He is short-tempered.
Çabuk sinirlenen biridir.
🔹 Noun + present participle (-ing)
Compound Adjective
Örnek Cümle (EN)
Türkçesi
time-consuming
This task is time-consuming.
Bu iş zaman alıcıdır.
life-changing
It was a life-changing experience.
Hayat değiştiren bir deneyimdi.
record-breaking
It was a record-breaking event.
Rekor kıran bir olaydı.
🧠 Mantık
Compound noun → isim + isim = yeni şey
Compound adjective → bir ismi tanımlar
Genelde tire (-) ile yazılır
📊 3. Compound vs Normal Yapı
Yapı
Örnek (EN)
Türkçesi
normal
a car park
bir araba parkı
compound
a car park
otopark (tek kavram)
normal
a high building
yüksek bir bina
compound
a high-rise building
gökdelen
🎯 Kısa Mantık
Compound noun → isim üretir
Compound adjective → isim açıklar
Birleşik yapı = tek anlam
⚡ Mini Özet
toothbrush → diş fırçası
bus stop → otobüs durağı
five-star hotel → 5 yıldızlı otel
time-consuming → zaman alıcı
life-changing → hayat değiştirici
📘 Linking Words & Discourse Markers (Bağlaçlar & Konuşma İşaretleyicileri)
Linking words, cümleleri ve fikirleri birbirine bağlamak için kullanılır. Discourse markers ise konuşmada akışı düzenler, vurgu yapar veya düşünce değiştirir.
📊 1. Addition (Ekleme)
Linking Word
Örnek Cümle (EN)
Türkçesi
and
I like tea and coffee.
Çay ve kahveyi severim.
also
She is also a teacher.
O aynı zamanda öğretmendir.
moreover
Moreover, it is expensive.
Ayrıca pahalıdır.
in addition
In addition, I agree with you.
Ek olarak sana katılıyorum.
📊 2. Contrast (Zıtlık)
Linking Word
Örnek Cümle (EN)
Türkçesi
but
I like tea but not coffee.
Çayı severim ama kahveyi sevmem.
however
However, it was difficult.
Ancak zordu.
although
Although it was late, I went out.
Geç olmasına rağmen dışarı çıktım.
whereas
He is rich whereas I am poor.
O zenginken ben fakirim.
📊 3. Cause & Reason (Sebep)
Linking Word
Örnek Cümle (EN)
Türkçesi
because
I stayed home because it rained.
Yağmur yağdığı için evde kaldım.
since
Since it is cold, I stayed inside.
Soğuk olduğu için içeride kaldım.
as
As I was tired, I slept early.
Yorgun olduğum için erken uyudum.
therefore
It was late; therefore, I left.
Geç oldu; bu yüzden ayrıldım.
📊 4. Result (Sonuç)
Linking Word
Örnek Cümle (EN)
Türkçesi
so
I was tired so I slept.
Yorgundum bu yüzden uyudum.
therefore
It was raining; therefore, we stayed.
Yağmur yağıyordu, bu yüzden kaldık.
as a result
As a result, he failed.
Sonuç olarak başarısız oldu.
thus
It was late, thus I left.
Geç oldu, bu yüzden ayrıldım.
📊 5. Sequence (Sıralama)
Linking Word
Örnek Cümle (EN)
Türkçesi
first
First, we start.
Önce başlıyoruz.
then
Then we eat.
Sonra yiyoruz.
after that
After that, we leave.
Ondan sonra çıkıyoruz.
finally
Finally, we finish.
Sonunda bitiriyoruz.
📊 6. Example & Explanation
Linking Word
Örnek Cümle (EN)
Türkçesi
for example
For example, I like music.
Örneğin müziği severim.
such as
I like sports such as football.
Futbol gibi sporları severim.
in other words
In other words, he is rich.
Başka bir deyişle o zengin.
📊 7. Discourse Markers (Konuşma İşaretleyicileri)
Marker
Örnek Cümle (EN)
Türkçesi
well
Well, I think so.
Şey, sanırım öyle.
actually
Actually, I don’t agree.
Aslında katılmıyorum.
in fact
In fact, he is right.
Aslında o haklı.
you know
You know, it is difficult.
Biliyorsun, bu zor.
anyway
Anyway, let’s go.
Neyse, gidelim.
🧠 Mantık
Linking words → cümleleri bağlar
Discourse markers → konuşmayı doğal yapar
Akıcı İngilizce = doğru linking words kullanımı
🎯 Kısa Özet
and / also → ekleme
but / however → zıtlık
because / therefore → sebep-sonuç
first / then → sıralama
for example → örnek
well / actually → konuşma akışı
⚡ Mini Özet
I was tired, so I slept. → Yorgundum, bu yüzden uyudum
Although it was late, I went out. → Geç olmasına rağmen çıktım
For example, I like tea. → Örneğin çayı severim
Well, I agree. → Şey, katılıyorum
📘 Formal vs Informal English (Register)
İngilizcede register, dilin ne kadar resmi veya günlük kullanıldığını ifade eder. 👉 Aynı anlam farklı ortamlarda formal (resmi) veya informal (günlük) şekilde söylenebilir.
📊 1. Genel Fark
Tür
Kullanım
Örnek (EN)
Türkçesi
Formal
resmi yazı / iş / akademik
I would like to inform you.
Sizi bilgilendirmek isterim.
Informal
arkadaş / günlük konuşma
I wanna tell you.
Sana söylemek istiyorum.
📊 2. Kelime Dönüşümleri
Formal
Informal
Örnek Cümle (EN)
Türkçesi
request
ask
I request your help. → I ask for help.
Yardımınızı rica ediyorum / yardım istiyorum.
purchase
buy
I purchased a car. → I bought a car.
Araba satın aldım / aldım.
assist
help
I will assist you. → I will help you.
Sana yardım edeceğim.
inform
tell
I inform you. → I tell you.
Sana bilgi veriyorum / söylüyorum.
📊 3. Cümle Yapıları
Formal
Informal
Örnek Cümle (EN)
Türkçesi
I would like to
I want to
I would like to go. → I want to go.
Gitmek istiyorum.
I am unable to
I can’t
I am unable to come. → I can’t come.
Gelemem.
It is necessary to
You need to
It is necessary to study. → You need to study.
Çalışman gerekiyor.
📊 4. Kısaltmalar
Formal
Informal
Örnek Cümle (EN)
Türkçesi
do not
don’t
I do not agree. → I don’t agree.
Katılmıyorum.
cannot
can’t
I cannot go. → I can’t go.
Gidemem.
will not
won’t
I will not come. → I won’t come.
Gelmeyeceğim.
📊 5. Bağlaçlar
Formal
Informal
Örnek Cümle (EN)
Türkçesi
therefore
so
It was late, therefore I left. → It was late so I left.
Geç oldu, bu yüzden gittim.
however
but
It was hard, however I tried. → It was hard but I tried.
Zordu ama denedim.
in addition
also
In addition, I agree. → I also agree.
Ayrıca katılıyorum.
📊 6. Discourse (Konuşma Tarzı)
Formal
Informal
Örnek Cümle (EN)
Türkçesi
I would appreciate it if
Please
I would appreciate it if you help me. → Please help me.
Yardım ederseniz memnun olurum / lütfen yardım et.
It is important to note
Note
It is important to note this. → Note this.
Bunu not edin / önemli.
I would like to apologize
Sorry
I would like to apologize. → Sorry.
Özür dilerim (resmi / günlük).
📊 7. Yazım Farkı (Email / Message)
Formal
Informal
Örnek (EN)
Türkçesi
Dear Sir/Madam
Hi / Hey
Dear Sir, → Hi
Sayın / Merhaba
I am writing to inform
Just letting you know
I am writing to inform you. → Just letting you know.
Sizi bilgilendiriyorum / sadece haber veriyorum.
Yours faithfully
Bye / Take care
Yours faithfully → Take care
Saygılarımla / görüşürüz
🧠 Mantık
Formal → iş, akademik, resmi yazı
Informal → arkadaş, günlük konuşma
Aynı anlam → farklı ifade tarzı
🎯 Kısa Özet
I would like to → I want to
Cannot → can’t
Therefore → so
Purchase → buy
Assist → help
⚡ Mini Özet
Formal = resmi, uzun, kibar
Informal = kısa, basit, günlük
Anlam aynı → stil farklı
📘 Hedging (Yumuşatma Dili)
Hedging, İngilizcede bir ifadeyi kesin ve sert söylemek yerine daha yumuşak, daha kibar ve daha belirsiz hale getirme yöntemidir. Özellikle akademik yazı, iş dili ve resmi konuşmada çok kullanılır.
👉 Amaç: “%100 kesin” gibi görünmekten kaçınmak
📊 1. Modal Verbs ile Hedging
Yapı
Örnek Cümle (EN)
Türkçesi
might
It might rain today.
Bugün yağmur yağabilir.
could
He could be right.
O haklı olabilir.
may
She may come later.
Daha sonra gelebilir.
would
I would say it is difficult.
Bunun zor olduğunu söyleyebilirim.
📊 2. Adverbial Hedging (Zarflar)
Yapı
Örnek Cümle (EN)
Türkçesi
probably
He is probably at home.
Muhtemelen evdedir.
possibly
It is possibly true.
Muhtemelen doğrudur.
maybe
Maybe he is busy.
Belki meşguldür.
likely
It is likely to rain.
Yağmur yağması muhtemel.
📊 3. Expressions (İfadeler)
Yapı
Örnek Cümle (EN)
Türkçesi
I think
I think it is true.
Bence bu doğru.
I guess
I guess he is right.
Sanırım o haklı.
It seems
It seems difficult.
Zor görünüyor.
I suppose
I suppose you are right.
Sanırım haklısın.
📊 4. Quantifiers ile Hedging
Yapı
Örnek Cümle (EN)
Türkçesi
some
There are some problems.
Bazı problemler var.
a few
I have a few ideas.
Birkaç fikrim var.
several
Several students agreed.
Birkaç öğrenci kabul etti.
many
Many people think so.
Birçok insan öyle düşünüyor.
📊 5. Passive Hedging (Pasif Yumuşatma)
Yapı
Örnek Cümle (EN)
Türkçesi
It is said that
It is said that he is rich.
Onun zengin olduğu söyleniyor.
It is believed that
It is believed that it works.
Bunun işe yaradığına inanılıyor.
It appears that
It appears that he is busy.
Meşgul görünüyor.
📊 6. Academic Hedging
Yapı
Örnek Cümle (EN)
Türkçesi
tends to
People tend to agree.
İnsanlar genelde katılma eğiliminde.
suggests
The study suggests improvement.
Çalışma gelişme olduğunu gösteriyor.
indicates
It indicates a problem.
Bir problem olduğunu gösteriyor.
🧠 Mantık
Hedging = kesinlik azaltma
Daha kibar, daha bilimsel, daha güvenli ifade
“%100 doğru” demek yerine “muhtemelen / olabilir” demek
🎯 Kısa Özet
might / could / may → ihtimal
probably / possibly → olasılık
I think / I guess → kişisel görüş
it is said that → dolaylı ifade
tends to / suggests → akademik dil
⚡ Mini Özet
It might rain. → Yağmur yağabilir
I think he is right. → Bence o haklı
It is said that… → Söyleniyor ki…
It is likely to happen. → Olması muhtemel
📘 Functional Language (İşlevsel Dil)
Functional language, İngilizcede günlük hayatta belirli bir amacı gerçekleştirmek için kullanılan kalıplardır. 👉 Yani “ne söylendiği” değil, ne yapıldığı (istek, teklif, öneri, şikayet, izin vb.) önemlidir.
📊 1. Asking for Information (Bilgi Sorma)
Yapı
Örnek Cümle (EN)
Türkçesi
Could you tell me…?
Could you tell me the time?
Saati söyleyebilir misiniz?
Do you know…?
Do you know where he is?
Onun nerede olduğunu biliyor musun?
I was wondering…
I was wondering if you are free.
Boş olup olmadığını merak ediyordum.
📊 2. Making Requests (İstek / Rica)
Yapı
Örnek Cümle (EN)
Türkçesi
Can you…?
Can you help me?
Bana yardım eder misin?
Could you…?
Could you open the door?
Kapıyı açabilir misin?
Would you mind…?
Would you mind waiting here?
Burada bekler misiniz?
📊 3. Giving Suggestions (Öneri Verme)
Yapı
Örnek Cümle (EN)
Türkçesi
You should…
You should study more.
Daha çok çalışmalısın.
How about…?
How about going out?
Dışarı çıkmaya ne dersin?
Why don’t we…?
Why don’t we eat?
Neden yemek yemiyoruz?
📊 4. Making Offers (Teklif)
Yapı
Örnek Cümle (EN)
Türkçesi
Would you like…?
Would you like tea?
Çay ister misiniz?
Can I…?
Can I help you?
Sana yardım edebilir miyim?
Shall I…?
Shall I open the window?
Camı açayım mı?
📊 5. Giving Opinions (Fikir Bildirme)
Yapı
Örnek Cümle (EN)
Türkçesi
I think…
I think it is good.
Bence bu iyi.
In my opinion…
In my opinion, it is wrong.
Bana göre bu yanlış.
I believe…
I believe he is right.
Ona inanıyorum, o haklı.
📊 6. Agreeing & Disagreeing (Katılma / Katılmama)
Yapı
Örnek Cümle (EN)
Türkçesi
I agree
I agree with you.
Sana katılıyorum.
I don’t agree
I don’t agree.
Katılmıyorum.
Exactly!
Exactly!
Aynen!
I see your point, but…
I see your point, but I disagree.
Ne demek istediğini anlıyorum ama katılmıyorum.
📊 7. Apologizing (Özür Dileme)
Yapı
Örnek Cümle (EN)
Türkçesi
I’m sorry
I’m sorry for being late.
Geç kaldığım için özür dilerim.
I apologize
I apologize for the mistake.
Hata için özür dilerim.
It’s my fault
It’s my fault.
Bu benim hatam.
📊 8. Complaining (Şikayet Etme)
Yapı
Örnek Cümle (EN)
Türkçesi
I’m not happy with…
I’m not happy with the service.
Hizmetten memnun değilim.
This is unacceptable
This is unacceptable.
Bu kabul edilemez.
I would like to complain
I would like to complain.
Şikayet etmek istiyorum.
🧠 Mantık
Functional language = amaç odaklı dil
Günlük konuşma + resmi iletişimde kullanılır
Ezber değil → kalıp öğrenilir
🎯 Kısa Özet
Could you…? → rica
How about…? → öneri
I think… → fikir
I agree → katılma
I’m sorry → özür
I would like to… → kibar istek
⚡ Mini Özet
Can you help me? → Bana yardım eder misin?
How about going out? → Dışarı çıkmaya ne dersin?
I think it is good. → Bence iyi
I’m sorry. → Özür dilerim
📘 Writing Skills (Coherence & Cohesion)
Coherence & Cohesion, İngilizce yazıda fikirlerin mantıklı sıralanması ve cümlelerin birbirine düzgün bağlanmasıdır. 👉 Coherence = anlam akışı 👉 Cohesion = dilsel bağlantı (bağlaçlar, referanslar)
📊 1. Coherence (Mantıklı Akış)
Özellik
Örnek Cümle (EN)
Türkçesi
Clear idea
I woke up early. Then I studied.
Erken uyandım. Sonra ders çalıştım.
Logical order
First I cooked, then I ate.
Önce yemek yaptım, sonra yedim.
Topic unity
The text is about health.
Metin sağlık hakkındadır.
📊 2. Cohesion (Bağlantı Kurma)
Bağlaç / Yapı
Örnek Cümle (EN)
Türkçesi
and
I like tea and coffee.
Çay ve kahveyi severim.
but
I tried but failed.
Denedim ama başaramadım.
because
I stayed home because it rained.
Yağmur yağdığı için evde kaldım.
therefore
It was late; therefore, I left.
Geç oldu, bu yüzden ayrıldım.
📊 3. Reference Words (Referans Kelimeler)
Yapı
Örnek Cümle (EN)
Türkçesi
it
The book is good. It is interesting.
Kitap iyi. O ilginç.
this/that
This is important.
Bu önemlidir.
they
Students study hard. They pass exams.
Öğrenciler çok çalışır. Onlar sınavı geçer.
📊 4. Linking Devices (Bağlantı Araçları)
Tür
Örnek Cümle (EN)
Türkçesi
addition
In addition, I agree.
Ek olarak katılıyorum.
contrast
However, it is difficult.
Ancak zor.
result
As a result, he failed.
Sonuç olarak başarısız oldu.
example
For example, I like sports.
Örneğin sporları severim.
📊 5. Paragraph Structure (Paragraf Yapısı)
Bölüm
Örnek Cümle (EN)
Türkçesi
Topic sentence
This essay is about education.
Bu makale eğitim hakkındadır.
Supporting idea
Education is important.
Eğitim önemlidir.
Example
For example, schools help students.
Örneğin okullar öğrencilere yardımcı olur.
Conclusion
In conclusion, education is necessary.
Sonuç olarak eğitim gereklidir.
📊 6. Sentence Flow (Cümle Akışı)
Yapı
Örnek Cümle (EN)
Türkçesi
first / then
First I studied, then I slept.
Önce çalıştım, sonra uyudum.
after that
After that, I went out.
Ondan sonra dışarı çıktım.
finally
Finally, I finished.
Sonunda bitirdim.
🧠 Mantık
Coherence = mantıklı sıra
Cohesion = bağlaç + referans
İyi writing = fikir + bağlantı + akış
🎯 Kısa Özet
First / then → sıralama
because / therefore → neden-sonuç
however / but → zıtlık
it / this / they → referans
for example → örnek
⚡ Mini Özet
First I studied. → Önce çalıştım
However, it was hard. → Ancak zordu
For example, schools help. → Örneğin okullar yardımcı olur
In conclusion, it is important. → Sonuç olarak önemlidir
📘 Repetition & Paraphrasing (Tekrar & Yeniden İfade Etme)
Repetition ve paraphrasing, İngilizce yazıda aynı fikri tekrar etmeden farklı şekilde ifade etme becerisidir. 👉 Özellikle IELTS, TOEFL ve akademik writing için çok önemlidir.
📊 1. Repetition (Tekrar)
👉 Aynı kelime veya fikir gereksiz şekilde tekrar edilir (genelde kötü yazım)
Örnek (EN)
Türkçesi
Not
I like music. Music is important.
Müziği severim. Müzik önemlidir.
Tekrar var (zayıf yazım)
The problem is big. The problem is serious.
Problem büyük. Problem ciddi.
Aynı kelime tekrar edilmiş
📊 2. Paraphrasing (Yeniden İfade Etme)
👉 Aynı anlamı farklı kelimelerle söylemek
Orijinal (EN)
Paraphrase (EN)
Türkçesi
I like music.
I enjoy listening to songs.
Müziği severim.
The problem is big.
The issue is serious.
Problem ciddidir.
He is very smart.
He is highly intelligent.
O çok zekidir.
📊 3. Synonyms (Eş Anlamlılar)
Kelime
Alternatif
Örnek Cümle (EN)
Türkçesi
important
significant
Education is important → Education is significant
Eğitim önemlidir
big
large / huge
A big problem → A large problem
Büyük problem
good
excellent
It is good → It is excellent
İyi / mükemmel
📊 4. Sentence Change (Cümle Dönüştürme)
Orijinal (EN)
Paraphrased (EN)
Türkçesi
He is very tired.
He is extremely exhausted.
O çok yorgun.
She is happy.
She feels joyful.
O mutlu hissediyor.
The task is difficult.
The task is challenging.
Görev zordur.
📊 5. Word Form Change (Kelime Türü Değiştirme)
Orijinal
Paraphrase
Örnek Cümle (EN)
Türkçesi
decide
decision
I made a decision.
Bir karar verdim.
improve
improvement
There is improvement.
Gelişme var.
create
creation
This is my creation.
Bu benim yaratımım.
📊 6. Passive Paraphrasing
Active (EN)
Passive (EN)
Türkçesi
People use smartphones.
Smartphones are used by people.
İnsanlar telefon kullanır.
Scientists discovered it.
It was discovered by scientists.
Bilim insanları keşfetti.
🧠 Mantık
Repetition → kötü yazım (tekrar)
Paraphrasing → iyi yazım (çeşitlilik)
Aynı anlam = farklı ifade
🎯 Kısa Özet
I like music → I enjoy music
big → large / huge
important → significant
He is smart → He is intelligent
Active → Passive dönüşüm de paraphrasingdir
⚡ Mini Özet
Repetition ❌ → aynı kelimeyi tekrar etme
Paraphrasing ✔ → farklı kelimelerle aynı anlam
good writing = variety + synonym + structure change
🧩 Linking Words (Discourse Markers)
Linking words, İngilizcede cümleleri ve fikirleri birbirine bağlayan kelime veya ifadelerdir. Yazıyı daha akıcı, anlaşılır ve mantıklı hale getirir.
Kategori
İngilizce Bağlaç
Türkçesi
Kullanım Amacı
Örnek
Zıtlık (Contrast)
however
ancak / fakat
İki fikri karşılaştırma
I wanted to go; however, I was tired.
Zıtlık (Contrast)
on the other hand
diğer yandan
Alternatif görüş sunma
Online learning is flexible. On the other hand, it can be isolating.
Zıtlık (Contrast)
although / even though
-masına rağmen
İki fikri bağlama
Although it was late, he continued studying.
Ek bilgi (Addition)
in addition
ayrıca
Yeni fikir ekleme
In addition, this method is cheaper.
Ek bilgi (Addition)
moreover
üstelik
Güçlü ek bilgi verme
The system is fast; moreover, it is secure.
Ek bilgi (Addition)
furthermore
dahası
Akademik ekleme
Furthermore, results show improvement.
Sonuç (Result)
therefore
bu yüzden
Sonuç belirtme
He didn’t study; therefore, he failed.
Sonuç (Result)
as a result
sonuç olarak
Sebep-sonuç
It rained heavily; as a result, the match was canceled.