Posted in

B1 Tüm İngilizce Gramer Konuları (Intermediate Grammar Guide)

B1 Tüm İngilizce Gramer Konuları (Intermediate Grammar Guide)

B1 seviyesinde İngilizce öğrenenler için hazırlanmış bu kapsamlı rehberde; Perfect zamanlar, edilgen yapı (passive voice), yan cümleler (relative clauses) ve günlük hayatta kendinizi daha detaylı ifade etmenizi sağlayacak yapılarla İngilizce yetkinliğinizi geliştirebilirsiniz. Bu içerik, temelini sağlamlaştırmış ve akıcılık kazanmak isteyenler için intermediate grammar guide niteliğindedir.

Adverbs (Zarflar)

Adverbs, fiilleri, sıfatları veya başka zarfları nitelendiren kelimelerdir. Sıklık, yer, zaman, neden gibi bilgileri verirler.

Örnek tablo:

İngilizceTürkçeÖrnek CümleTürkçe Çeviri
quicklyhızlıcaShe runs quickly.O hızlıca koşar.
alwaysher zamanI always drink coffee in the morning.Sabahları her zaman kahve içerim.
veryçokThis book is very interesting.Bu kitap çok ilginç.
hereburadaCome here!Buraya gel!
yesterdaydünI saw him yesterday.Onu dün gördüm.

Zarflar cümlede genellikle fiilden sonra gelir ama bazıları başa veya sona da gelebilir:

  • Quickly, he ran to the station. (Hızlıca, istasyona koştu.)

Amaç İfade Etme (Purpose)

YapıYapının TürkçesiOlumlu / OlumsuzÖrnek CümleTürkçesi
so that-sın diye / -mesi içinso that + özne + can/could so that + özne + cannot/could notI spoke slowly so that he could understand.O anlayabilsin diye yavaş konuştum.
in order that-mesi içinin order that + özne + can/could in order that + özne + cannot/could notShe left early in order that she could catch the train.Treni yakalayabilmek için erken ayrıldı.
to + verb-mek / -mak içinto + fiil ❌ olumsuzu yokI went to the store to buy milk.Süt almak için mağazaya gittim.
in order to-mek / -mak içinin order to + fiil in order not to + fiilHe left early in order not to miss the bus.Otobüsü kaçırmamak için erken ayrıldı.
so as to-mek / -mak içinso as to + fiil so as not to + fiilShe whispered so as not to wake the baby.Bebeği uyandırmamak için fısıldadı.

Many of – Most of – Much of – Some of – None of – All of

Bu ifadeler miktar ve sayıyı anlatır. Hem sayılabilen hem sayılamayan isimlerle kullanılabilir.

İfadeAnlamÖrnekTürkçe
Many ofBirçoğu (sayılabilen)Many of the students passed the exam.Öğrencilerin birçoğu sınavı geçti.
Most ofÇoğuMost of the work is done.İşin çoğu tamamlandı.
Much ofÇoğu (sayılamayan)Much of the water has evaporated.Suyun çoğu buharlaştı.
Some ofBazılarıSome of the cookies are broken.Kurabiyelerin bazıları kırılmış.
None ofHiçbiriNone of the answers is correct.Cevapların hiçbiri doğru değil.
All ofHepsiAll of the students are here.Tüm öğrenciler burada.

Not: Many of genellikle “plural” (çoğul) isimlerle, Much of ise sayılamayan isimlerle kullanılır.


Anyone – Someone – No one – Everyone

Bu kelimeler insanlar veya gruplar hakkında konuşurken çok sık kullanılır.

KelimeAnlamÖrnekTürkçe
AnyoneHerhangi biriAnyone can join the club.Herkes kulübe katılabilir.
SomeoneBiriSomeone left their bag.Birisi çantasını bıraktı.
No oneHiç kimseNo one was at home.Evde hiç kimse yoktu.
EveryoneHerkesEveryone loves holidays.Herkes tatilleri sever.

Örneklerle:

  • Does anyone know the answer? (Cevabı bilen var mı?)
  • Everyone is invited to the party. (Herkes partiye davetli.)

Tag Questions (Soru Eklentileri)

İngilizceTürkçeÖrnekTürkçe Çeviri
You’re a teacher, aren’t you?Sen öğretmensin, değil mi?You’re coming to the party, aren’t you?Partiye geliyorsun, değil mi?
She can swim, can’t she?O yüzebilir, değil mi?She likes chocolate, doesn’t she?Çikolatayı sever, değil mi?
They didn’t call, did they?Aramadılar, değil mi?He isn’t ready, is he?O hazır değil, değil mi?

But – Because – So – Yet – For (Bağlaçlar)

Bu bağlaçlar cümleleri birbirine bağlar ve farklı anlam tonları verir.

BağlaçAnlamÖrnekTürkçe
ButAma, fakatI like tea, but I don’t like coffee.Çayı severim, ama kahveyi sevmem.
BecauseÇünküShe is happy because she passed the exam.Sınavı geçtiği için mutlu.
SoBu yüzden, böyleceIt was raining, so we stayed home.Yağmur yağıyordu, bu yüzden evde kaldık.
YetAma yine de, henüzHe is tired, yet he continues working.Yorgun ama yine de çalışmaya devam ediyor.
ForÇünkü (eski İngilizce / yazılı dil)I cannot go, for I am sick.Gidecek durumda değilim, çünkü hastayım.

Both – Either – Neither

KelimeAnlamıÖrnekTürkçe
Bothİkisi deBoth my friends are here.Arkadaşlarımın ikisi de burada.
Eitherİkisinden biriYou can take either book.Kitaplardan herhangi birini alabilirsin.
NeitherHiçbiriNeither answer is correct.Hiçbir cevap doğru değil.

Ek örnek:

  • Both of them speak English. (İkisi de İngilizce konuşuyor.)
  • I don’t like either option. (İki seçenekten hiçbiri hoşuma gitmiyor.)
  • Neither of the movies was interesting. (Filmlerin hiçbiri ilginç değildi.)

So – Either – Neither (Kısa Katılma Cümleleri)

  • I love pizza. – So do I. (Ben de severim.)
  • I don’t like coffee. – Neither do I. (Ben de sevmem.)
  • I can’t swim. – I can’t either. (Ben de yüzemem.)

Past Tenses

ZamanÖrnekTürkçe
Past PerfectI had finished my homework before dinner.Akşam yemeğinden önce ödevimi bitirmiştim.
Past ContinuousThey were playing football when it started to rain.Yağmur başladığında futbol oynuyorlardı.
Past Perfect ContinuousI had been studying for two hours before she called.O aramadan önce iki saat çalışıyordum.

Ek örnekler:

  • She had already left. (O çoktan gitmişti.)
  • I was reading a book. (Kitap okuyordum.)
  • They had been waiting all morning. (Tüm sabah bekliyorlardı.)

Conditional Clauses

Type 1 – Gerçek ve olası:

  • If it rains, I will stay home. (Yağmur yağarsa evde kalırım.)
  • If you study, you can pass. (Ders çalışırsan geçebilirsin.)
  • If she comes, we will start. (O gelirse başlarız.)

Type 2 – Hayali/şu an olmayan:

  • If I were rich, I could travel. (Zengin olsaydım gezebilirdim.)
  • If I had a car, I would drive. (Arabam olsaydı sürerdim.)
  • If he knew, he would tell us. (Bilseydi bize söylerdi.)

Type 3 – Geçmişte olamayan:

  • If I had studied harder, I would have passed. (Daha çok çalışsaydım geçerdim.)
  • If she had left earlier, she could have caught the train. (Daha erken çıksaydı treni yakalayabilirdi.)
  • If they had listened, they wouldn’t have failed. (Dinleselerdi başarısız olmazlardı.)

Zero Conditional

  • If you heat water to 100°C, it boils. (Su 100°C’ye ısıtılırsa kaynar.)
  • If it rains, the ground gets wet. (Yağmur yağarsa zemin ıslanır.)
  • If you touch fire, you get burned. (Ateşe dokunursan yanarsın.)
  • If you mix red and blue, you get purple. (Kırmızı ile maviyi karıştırırsan mor elde edersin.)

Wish Clauses

  • I wish I knew the answer. (Keşke cevabı bilseydim.)
  • I wish it weren’t raining. (Keşke yağmur yağmasaydı.)
  • I wish she would call me. (Keşke beni arasaydı.)
  • I wish I had studied harder. (Keşke daha çok çalışsaydım.)

Time Clauses in Future Tenses

Gelecek Zaman Anlatılırken Kullanılan Zaman Bağlaçları

Zaman bağlaçları iki eylem arasında zaman ilişkisi kurar. Bir olayın diğerinden önce, sonra veya aynı anda gerçekleştiğini anlatmaya yardımcı olurlar.

İngilizce BağlaçTürkçesi
when-dığında / ne zaman
before-meden önce
after-den sonra
until / till-e kadar
as soon as-er -mez
once-dığı anda / bir kez
while-iken

Bu bağlaçlar kullanıldığında iki ayrı cümle parçası oluşur:

  • Main clause (ana cümle)
  • Time clause (zaman cümlesi)

Ana cümle genellikle geleceği anlatır, zaman cümlesi ise present tense kullanır.


When ile Gelecek Zaman

When bağlacı bir olayın başka bir olay gerçekleştiğinde olacağını ifade eder.

KelimeTürkçesiİngilizce CümleTürkçe Cümle
whenne zaman / -dığındaI will call you when I arrive.Varınca seni arayacağım.
when-dığındaShe will start cooking when they come home.Onlar eve geldiğinde yemek yapmaya başlayacak.
whenne zamanWhen you see him, tell him the news.Onu gördüğünde haberi söyle.
when-dığındaWe will talk when the meeting ends.Toplantı bittiğinde konuşacağız.
whenne zamanI will help you when I finish my work.İşimi bitirdiğimde sana yardım edeceğim.

Burada dikkat edilmesi gereken şey şudur:

When I will arrive, I will call you.
When I arrive, I will call you.

İngilizcede when ile future tense kullanılmaz.


Before ile Zaman Cümleleri

Before, bir olayın diğerinden önce gerçekleştiğini anlatır.

KelimeTürkçesiİngilizce CümleTürkçe Cümle
before-meden önceI will finish my homework before I go out.Dışarı çıkmadan önce ödevimi bitireceğim.
before-meden önceShe will call you before she leaves.Gitmeden önce seni arayacak.
before-meden önceWe will eat dinner before the movie starts.Film başlamadan önce akşam yemeği yiyeceğiz.
before-meden önceHe will study before he takes the exam.Sınava girmeden önce çalışacak.

Bu yapıda da zaman cümlesinde present tense kullanılır.


İngilizcede Active (Etken) ve Passive (Edilgen) Yapılar

  • Active (Etken): Cümlede işi yapan kişi (özne) ön plandadır.
  • Passive (Edilgen): Yapılan iş (nesne) ön plana çıkar, işi yapan kişi önemli değilse ya da bilinmiyorsa kullanılabilir.

Edilgen yapı oluşturulurken genel kural:
👉 Özne + be (am/is/are/was/were/been/being) + fiilin 3. hali (V3)

Zaman (Tense)Active (Etken)TürkçesiPassive (Edilgen)Türkçesi
Present SimpleMike writes the article.Mike makaleyi yazar.The article is written by Mike.Makale Mike tarafından yazılır.
Present ContinuousMike is writing the article.Mike makaleyi yazıyor.The article is being written by Mike.Makale Mike tarafından yazılıyor.
Present PerfectMike has written the article.Mike makaleyi yazmıştır.The article has been written by Mike.Makale Mike tarafından yazılmıştır.
Past SimpleMike wrote the article.Mike makaleyi yazdı.The article was written by Mike.Makale Mike tarafından yazıldı.
Past ContinuousMike was writing the article.Mike makaleyi yazıyordu.The article was being written by Mike.Makale Mike tarafından yazılıyordu.
Past PerfectMike had written the article.Mike makaleyi yazmıştı.The article had been written by Mike.Makale Mike tarafından yazılmıştı.
Future SimpleMike will write the article.Mike makaleyi yazacak.The article will be written by Mike.Makale Mike tarafından yazılacak.
Future “going to”Mike is going to write the article.Mike makaleyi yazacak (plan).The article is going to be written by Mike.Makale Mike tarafından yazılacak.
Modal (can)Mike can write the article.Mike makaleyi yazabilir.The article can be written by Mike.Makale Mike tarafından yazılabilir.
Modal (must)Mike must write the article.Mike makaleyi yazmalı.The article must be written by Mike.Makale Mike tarafından yazılmalı.
Modal (should)Mike should write the article.Mike makaleyi yazmalı (tavsiye).The article should be written by Mike.Makale Mike tarafından yazılmalı.
Present Perfect Continuous ❌Mike has been writing…(kullanılır)Passive yok / kullanılmaz
Past Perfect Continuous ❌Mike had been writing…(kullanılır)Passive yok / kullanılmaz

Passive Forms of Modals and Phrasal Modals

Modal fiillerin ve phrasal modalların edilgen (passive) kullanımı

Modal fiiller ise İngilizcede zorunluluk, izin, tavsiye, olasılık ve yetenek gibi anlamlar verir. En yaygın modal fiiller can, could, must, should, may, might gibi kelimelerdir. Bu fiiller aktif cümlelerde bir kişinin bir işi yapmasını anlatırken, passive yapıya dönüştürüldüğünde işin yapılması gerektiğini veya yapılabileceğini anlatır.

Modal fiiller passive yapıya girdiğinde cümlenin yapısı şu şekilde olur:

YapıAçıklama
modal + be + V3modal fiil + be + fiilin 3. hali

Bu yapı sayesinde cümlenin odağı eylemi yapan kişi yerine eylemin kendisi olur.


Modal + Passive Yapısı

Modal fiiller passive kullanıldığında fiilin üçüncü hali (past participle) kullanılır. Modal fiilden sonra be gelir ve ardından fiilin V3 formu kullanılır.

KelimeTürkçesiİngilizce CümleTürkçe Cümle
mustzorunda olmakThe report must be finished today.Rapor bugün bitirilmek zorunda.
mustzorunda olmakThe rules must be followed by everyone.Kurallar herkes tarafından takip edilmelidir.
mustzorunda olmakThe door must be locked at night.Kapı gece kilitlenmelidir.
mustzorunda olmakThe problem must be solved quickly.Problem hızlıca çözülmelidir.
mustzorunda olmakThe work must be completed before Friday.İş cuma gününden önce tamamlanmalıdır.

Can / Could ile Passive Kullanım

Can ve could genellikle bir şeyin yapılabilme ihtimalini veya yeteneğini anlatır. Passive kullanıldığında bir işin yapılabileceğini ifade eder.

KelimeTürkçesiİngilizce CümleTürkçe Cümle
can-ebilirThe problem can be solved easily.Problem kolayca çözülebilir.
can-ebilirThe door can be opened from inside.Kapı içeriden açılabilir.
can-ebilirThis book can be read online.Bu kitap çevrim içi okunabilir.
can-ebilirThe computer can be repaired quickly.Bilgisayar hızlıca tamir edilebilir.
can-ebilirThe information can be found on the website.Bilgi web sitesinde bulunabilir.
could-ebilirdiThe mistake could be fixed.Hata düzeltilebilirdi.
could-ebilirdiThe project could be finished earlier.Proje daha erken bitirilebilirdi.
could-ebilirdiThe issue could be solved with a meeting.Sorun bir toplantıyla çözülebilirdi.
could-ebilirdiThe plan could be improved.Plan geliştirilebilirdi.

Should ile Passive Kullanım

Should tavsiye, öneri veya yapılması gereken bir şeyi ifade eder.

KelimeTürkçesiİngilizce CümleTürkçe Cümle
should-meli / -malıThe report should be written carefully.Rapor dikkatli yazılmalı.
should-meliThe homework should be done tonight.Ödev bu gece yapılmalı.
should-meliThe form should be filled out completely.Form tamamen doldurulmalı.
should-meliThe problem should be discussed.Problem tartışılmalı.
should-meliThe email should be answered quickly.E-posta hızlıca cevaplanmalı.
should-meliThe documents should be checked.Belgeler kontrol edilmeli.
should-meliThe room should be cleaned.Oda temizlenmeli.

May / Might ile Passive Kullanım

May ve might genellikle olasılık anlatır.

KelimeTürkçesiİngilizce CümleTürkçe Cümle
mayolabilirThe meeting may be canceled.Toplantı iptal edilebilir.
mayolabilirThe results may be announced tomorrow.Sonuçlar yarın açıklanabilir.
mayolabilirThe plan may be changed.Plan değiştirilebilir.
mayolabilirThe event may be postponed.Etkinlik ertelenebilir.
mightolabilirThe problem might be solved soon.Problem yakında çözülebilir.
mightolabilirThe road might be closed.Yol kapatılabilir.
mightolabilirThe decision might be changed.Karar değiştirilebilir.

Phrasal Modals ve Passive Yapı

Bazı modal anlamları tek kelimeyle değil iki veya üç kelimeden oluşan yapılardan oluşur. Bunlara phrasal modals denir. Bu yapılar İngilizcede oldukça yaygındır ve passive forma dönüştürülebilir.

Phrasal ModalTürkçesi
have tozorunda olmak
be supposed toyapılması beklenmek
be allowed toizin verilmek
be able toyapabilmek
be going toolacak

Bu yapılarda passive form şu şekilde kurulur:

YapıKullanım
phrasal modal + be + V3edilgen yapı

Have To Passive

Have to zorunluluk ifade eder.

KelimeTürkçesiİngilizce CümleTürkçe Cümle
have tozorunda olmakThe work has to be finished today.İş bugün bitirilmek zorunda.
have tozorunda olmakThe report has to be written again.Rapor tekrar yazılmak zorunda.
have tozorunda olmakThe project has to be completed this month.Proje bu ay tamamlanmak zorunda.
have tozorunda olmakThe problem has to be solved quickly.Problem hızlıca çözülmek zorunda.
have tozorunda olmakThe files have to be checked.Dosyalar kontrol edilmek zorunda.

Using Be Supposed To and Was / Were Going To

“Be supposed to” yapısı ve geçmişte kullanılan “going to”

İngilizcede bazı yapılar doğrudan zaman anlatmaktan çok beklenti, plan veya niyet ifade eder. Özellikle günlük konuşmada sık kullanılan iki önemli yapı “be supposed to” ve “was / were going to” ifadeleridir.

Bu iki yapı bazen birbirine benzer görünse de anlamları tamamen aynı değildir. Biri genellikle beklenen veya yapılması gereken şeyleri, diğeri ise geçmişte planlanmış ama gerçekleşip gerçekleşmediği kesin olmayan niyetleri anlatır. İngilizce konuşmada, özellikle günlük diyaloglarda, bu iki yapı oldukça doğal ve yaygın şekilde kullanılır.


Be Supposed To Yapısı

Be supposed to yapısı bir kişinin bir şeyi yapmasının beklendiğini, görevi olduğunu veya kurallar gereği yapması gerektiğini ifade eder. Bu yapı bazen Türkçede “yapması gerekiyor”, “yapması bekleniyor” veya “yapması lazım” gibi çevrilebilir.

Bu yapı genellikle şu şekilde kurulur:

YapıKullanım
am / is / are supposed to + verbbeklenen eylem
was / were supposed to + verbgeçmiş beklenti

Bu yapı çoğu zaman kurallar, planlar, görevler ve beklentiler için kullanılır.


Be Supposed To Kullanım Örnekleri

KelimeTürkçesiİngilizce CümleTürkçe Cümle
be supposed toyapması beklenmekI am supposed to finish this report today.Bu raporu bugün bitirmem gerekiyor.
be supposed tobeklenmekShe is supposed to call me tonight.Bu gece beni araması bekleniyor.
be supposed tobeklenmekWe are supposed to meet at 7 pm.Saat 7’de buluşmamız gerekiyor.
be supposed tobeklenmekHe is supposed to be at work now.Şu anda işte olması gerekiyor.
be supposed tobeklenmekThe train is supposed to arrive at 9.Tren 9’da gelmesi bekleniyor.
be supposed tobeklenmekStudents are supposed to wear uniforms.Öğrencilerin üniforma giymesi beklenir.

Bu yapı özellikle kurallar ve sorumluluklar anlatırken sık kullanılır.


Geçmişte Be Supposed To

Geçmişte kullanılan was / were supposed to, yapılması beklenen fakat çoğu zaman yapılmamış bir şeyi anlatır.

KelimeTürkçesiİngilizce CümleTürkçe Cümle
was supposed toyapması bekleniyorduI was supposed to call you yesterday.Dün seni aramam gerekiyordu.
was supposed tobekleniyorduShe was supposed to come earlier.Daha erken gelmesi gerekiyordu.
were supposed tobekleniyorduWe were supposed to meet at the café.Kafede buluşmamız gerekiyordu.
was supposed tobekleniyorduThe meeting was supposed to start at 10.Toplantının 10’da başlaması gerekiyordu.
were supposed tobekleniyorduThey were supposed to finish the project.Projeyi bitirmeleri gerekiyordu.

Bu kullanım çoğu zaman hayal kırıklığı veya gerçekleşmeyen plan anlamı taşır.


Was / Were Going To Yapısı

Going to normalde gelecekteki planları anlatır. Ancak was / were going to kullanıldığında bu plan geçmişte yapılmış bir plan veya niyet olur.

Bu yapı genellikle şu anlamı verir:

  • geçmişte planlanmış bir şey
  • yapılması düşünülmüş ama belki gerçekleşmemiş bir eylem

Yapısı şu şekildedir:

YapıKullanım
was / were going to + verbgeçmişte planlanan eylem

Was / Were Going To Kullanım Örnekleri

KelimeTürkçesiİngilizce CümleTürkçe Cümle
was going toyapacaktıI was going to call you.Seni arayacaktım.
was going toyapacaktıShe was going to buy a new phone.Yeni bir telefon alacaktı.
were going toyapacaktıWe were going to travel this summer.Bu yaz seyahat edecektik.
was going toyapacaktıHe was going to start a new job.Yeni bir işe başlayacaktı.
were going toyapacaktıThey were going to move to another city.Başka bir şehre taşınacaklardı.
was going toyapacaktıI was going to watch that movie.O filmi izleyecektim.

İki Yapının Karşılaştırılması

Bu iki yapı bazen benzer görünse de anlam farkı vardır.

Be supposed to daha çok beklenti veya sorumluluk,
was / were going to ise plan veya niyet anlatır.

Yapıİngilizce CümleTürkçe
be supposed toI am supposed to finish this work.Bu işi bitirmem gerekiyor.
be supposed toShe is supposed to arrive early.Erken gelmesi bekleniyor.
was supposed toI was supposed to call you.Seni aramam gerekiyordu.
was going toI was going to call you.Seni arayacaktım.
were going toWe were going to travel.Seyahat edecektik.

Burada küçük ama önemli bir fark vardır.

“I was supposed to call you” → Aramam gerekiyordu (ama muhtemelen aramadım).
“I was going to call you” → Arayacaktım (planım vardı ama gerçekleşmeyebilir).


Günlük Konuşmada Kullanım

Bu iki yapı İngilizce konuşma dilinde oldukça yaygındır ve doğal diyaloglarda sık görülür.

KelimeTürkçesiİngilizce CümleTürkçe Cümle
be supposed tobeklenmekYou are supposed to be here at 8.Saat 8’de burada olman gerekiyor.
be supposed tobeklenmekThe bus is supposed to arrive soon.Otobüsün yakında gelmesi gerekiyor.
was going toyapacaktıI was going to send you a message.Sana mesaj gönderecektim.
was going toyapacaktıShe was going to study abroad.Yurt dışında okuyacaktı.
were going toyapacaktıWe were going to have dinner together.Birlikte akşam yemeği yiyecektik.

Kısa Hatırlatma

YapıAnlam
be supposed toyapılması beklenen şey
was / were supposed togeçmişte yapılması beklenen şey
was / were going togeçmişte planlanan şey

Bu iki yapı İngilizcede özellikle günlük konuşma, hikâye anlatımı ve geçmiş planları ifade etme açısından oldukça önemlidir. Bu yapıları öğrenmek İngilizceyi daha doğal ve akıcı kullanmayı sağlar.


Be Supposed To Passive

Be supposed to bir şeyin yapılmasının beklendiğini ifade eder.

KelimeTürkçesiİngilizce CümleTürkçe Cümle
be supposed tobeklenmekThe report is supposed to be finished today.Raporun bugün bitirilmesi bekleniyor.
be supposed tobeklenmekThe meeting is supposed to be organized tomorrow.Toplantının yarın düzenlenmesi bekleniyor.
be supposed tobeklenmekThe system is supposed to be updated.Sistemin güncellenmesi bekleniyor.
be supposed tobeklenmekThe work is supposed to be completed soon.İşin yakında tamamlanması bekleniyor.

Be Allowed To Passive

Be allowed to izin anlamı taşır.

KelimeTürkçesiİngilizce CümleTürkçe Cümle
be allowed toizin verilmekPhones are not allowed to be used here.Telefonların burada kullanılmasına izin verilmez.
be allowed toizin verilmekCars are not allowed to be parked here.Arabaların burada park etmesine izin verilmez.
be allowed toizin verilmekCameras are not allowed to be used.Kameraların kullanılmasına izin verilmez.
be allowed toizin verilmekFood is not allowed to be brought inside.İçeriye yemek getirilmesine izin verilmez.

Active ve Passive Karşılaştırması

Active ve passive cümleler aynı anlamı verebilir ancak odak farklıdır.

ActivePassiveTürkçe
You must finish the work.The work must be finished.İş bitirilmelidir.
They should check the system.The system should be checked.Sistem kontrol edilmelidir.
People can solve the problem.The problem can be solved.Problem çözülebilir.
They have to complete the project.The project has to be completed.Proje tamamlanmalıdır.

Passive yapı kullanıldığında eylemi yapan kişi genellikle önemli değildir veya belirtilmez.


Genel Yapı Özeti

Modal fiiller ve phrasal modallar passive kullanıldığında temel yapı aynıdır.

YapıÖrnek
modal + be + V3The report must be written.
modal + be + V3The system can be repaired.
phrasal modal + be + V3The project has to be finished.
phrasal modal + be + V3The work is supposed to be completed.

Bu yapı İngilizcede özellikle resmi açıklamalar, talimatlar, akademik yazılar ve kurallar için çok yaygın bir şekilde kullanılır. Modal fiillerin passive kullanımı öğrenildiğinde İngilizce yazı ve konuşma çok daha doğal, profesyonel ve doğru hale gelir.

After ile Zaman Cümleleri

After, bir olayın diğerinden sonra gerçekleşeceğini anlatır.

KelimeTürkçesiİngilizce CümleTürkçe Cümle
after-den sonraI will relax after I finish work.İşimi bitirdikten sonra dinleneceğim.
after-den sonraShe will travel after she graduates.Mezun olduktan sonra seyahat edecek.
after-den sonraThey will celebrate after they win the match.Maçı kazandıktan sonra kutlama yapacaklar.
after-den sonraWe will go home after the meeting ends.Toplantı bittikten sonra eve gideceğiz.

Using Other in English

İngilizcede “Other” Kullanımı

Other, tek başına kullanılabildiği gibi farklı kelimelerle birlikte de kullanılabilir. Özellikle other, another, the other, others, the others gibi yapılar İngilizcede oldukça önemli bir gramer konusudur. Bu kelimeler bazen benzer görünse de kullanımları farklıdır ve doğru anlamı vermek için doğru şekilde kullanılmaları gerekir.


Other Kullanımı

Other kelimesi genellikle bir isimden önce kullanılır ve “diğer” anlamını verir. Bir gruptaki başka şeyleri ifade etmek için kullanılır.

KelimeTürkçesiİngilizce CümleTürkçe Cümle
otherdiğerI have other plans today.Bugün başka planlarım var.
otherdiğerShe has other ideas.Onun başka fikirleri var.
otherdiğerWe should consider other options.Başka seçenekleri düşünmeliyiz.
otherdiğerHe likes other sports.O başka sporları seviyor.
otherdiğerThey visited other cities.Başka şehirleri ziyaret ettiler.
otherdiğerI want to see other places.Başka yerler görmek istiyorum.
otherdiğerShe bought other books.Başka kitaplar satın aldı.

Bu kullanımda other kelimesinden sonra çoğul isim gelmesi çok yaygındır.


Another Kullanımı

Another kelimesi aslında an + other birleşimidir ve genellikle tekil isimlerle kullanılır. Türkçede “bir tane daha” veya “başka bir” anlamına gelir.

KelimeTürkçesiİngilizce CümleTürkçe Cümle
anotherbaşka birI need another pen.Başka bir kaleme ihtiyacım var.
anotherbir tane dahaShe ordered another coffee.Bir kahve daha sipariş etti.
anotherbaşka birHe bought another car.Başka bir araba aldı.
anotherbir tane dahaCan I have another slice of pizza?Bir dilim pizza daha alabilir miyim?
anotherbaşka birLet’s try another restaurant.Başka bir restoran deneyelim.
anotherbir tane dahaShe asked another question.Bir soru daha sordu.

The Other Kullanımı

The other belirli bir gruptaki geri kalan tek şeyi veya kişiyi ifade eder.

KelimeTürkçesiİngilizce CümleTürkçe Cümle
the otherdiğeriI have two bags. One is red, the other is blue.İki çantam var. Biri kırmızı, diğeri mavi.
the otherdiğeriOne student is absent, the other is here.Bir öğrenci yok, diğeri burada.
the otherdiğeriThis road goes to the city, the other goes to the village.Bu yol şehre gider, diğeri köye gider.
the otherdiğeriOne shoe is under the table, the other is near the door.Bir ayakkabı masanın altında, diğeri kapının yanında.

Bu kullanım genellikle iki şey arasında karşılaştırma yaparken görülür.


Others Kullanımı

Others kelimesi “diğer insanlar / diğer şeyler” anlamına gelir ve isim kullanılmadan kullanılır.

KelimeTürkçesiİngilizce CümleTürkçe Cümle
othersdiğerleriSome students are here, others are late.Bazı öğrenciler burada, diğerleri geç kaldı.
othersdiğerleriSome people like coffee, others prefer tea.Bazı insanlar kahveyi sever, diğerleri çayı tercih eder.
othersdiğerleriSome books are interesting, others are boring.Bazı kitaplar ilginç, diğerleri sıkıcı.
othersdiğerleriSome cars are expensive, others are cheap.Bazı arabalar pahalıdır, diğerleri ucuzdur.
othersdiğerleriSome students study hard, others relax.Bazı öğrenciler çok çalışır, diğerleri dinlenir.

The Others Kullanımı

The others belirli bir gruptaki geri kalan tüm kişiler veya şeyler anlamına gelir.

KelimeTürkçesiİngilizce CümleTürkçe Cümle
the othersdiğerleriTwo students are absent, the others are here.İki öğrenci yok, diğerleri burada.
the othersdiğerleriThree books are mine, the others are yours.Üç kitap benim, diğerleri senin.
the othersdiğerleriSome chairs are broken, the others are fine.Bazı sandalyeler kırık, diğerleri iyi.
the othersdiğerleriFive people arrived early, the others came later.Beş kişi erken geldi, diğerleri sonra geldi.

Other ile Günlük Konuşma Örnekleri

Other ve türevleri günlük İngilizcede çok sık kullanılır.

KelimeTürkçesiİngilizce CümleTürkçe Cümle
otherbaşkaDo you have other suggestions?Başka önerilerin var mı?
anotherbir tane dahaI want another chance.Bir şans daha istiyorum.
the otherdiğeriOne door is open, the other is closed.Bir kapı açık, diğeri kapalı.
othersdiğerleriSome people agree, others disagree.Bazı insanlar kabul eder, diğerleri etmez.
the othersdiğerleriTwo players are injured, the others are ready.İki oyuncu sakat, diğerleri hazır.
anotherbaşka birLet’s try another idea.Başka bir fikir deneyelim.
otherdiğerShe likes other movies.O başka filmleri seviyor.

Kısa Bir Hatırlatma

İngilizcede other ailesi şu şekilde kullanılır:

KelimeKullanım
otherdiğer
anotherbaşka bir
the otherdiğeri
othersdiğerleri
the othersgeri kalan diğerleri

Until / Till ile Zaman Cümleleri

Until veya till, bir eylemin belirli bir zamana kadar devam edeceğini anlatır.

KelimeTürkçesiİngilizce CümleTürkçe Cümle
until-e kadarI will wait until you arrive.Sen gelene kadar bekleyeceğim.
until-e kadarShe will stay here until the rain stops.Yağmur durana kadar burada kalacak.
till-e kadarWe will work till the project finishes.Proje bitene kadar çalışacağız.
until-e kadarHe will study until midnight.Gece yarısına kadar çalışacak.

As Soon As ile Zaman Cümleleri

As soon as, bir olayın hemen ardından gerçekleşeceğini anlatır.

KelimeTürkçesiİngilizce CümleTürkçe Cümle
as soon as-er -mezI will call you as soon as I arrive.Varır varmaz seni arayacağım.
as soon as-er -mezShe will tell us as soon as she knows.Öğrenir öğrenmez bize söyleyecek.
as soon as-er -mezWe will leave as soon as the bus comes.Otobüs gelir gelmez ayrılacağız.
as soon as-er -mezHe will start working as soon as he gets the job.İşi alır almaz çalışmaya başlayacak.

Time Clause Yapısını Daha Net Görmek

Time clause içeren cümlelerde yapı genellikle şu şekildedir:

Ana Cümle (Future)Zaman Cümlesi (Present)Türkçe
I will call youwhen I arriveVarınca seni arayacağım.
She will cook dinnerafter she finishes workİşini bitirdikten sonra yemek yapacak.
We will start the meetingwhen everyone arrivesHerkes geldiğinde toplantıya başlayacağız.
They will go homeafter the party endsParti bittikten sonra eve gidecekler.

İngilizce Öğrenirken Yapılan Yaygın Hata

En yaygın hata zaman cümlesinde future tense kullanmaktır.

YanlışDoğruTürkçe
When I will see him, I will talk to him.When I see him, I will talk to him.Onu gördüğümde konuşacağım.
After she will arrive, we will eat.After she arrives, we will eat.O geldikten sonra yemek yiyeceğiz.

Kısa Bir Hatırlatma

Time clause kullanılan cümlelerde yapı genellikle şöyle çalışır:

BölümKullanılan Zaman
Ana cümleFuture tense
Zaman cümlesiPresent tense

Bu yapı özellikle when, before, after, until, as soon as gibi bağlaçlarla kurulan cümlelerde görülür. Bu kurala alışmak, İngilizcede doğal ve doğru gelecek zaman cümleleri kurmayı çok daha kolay hale getirir.


Prefer – Would prefer – Would rather – Would like

  • I prefer tea to coffee. (Çayı kahveye tercih ederim.)
  • I would prefer to stay home. (Evde kalmayı tercih ederim.)
  • I would rather eat pizza. (Pizza yemeyi tercih ederim.)
  • I would like a cup of tea. (Bir fincan çay isterim.)

Must be – Can’t be

  • He must be tired. (Yorgun olmalı.)
  • She can’t be at home now. (Şu anda evde olamaz.)
  • They must be joking. (Şaka yapıyor olmalılar.)
  • That can’t be true. (Bu doğru olamaz.)

Should – Shouldn’t (Tavsiye / Uyarı)

Should, tavsiye veya olası doğru davranış için, shouldn’t ise kaçınılması gereken durum için kullanılır.

YapıÖrnekTürkçe
ShouldYou should study harder.Daha çok çalışmalısın.
Shouldn’tYou shouldn’t smoke.Sigara içmemelisin.

Ek örnekler:

  • He should apologize. (Özür dilemeli.)
  • We shouldn’t be late. (Geç kalmamalıyız.)
  • You should drink more water. (Daha fazla su içmelisin.)
  • They shouldn’t eat so much sugar. (Çok şeker yememeliler.)

Had better (Kesin tavsiye / uyarı)

“Had better” daha güçlü bir tavsiye veya uyarı verir, genellikle olumsuz sonuç vurgusu taşır.

ÖrnekTürkçe
You had better leave now.Şimdi gitsen iyi olur.
She had better see a doctor.Doktora görünse iyi olur.
We had better not be late.Geç kalmasak iyi olur.
He had better apologize quickly.Hızlıca özür dilese iyi olur.

Ought To ile Tavsiye ve Yükümlülük

“Ought to” → Tavsiye veya yükümlülük belirtir.

  • “Had better” kadar güçlü değildir.
  • Olumlu ve olumsuz tavsiye verir, ama genellikle olumsuz sonucu vurgulamaz.
Örnek CümleTürkçesi
You ought to study more.Daha çok çalışsan iyi olur.
She ought to apologize.Özür dilesi iyi olur.
We ought not to be rude.Kaba olmamalıyız.
He ought to see a doctor.Doktora görünmeli.
They ought to arrive early.Erken varmalılar.

Through – Throughout

  • Through → içinden geçmek
    • We walked through the park. (Parkın içinden yürüdük.)
    • He looked through the window. (Pencereden baktı.)
  • Throughout → boyunca, her yerinde, genel olarak
    • The festival lasted throughout the week. (Festival tüm hafta boyunca sürdü.)
    • He is famous throughout the country. (Tüm ülkede ünlüdür.)

Perfect Modals (Geçmişte Olasılık / Tahmin / Pişmanlık)

Perfect modals, geçmişteki olasılık, zorunluluk veya pişmanlıkları anlatır.

YapıÖrnekTürkçe
must have + V3He must have left early.Erken gitmiş olmalı.
might have + V3She might have missed the bus.Otobüsü kaçırmış olabilir.
could have + V3I could have helped you.Sana yardım edebilirdim.
should have + V3You should have studied.Ders çalışmalıydın.
shouldn’t have + V3He shouldn’t have lied.Yalan söylememeliydi.

Ek örnekler:

  • They must have forgotten the meeting. (Toplantıyı unutmuş olmalılar.)
  • I might have left my phone at home. (Telefonumu evde bırakmış olabilirim.)
  • She could have called me. (Beni arayabilirdi.)

Need to – Needn’t (Gereklilik ve Gereksizlik)

  • Need to → yapmak zorunda olmak / gerekli
    • I need to finish this today. (Bunu bugün bitirmem gerekiyor.)
    • You need to see a doctor. (Doktora görünmen gerekli.)
  • Needn’t → yapmaya gerek yok / zorunluluk yok
    • You needn’t come early. (Erken gelmeye gerek yok.)
    • He needn’t worry. (Endişelenmesine gerek yok.)

Ek örnekler:

  • We need to book a hotel. (Otel ayırtmamız gerekiyor.)
  • You needn’t bring food. (Yemek getirmenize gerek yok.)

Used to – Get used to – Be used to

Bu yapılar geçmiş alışkanlık ve alışma durumlarını ifade eder.

YapıÖrnekTürkçe
Used toI used to play football.Eskiden futbol oynardım.
Be used toI am used to waking up early.Erken kalkmaya alışkınım.
Get used toShe is getting used to her new job.Yeni işine alışıyor.

Ek örnekler:

  • He used to smoke. (Eskiden sigara içerdi.)
  • We are used to cold weather. (Soğuk havaya alışkınız.)
  • I’m getting used to this routine. (Bu rutine alışıyorum.)

Imperative Sentences

İngilizcede Emir Cümleleri

İngilizcede imperative cümlelerin en dikkat çekici özelliği, cümlenin genellikle özne olmadan başlamasıdır. Çünkü özne çoğu zaman “you” olarak kabul edilir fakat cümlede yazılmaz. Bu nedenle cümle doğrudan fiil ile başlar.

Örneğin günlük konuşmada çok duyulan şu cümleler birer imperative cümledir:

  • Sit down. → Otur.
  • Open the door. → Kapıyı aç.
  • Listen carefully. → Dikkatlice dinle.

Bu yapı İngilizcede oldukça kısa ve doğrudandır.

Temel Emir Cümleleri

Aşağıdaki tabloda en yaygın kullanılan emir cümleleri ve Türkçe karşılıkları görülebilir.

KelimeTürkçesiİngilizce CümleTürkçe Cümle
openaçmakOpen the window.Pencereyi aç.
closekapatmakClose the door.Kapıyı kapat.
sitoturmakSit on the chair.Sandalyeye otur.
standayağa kalkmakStand up.Ayağa kalk.
listendinlemekListen carefully.Dikkatlice dinle.
readokumakRead the book.Kitabı oku.
writeyazmakWrite your name.İsmini yaz.
waitbeklemekWait here.Burada bekle.
lookbakmakLook at the sky.Gökyüzüne bak.
stopdurmakStop the car.Arabayı durdur.
comegelmekCome here.Buraya gel.
gogitmekGo to the park.Parka git.
bringgetirmekBring the keys.Anahtarları getir.
takealmakTake your bag.Çantanı al.
turndönmekTurn left.Sola dön.
givevermekGive me the pen.Kalemi ver.
showgöstermekShow your homework.Ödevini göster.
washyıkamakWash your hands.Ellerini yıka.
cleantemizlemekClean the table.Masayı temizle.
eatyemekEat your vegetables.Sebzelerini ye.
drinkiçmekDrink some water.Su iç.
sleepuyumakSleep well.İyi uyu.
runkoşmakRun to the park.Parka koş.
jumpzıplamakJump over the rope.İpi atla.
speakkonuşmakSpeak louder.Daha yüksek sesle konuş.
drawçizmekDraw a house.Bir ev çiz.
cutkesmekCut the paper.Kağıdı kes.
climbtırmanmakClimb the ladder.Merdivene tırman.
pushitmekPush the door.Kapıyı it.
pullçekmekPull the rope.İpi çek.
catchyakalamakCatch the ball.Topu yakala.
kicktekmelemekKick the ball.Topa tekme at.
throwatmakThrow the ball.Topu at.
fixtamir etmekFix the chair.Sandalyeyi tamir et.
buildinşa etmekBuild a sandcastle.Kumdan kale yap.
paintboyamakPaint the wall.Duvarı boya.
plantdikmekPlant a tree.Bir ağaç dik.
hugsarılmakHug your friend.Arkadaşına sarıl.
kissöpmekKiss your mother.Anneni öp.
smilegülümsemekSmile at the camera.Kameraya gülümse.
laughgülmekLaugh loudly.Yüksek sesle gül.
cryağlamakDon’t cry.Ağlama.
singşarkı söylemekSing a song.Bir şarkı söyle.
dancedans etmekDance with me.Benimle dans et.
measureölçmekMeasure the table.Masayı ölç.
countsaymakCount to ten.Ona kadar say.
foldkatlamakFold the paper.Kağıdı katla.
organizedüzenlemekOrganize your desk.Masanı düzenle.
repairtamir etmekRepair the bike.Bisikleti tamir et.
cookpişirmekCook dinner.Akşam yemeğini pişir.
boilkaynatmakBoil the water.Suyu kaynat.
ironütülemekIron the shirt.Gömleği ütüle.
sweepsüpürmekSweep the room.Odayı süpür.
moppaspaslamakMop the floor.Yeri paspasla.
vacuumelektrikli süpürge yapmakVacuum the carpet.Halıyı süpür.
sharpenbilemekSharpen the pencil.Kalemi bile.
decoratesüslemekDecorate the room.Odayı süsle.
arrangedüzenlemekArrange the books.Kitapları sırala.
feedbeslemekFeed the cat.Kediyi besle.
watersulamakWater the plants.Bitkileri sul.
slicedilimlemekSlice the bread.Ekmeği dilimle.
peelsoymakPeel the fruit.Meyveyi soy.
mixkarıştırmakMix the ingredients.Malzemeleri karıştır.
stirkarıştırmakStir the soup.Çorbayı karıştır.
bakefırında pişirmekBake the cake.Pastayı pişir.
frykızartmakFry the potatoes.Patatesleri kızart.
roastkavurmakRoast the meat.Eti kavur.
squeezesıkmakSqueeze the lemon.Limonu sık.
pourdökmekPour the juice.Meyve suyunu dök.
wipesilmekWipe the table.Masayı sil.
dusttoz almakDust the shelves.Rafları toz al.
liftkaldırmakLift the box.Kutuyu kaldır.
carrytaşımakCarry the bag.Çantayı taşı.
movehareket ettirmekMove the chair.Sandalyeyi hareket ettir.
lockkilitlemekLock the door.Kapıyı kilitle.
unlockaçmakUnlock the box.Kutuyu aç.
shakesallamakShake the bottle.Şişeyi salla.
bendeğmekBend your knees.Dizlerini eğ.
stretchgermekStretch your arms.Kollarını ger.
chewçiğnemekChew your food.Yemeğini çiğne.
sniffkoklamakSniff the flower.Çiçeği kokla.
tastetatmakTaste the soup.Çorbayı tat.
smellkoklamakSmell the perfume.Parfümü kokla.
clapalkışlamakClap your hands.Ellerini çırp.
waveel sallamakWave to your friend.Arkadaşına el sall.
whisperfısıldamakWhisper softly.Yumuşak fısılda.
shoutbağırmakShout loudly.Yüksek sesle bağır.
carveoymakCarve the wood.Ahşabı oya.
sewdikmekSew the cloth.Kumaşı dik.
knitörmekKnit a scarf.Bir atkı ör.
ridebinmekRide the bike.Bisiklete bin.
drivesürmekDrive the car.Arabayı sür.
rowkürek çekmekRow the boat.Botu kürekle.

Bu tür cümleler genellikle öğretmenler, talimatlar ve günlük konuşmalarda kullanılır.


Talimat Veren Emir Cümleleri

Imperative cümleler özellikle yemek tarifleri, kullanım kılavuzları ve yön tariflerinde çok sık kullanılır.

KelimeTürkçesiİngilizce CümleTürkçe Cümle
addeklemekAdd some salt.Biraz tuz ekle.
mixkarıştırmakMix the ingredients.Malzemeleri karıştır.
cutkesmekCut the vegetables.Sebzeleri kes.
turnçevirmekTurn the handle.Kolu çevir.
pressbasmakPress the button.Düğmeye bas.
connectbağlamakConnect the cable.Kabloyu bağla.
startbaşlatmakStart the machine.Makineyi başlat.
followtakip etmekFollow the instructions.Talimatları takip et.

Bu tür kullanım İngilizcede instructional language olarak adlandırılır.


Olumsuz Emir Cümleleri

Birine bir şeyi yapmamasını söylemek için Don’t veya Do not kullanılır.

YapıKullanım
Don’t + verbolumsuz emir
Do not + verbdaha resmi kullanım

Aşağıdaki tabloda örnekler görülmektedir.

KelimeTürkçesiİngilizce CümleTürkçe Cümle
don’t touchdokunmaDon’t touch the glass.Camlara dokunma.
don’t openaçmaDon’t open the door.Kapıyı açma.
don’t runkoşmaDon’t run here.Burada koşma.
don’t speakkonuşmaDon’t speak loudly.Yüksek sesle konuşma.
don’t forgetunutmaDon’t forget your keys.Anahtarlarını unutma.
don’t worryendişelenmeDon’t worry about it.Bunun için endişelenme.

Rica Bildiren Emir Cümleleri

Emir cümleleri bazen çok sert duyulabilir. Bu nedenle İngilizcede please kullanılarak cümle daha nazik hale getirilir.

KelimeTürkçesiİngilizce CümleTürkçe Cümle
please sitlütfen oturPlease sit down.Lütfen oturun.
please waitlütfen beklePlease wait a moment.Lütfen bir dakika bekleyin.
please helplütfen yardım etPlease help me.Lütfen bana yardım edin.
please openlütfen açPlease open the window.Lütfen pencereyi aç.
please listenlütfen dinlePlease listen carefully.Lütfen dikkatlice dinleyin.

Kısa Bir Hatırlatma

Imperative cümleler İngilizcede en kısa ve en doğrudan cümle yapılarından biridir. Genellikle özne kullanılmaz ve cümle doğrudan fiille başlar. Bu yapı talimat vermek, emir vermek, rica etmek, yön göstermek veya uyarı yapmak için kullanılır.

YapıÖrnek
VerbSit down.
Verb + objectOpen the door.
Don’t + verbDon’t touch it.
Please + verbPlease wait here.

Bu yapı İngilizce öğrenirken erken öğrenilen konulardan biri olsa da, günlük konuşmada ve yazılı talimatlarda son derece yaygın ve önemli bir gramer yapısıdır.


Reported Speech (Dolaylı Anlatım)

Dolaylı anlatım, birinin söylediklerini aktarmak için kullanılır. Genellikle tense değişimi ve kişi zamirleri ile olur.

Direct SpeechReported SpeechTürkçe
“I am tired,” she said.She said that she was tired.“Yorgunum,” dedi. → Yorgun olduğunu söyledi.
“I will come tomorrow,” he said.He said that he would come tomorrow.“Yarın geleceğim,” dedi. → Yarın geleceğini söyledi.
“I can help you,” she said.She said that she could help me.“Sana yardım edebilirim,” dedi. → Bana yardım edebileceğini söyledi.

Ek örnekler:

  • “I love pizza,” he said. → He said that he loved pizza. (Pizzayı sevdiğini söyledi.)
  • “I don’t know,” she said. → She said that she didn’t know. (Bilmiyorum dedi.)
  • “I have finished my homework,” he said. → He said that he had finished his homework. (Ödevimi bitirdiğini söyledi.)

Simple Passive Voice (Basit Edilgen Cümle)

Simple Passive Voice, özne yerine nesnenin ön plana çıktığı cümlelerdir.

YapıÖrnekTürkçe
am/is/are + V3The book is read by many people.Kitap birçok kişi tarafından okunur.
was/were + V3The cake was eaten by the children.Kek çocuklar tarafından yendi.

Ek örnekler:

  • The house is cleaned every day. (Ev her gün temizlenir.)
  • The letters were sent yesterday. (Mektuplar dün gönderildi.)
  • The room is decorated beautifully. (Oda güzelce dekore edilmiş.)

Causative Form (Have/Get something done)

Causative form, bir işi başkasına yaptırmak için kullanılır.

YapıÖrnekTürkçe
Have + object + V3I had my hair cut.Saçımı kestirdim.
Get + object + V3She got her car repaired.Arabasını tamir ettirdi.

Ek örnekler:

  • He had his house painted. (Evini boyattı.)
  • I got my computer fixed. (Bilgisayarımı tamir ettirdim.)
  • We had the room cleaned. (Odayı temizlettik.)
  • She got her photo taken. (Fotoğrafını çektirdi.)

Stative ve Non-Stative Verbs

Durum fiilleri ve hareket fiilleri

İngilizcede fiiller iki temel gruba ayrılır. Bazı fiiller bir durumu, duyguyu veya düşünceyi anlatır. Bunlara stative verbs (durum fiilleri) denir. Diğer bazı fiiller ise gerçek bir eylemi veya hareketi anlatır. Bunlara da non-stative verbs (aksiyon / hareket fiilleri) denir.

Bu ayrım özellikle Present Continuous (am / is / are + verb-ing) kullanımında önemlidir. Çünkü stative fiiller genellikle -ing formuyla kullanılmaz.

Stative Verbs (Durum Fiilleri)

Stative fiiller bir aktiviteyi değil bir zihinsel durum, duygu veya sahiplik ifade eder. Bu yüzden genellikle simple tense ile kullanılır.

KelimeTürkçesiİngilizce CümleTürkçe Cümle
lovesevmekI love this song.Bu şarkıyı seviyorum.
knowbilmekShe knows the answer.O cevabı biliyor.
believeinanmakThey believe the story.Hikâyeye inanıyorlar.
understandanlamakI understand the problem.Problemi anlıyorum.
needihtiyaç duymakWe need more time.Daha fazla zamana ihtiyacımız var.
rememberhatırlamakI remember your name.İsmini hatırlıyorum.

Bu fiiller genellikle continuous kullanılmaz.

Yanlış ve doğru kullanım örneği:

YanlışDoğruTürkçe
I am knowing the answer.I know the answer.Cevabı biliyorum.

Non-Stative Verbs (Hareket / Aksiyon Fiilleri)

Non-stative fiiller gerçek bir hareket veya aktivite anlatır. Bu nedenle continuous tense ile sık kullanılır.

KelimeTürkçesiİngilizce CümleTürkçe Cümle
doyapmakI am doing my homework.Ödevimi yapıyorum.
makeyapmak / üretmekShe is making a cake.Pasta yapıyor.
runkoşmakHe is running in the park.Parkta koşuyor.
eatyemekWe are eating dinner.Akşam yemeği yiyoruz.
writeyazmakShe is writing a message.Mesaj yazıyor.
playoynamakThey are playing football.Futbol oynuyorlar.

İki Türde de Kullanılabilen Fiiller

Bazı fiiller hem durum hem eylem anlamında kullanılabilir. Bu durumda anlam değişir.

KelimeTürkçesiİngilizce CümleTürkçe Cümle
thinkdüşünmekI think you are right.Bence haklısın.
thinkdüşünmek (süreç)I am thinking about the problem.Problem hakkında düşünüyorum.
havesahip olmakI have a car.Bir arabam var.
haveyapmak / yemekI am having lunch.Öğle yemeği yiyorum.
tastetadı olmakThe soup tastes good.Çorbanın tadı güzel.
tastetadına bakmakShe is tasting the soup.Çorbanın tadına bakıyor.

Present Perfect Tense

Geçmişte başlamış ve etkisi halen devam eden olaylar için kullanılır. Have/Has + V3

ÖrnekTürkçe
I have visited London.Londra’yı ziyaret ettim.
She has finished her homework.Ödevini bitirdi.
They have just arrived.Daha yeni geldiler.
We have lived here for five years.Beş yıldır burada yaşıyoruz.
He has never seen snow.Hiç kar görmedi.

Ek örnekler:

  • I have lost my keys. (Anahtarlarımı kaybettim.)
  • She has already left. (O çoktan ayrıldı.)

Present Perfect Continuous Tense

Geçmişte başlayan ve hala devam eden veya etkisi görülen eylemler için. Have/Has been + Ving

ÖrnekTürkçe
I have been studying for two hours.İki saattir çalışıyorum.
She has been working here since 2019.2019’dan beri burada çalışıyor.
They have been waiting all morning.Tüm sabah bekliyorlar.

Ek örnekler:

  • He has been running and looks tired. (Koşuyordu ve yorgun görünüyor.)
  • We have been learning English for years. (Yıllardır İngilizce öğreniyoruz.)

RELATIVE CLAUSES (İlgi Cümlecikleri)

KonuAçıklamaYapıÖrnekTürkçesi
Tanımİsmi açıklayan yan cümlenoun + relative clauseThe man who is talkingKonuşan adam
Temel Mantık2 cümle birleşirnoun + who/which + clauseThe man is my teacher + He is talking → The man who is talking is my teacherKonuşan adam benim öğretmenim
İnsanwho / that kullanılırnoun + who/thatThe boy who plays footballFutbol oynayan çocuk
Nesnewhich / that kullanılırnoun + which/thatThe book which I readOkuduğum kitap
Yerwhere kullanılırnoun + whereThe house where I liveYaşadığım ev
Zamanwhen kullanılırnoun + whenThe day when we metTanıştığımız gün
Sahiplikwhose kullanılırnoun + whose + nounThe girl whose bag is redÇantası kırmızı olan kız
Özne kullanımıwho/which özne ise atılamazwho + verbThe man who is talkingKonuşan adam
Nesne kullanımıthat/who/which nesne ise atılabilir(that) + subject + verbThe book (that) I boughtAldığım kitap
DefiningGerekli bilgi verirno commaThe student who studies hard passesÇok çalışan öğrenci geçer
Non-definingEkstra bilgi verir, who/whichMy brother, who lives in Ankara, is a doctorErkek kardeşim (Ankara’da yaşayan) doktordur
That kullanımıİnsan + nesne içinthatThe car that I boughtAldığım araba
That kullanılmazVirgüllü cümlede kullanılmaz❌ thatMy car, which is new, is fastArabam (yeni olan) hızlıdır
Edatlı kullanım (resmi)preposition + whom/whichto whom / in whichThe man to whom I spokeKonuştuğum adam
Edatlı kullanım (günlük)edat sona gelirwho + … + toThe man who I spoke toKonuştuğum adam
Aktif kısaltmawho + verb → V-ingverb+ingThe man talkingKonuşan adam
Pasif kısaltmawhich is → V3V3The car bought yesterdayDün alınan araba
Mantık (Türkçe)“-an, -en, -dığı” yapısı→ relative clauseYazdığım kitapThe book that I wrote

RELATIVE CLAUSE EKLERİ (WHO, WHICH, THAT, vb.)

Ek (Relative Pronoun)KullanımNe için kullanılırYapıÖrnekTürkçesi
whoİnsanÖzne / nesnenoun + who + verbThe man who is talkingKonuşan adam
whomİnsan (resmi)Nesnenoun + whom + subject + verbThe man whom I sawGördüğüm adam
whichNesne / hayvanÖzne / nesnenoun + which + verbThe book which is on the tableMasadaki kitap
thatİnsan + nesneÖzne / nesnenoun + that + clauseThe car that I boughtAldığım araba
whoseSahiplikİnsan / nesnenoun + whose + nounThe girl whose bag is redÇantası kırmızı olan kız
whereYerYer bildirirnoun + where + clauseThe house where I liveYaşadığım ev
whenZamanZaman bildirirnoun + when + clauseThe day when we metTanıştığımız gün
whySebepReason ile kullanılırreason + why + clauseThe reason why I leftAyrılma sebebim
whatFarklıdır“the thing that” anlamıwhat + clauseI know what you didNe yaptığını biliyorum

📌 Kısa Özet

  • Relative Clause = isim açıklayan yapı
  • Türkçedeki karşılığı:
    • -an / -en → talking
    • -dığı / -diği → that I bought
  • En önemli kurallar:
    • who → insan
    • which → nesne
    • that → ikisi de
    • nesne ise → atılabilir
    • virgül varsa → that kullanılmaz

Gerunds and Infinitives (İsim-Fiiller ve Mastarlar)

YapıÖrnekTürkçe
Gerund (-ing)I enjoy reading.Kitap okumaktan hoşlanırım.
Infinitive (to + V1)I want to learn English.İngilizce öğrenmek istiyorum.
Gerund after prepositionsShe is good at singing.O şarkı söylemekte iyi.
Infinitive for purposeI went to the store to buy milk.Süt almak için mağazaya gittim.

Ek örnekler:

  • He stopped smoking. (Sigara içmeyi bıraktı.)
  • I decided to travel next month. (Gelecek ay seyahat etmeye karar verdim.)

Comparatives and Superlatives (Karşılaştırmalar)

YapıÖrnekTürkçe
ComparativeThis car is faster than that one.Bu araba ondan daha hızlı.
SuperlativeHe is the tallest in the class.O sınıftaki en uzun kişi.
IrregularGood → Better → Bestİyi → Daha iyi → En iyi

Comparative & Superlative Örnekleri

SıfatComparativeSuperlativeÖrnek Cümle (Comparative)TürkçesiÖrnek Cümle (Superlative)Türkçesi
talltallerthe tallestShe is taller than her sister.O, kız kardeşinden daha uzun.He is the tallest in the class.O sınıftaki en uzun kişi.
shortshorterthe shortestThis road is shorter than that one.Bu yol, o yoldan daha kısa.This is the shortest street in town.Bu, şehirdeki en kısa sokak.
bigbiggerthe biggestMy house is bigger than yours.Evim, seninkinden daha büyük.This is the biggest building in the city.Bu, şehirdeki en büyük bina.
smallsmallerthe smallestMy dog is smaller than yours.Köpeğim, seninkinden daha küçük.This is the smallest puppy in the litter.Bu, kulübedeki en küçük yavru köpek.
fastfasterthe fastestHe runs faster than me.O, benden daha hızlı koşuyor.Usain Bolt is the fastest runner in the world.Usain Bolt, dünyadaki en hızlı koşucu.
slowslowerthe slowestThis car is slower than that one.Bu araba, o arabadan daha yavaş.This is the slowest train in the country.Bu, ülkedeki en yavaş tren.
happyhappierthe happiestShe looks happier than yesterday.Dün olduğundan daha mutlu görünüyor.Today is the happiest day of my life.Bugün hayatımın en mutlu günü.
sadsadderthe saddestHe feels sadder than before.Öncekinden daha üzgün hissediyor.That was the saddest movie I’ve ever seen.Bu, şimdiye kadar izlediğim en üzücü film.
beautifulmore beautifulthe most beautifulThis flower is more beautiful than that one.Bu çiçek, öbüründen daha güzel.That is the most beautiful painting in the gallery.O, galerideki en güzel tablo.
interestingmore interestingthe most interestingThis book is more interesting than the last one.Bu kitap, son kitaplardan daha ilginç.That is the most interesting documentary I’ve watched.Bu, izlediğim en ilginç belgesel.
expensivemore expensivethe most expensiveThis bag is more expensive than that one.Bu çanta, öbüründen daha pahalı.This is the most expensive watch in the shop.Bu, dükkandaki en pahalı saat.
goodbetterthe bestMy English is better than yours.İngilizcem, seninkinden daha iyi.She is the best student in the class.O, sınıftaki en iyi öğrenci.
badworsethe worstToday is worse than yesterday.Bugün, dünden daha kötü.That was the worst day of my life.Bu, hayatımın en kötü günü.

Articles (A / An / The)

MakaleÖrnekTürkçe
AI saw a cat.Bir kedi gördüm.
AnShe ate an apple.Bir elma yedi.
TheThe sun is bright.Güneş parlak.

Ek örnekler:

  • I need a pen. (Bir kaleme ihtiyacım var.)
  • I saw an eagle. (Bir kartal gördüm.)
  • The book on the table is mine. (Masadaki kitap benim.)

Future Forms (Will / Be going to)

YapıÖrnekTürkçe
Will (ani karar)I will call you.Seni arayacağım.
Be going to (plan)I am going to visit Paris.Paris’i ziyaret edeceğim.
Will for predictionIt will rain tomorrow.Yarın yağmur yağacak.

Ek örnekler:

  • I think she will like it. (Sanırım hoşuna gidecek.)
  • They are going to buy a new car. (Yeni bir araba alacaklar.)

Future Continuous (Gelecek Sürekli Zaman)

Gelecekte belirli bir anda devam eden eylemleri anlatır. Will be + Ving

ÖrnekTürkçe
I will be working at 8 PM.Saat 8’de çalışıyor olacağım.
She will be traveling next week.Gelecek hafta seyahat ediyor olacak.
They will be waiting for us.Bizi bekliyor olacaklar.

Ek örnekler:

  • He will be studying all night. (Tüm gece ders çalışıyor olacak.)
  • We will be flying to London at this time tomorrow. (Yarın bu saatte Londra’ya uçuyor olacağız.)

Modals of Possibility (May / Might)

Olasılık ve tahmin ifade etmek için kullanılır.

ModalÖrnekTürkçe
MayShe may come later.Daha sonra gelebilir.
MightHe might be at home.Evde olabilir.

Ek örnekler:

  • It may rain tomorrow. (Yarın yağmur yağabilir.)
  • You might like this book. (Bu kitabı sevebilirsin.)
  • They may have missed the train. (Treni kaçırmış olabilirler.)
  • I might go to the party. (Partiye gidebilirim.)

Participle Clauses (Katılım Cümleleri)

Katılım cümleleri, cümleleri kısaltmak ve akışı hızlandırmak için kullanılır.

TipÖrnekTürkçe
Present Participle (-ing)Walking down the street, I saw an accident.Sokakta yürürken bir kaza gördüm.
Past Participle (V3)Built in 1990, the house is very modern.1990’da inşa edilmiş olan ev çok modern.
Perfect Participle (Having + V3)Having finished his homework, he went out.Ödevini bitirdikten sonra dışarı çıktı.

Ek örnekler:

  • Feeling tired, she went to bed early. (Yorgun hissederek erken yattı.)
  • Written in 2010, the book became a bestseller. (2010’da yazılan kitap çok sattı.)
  • Having eaten lunch, we started working. (Öğle yemeğini yedikten sonra çalışmaya başladık.)

Clauses of Result (So…that)

“Öyle…ki” anlamı verir ve bir sonucu anlatır.

YapıÖrnekTürkçe
So + adjective/adverb + thatThe book was so interesting that I couldn’t put it down.Kitap öyle ilginçti ki elimden bırakamadım.
So + much/many + noun + thatHe has so many friends that he is never alone.Öyle çok arkadaşı var ki asla yalnız kalmaz.

Ek örnekler:

  • She spoke so quietly that nobody heard her. (O öyle sessiz konuştu ki kimse duymadı.)
  • It was so hot that we stayed inside. (Hava öyle sıcaktı ki içeride kaldık.)
  • They worked so hard that they finished early. (O kadar çok çalıştılar ki erken bitirdiler.)

Quantifiers (Miktar Belirleyiciler)

Miktar belirtmek için kullanılır; sayılabilir ve sayılamayan isimler ile uyumludur.

QuantifierÖrnekTürkçe
A few (sayılabilir, olumlu)I have a few friends.Birkaç arkadaşım var.
Few (sayılabilir, olumsuz)Few people know the truth.Gerçeği bilen çok az kişi var.
A little (sayılamayan, olumlu)I have a little money.Biraz param var.
Little (sayılamayan, olumsuz)There is little hope.Çok az umut var.
A lot of / Lots ofWe have a lot of work.Çok işimiz var.
Plenty ofThere is plenty of food.Bol miktarda yiyecek var.

Ek örnekler:

  • She has a few books to read. (Okuması için birkaç kitabı var.)
  • Few students passed the exam. (Sınavı geçen çok az öğrenci oldu.)
  • I have a little sugar left. (Biraz şekerim kaldı.)
  • There is little water in the bottle. (Şişede çok az su var.)
  • He has lots of toys. (Bir sürü oyuncağı var.)
  • We have plenty of time. (Bol zamanımız var.)

Regular and Irregular Plural Nouns

İngilizcede Düzenli ve Düzensiz Çoğul İsimler

İngilizcede isimler tekil (singular) ve çoğul (plural) olarak kullanılabilir. Bir şeyden birden fazla olduğunu ifade etmek istediğimizde çoğul form kullanılır. Türkçede çoğul yapmak için genellikle “-lar / -ler” ekleri kullanılırken İngilizcede çoğul yapmak için farklı kurallar vardır.

Çoğu İngilizce isim oldukça basit bir şekilde çoğul yapılır ve bu tür isimlere regular plural nouns (düzenli çoğul isimler) denir. Ancak bazı kelimeler bu kurallara uymaz ve tamamen farklı şekillerde çoğul olur. Bu kelimelere ise irregular plural nouns (düzensiz çoğul isimler) denir.

İngilizce öğrenirken bu iki tür çoğul yapıyı anlamak oldukça önemlidir çünkü günlük konuşmada, yazılı İngilizcede ve akademik metinlerde sürekli kullanılır.


Regular Plural Nouns

Düzenli Çoğul İsimler

İngilizcede birçok isim çoğul yapılırken kelimenin sonuna -s veya -es eklenir. Bu en yaygın çoğul yapma yöntemidir.

TekilÇoğulİngilizce CümleTürkçe Cümle
bookbooksI bought three books.Üç kitap satın aldım.
carcarsThey have two cars.İki arabaları var.
appleapplesShe eats apples every day.Her gün elma yer.
teacherteachersThe teachers are in the room.Öğretmenler odada.
studentstudentsThe students are studying.Öğrenciler ders çalışıyor.
computercomputersThe computers are new.Bilgisayarlar yeni.

Bu yapı İngilizcede en sık kullanılan çoğul sistemidir.


-es ile Yapılan Çoğullar

Bazı kelimeler s, sh, ch, x ve z harfleriyle bittiğinde çoğul yapmak için -es eklenir.

TekilÇoğulİngilizce CümleTürkçe Cümle
busbusesThe buses are late today.Otobüsler bugün geç kaldı.
boxboxesThe boxes are heavy.Kutular ağır.
watchwatchesHe collects watches.Saat koleksiyonu yapar.
dishdishesThe dishes are clean.Tabaklar temiz.
classclassesThe classes start at nine.Dersler dokuzda başlar.

Bu kural özellikle telaffuzu kolaylaştırmak için kullanılır.


-y ile Biten İsimler

Bir kelime sessiz harf + y ile bitiyorsa çoğul yapılırken y → ies olur.

TekilÇoğulİngilizce CümleTürkçe Cümle
babybabiesThe babies are sleeping.Bebekler uyuyor.
citycitiesThese cities are beautiful.Bu şehirler güzel.
storystoriesShe writes stories.Hikâyeler yazar.
countrycountriesMany countries joined the meeting.Birçok ülke toplantıya katıldı.
ladyladiesThe ladies are waiting.Hanımlar bekliyor.

Ancak vowel + y varsa sadece -s eklenir.

TekilÇoğulİngilizce CümleTürkçe Cümle
boyboysThe boys are playing football.Erkek çocuklar futbol oynuyor.
toytoysThe toys are on the floor.Oyuncaklar yerde.
keykeysI found my keys.Anahtarlarımı buldum.

Irregular Plural Nouns

Düzensiz Çoğul İsimler

Bazı İngilizce kelimeler çoğul yapılırken -s veya -es eklenmez. Bu kelimelerin çoğul halleri tamamen farklıdır ve genellikle ezberlenmesi gerekir.

TekilÇoğulİngilizce CümleTürkçe Cümle
manmenThe men are working.Adamlar çalışıyor.
womanwomenThe women are talking.Kadınlar konuşuyor.
childchildrenThe children are playing.Çocuklar oynuyor.
personpeopleMany people are here.Birçok insan burada.
footfeetMy feet are cold.Ayaklarım soğuk.
toothteethHis teeth are very white.Dişleri çok beyaz.
mousemiceThe mice are in the kitchen.Fareler mutfakta.
goosegeeseThe geese are swimming.Kazlar yüzüyor.

Bu tür kelimeler İngilizcede oldukça yaygındır.


Aynı Kalan Çoğul İsimler

Bazı İngilizce kelimeler hem tekil hem çoğul olarak aynı şekilde yazılır.

TekilÇoğulİngilizce CümleTürkçe Cümle
sheepsheepThe sheep are eating grass.Koyunlar ot yiyor.
deerdeerWe saw deer in the forest.Ormanda geyikler gördük.
fishfishThe fish are swimming.Balıklar yüzüyor.
speciesspeciesMany species live here.Birçok tür burada yaşar.

Farklı Çoğul Ekleri Alan İsimler

Bazı kelimeler çoğul yapılırken -ves dönüşümü olur.

TekilÇoğulİngilizce CümleTürkçe Cümle
leafleavesThe leaves are falling.Yapraklar düşüyor.
knifeknivesThe knives are sharp.Bıçaklar keskin.
wolfwolvesThe wolves are howling.Kurtlar uluyor.
lifelivesMany lives were saved.Birçok hayat kurtarıldı.
wifewivesThe wives were waiting.Eşler bekliyordu.

Günlük Kullanımdan Çoğul İsim Örnekleri

İngilizcede çoğul isimler günlük konuşmada sürekli kullanılır.

TekilÇoğulİngilizce CümleTürkçe Cümle
friendfriendsMy friends are here.Arkadaşlarım burada.
phonephonesThe phones are ringing.Telefonlar çalıyor.
chairchairsThe chairs are wooden.Sandalyeler ahşap.
teacherteachersThe teachers are busy.Öğretmenler meşgul.
studentstudentsThe students are learning English.Öğrenciler İngilizce öğreniyor.
dogdogsThe dogs are barking.Köpekler havlıyor.
catcatsThe cats are sleeping.Kediler uyuyor.

Kısa Bir Hatırlatma

İngilizcede çoğul isimler iki ana gruba ayrılır.

TürAçıklama
Regular plural nouns-s veya -es eklenerek yapılır
Irregular plural nounsfarklı şekilde çoğul olur

Çoğul isimleri doğru kullanmak İngilizcede oldukça önemlidir çünkü cümlede miktar, sayı ve anlam doğrudan bu yapıya bağlıdır.


İngilizce Yer ve Yön Edatları (Prepositions of Place & Direction)

PrepositionTürkçesiNormal ExampleTürkçesiRoad / Direction ExampleTürkçesi
in / insideiçindeThe keys are in the bag.Anahtarlar çantanın içinde.The pharmacy is in the shopping mall.Eczane alışveriş merkezinin içinde.
onüstündeThe book is on the table.Kitap masanın üstünde.The restaurant is on this street.Restoran bu sokakta.
atbir noktada / -deShe is at the door.O kapıda.The bank is at the corner.Banka köşede.
nearyakınındaThe café is near the school.Kafe okulun yakınında.The hotel is near the station.Otel istasyonun yakınında.
underaltındaThe cat is under the chair.Kedi sandalyenin altında.The parking lot is under the bridge.Otopark köprünün altında.
overüzerindeThe lamp is over the table.Lamba masanın üzerinde.The bridge goes over the highway.Köprü otoyolun üzerinden geçer.
belowaltındaThe temperature is below zero.Sıcaklık sıfırın altında.The parking area is below the building.Otopark binanın altında.
aboveüstündeThe picture is above the sofa.Resim koltuğun üstünde.The apartment is above the shop.Daire dükkânın üstünde.
aroundetrafındaThe kids ran around the park.Çocuklar parkın etrafında koştu.Walk around the park and you will see the museum.Parkın etrafından yürüyün, müzeyi göreceksiniz.
throughiçindenThe train goes through the tunnel.Tren tünelden geçer.Go through the tunnel, then turn left.Tünelden geçin, sonra sola dönün.
amongarasında (çoklu)She sat among friends.Arkadaşlarının arasında oturdu.The café is among the small shops.Kafe küçük dükkânların arasında.
betweenarasında (iki şey)The café is between two shops.Kafe iki dükkân arasında.The bank is between the post office and the bakery.Banka postane ile fırının arasında.
behindarkasındaThe car is behind the house.Araba evin arkasında.The parking lot is behind the hotel.Otopark otelin arkasında.
in front ofönündeThe dog is in front of the door.Köpek kapının önünde.The taxi stand is in front of the station.Taksi durağı istasyonun önünde.
alongboyuncaWe walked along the river.Nehir boyunca yürüdük.Walk along this street for two minutes.Bu sokak boyunca iki dakika yürüyün.
acrosskarşısına / karşıdanShe walked across the field.Tarlanın karşısına geçti.The supermarket is across the street.Süpermarket sokağın karşısında.
upyukarı doğruThe boy ran up the hill.Çocuk tepeye doğru koştu.Walk up this street and you will see the bank.Bu sokaktan yukarı yürüyün, bankayı göreceksiniz.
downaşağı doğruThey walked down the stairs.Merdivenlerden aşağı yürüdüler.Go down this road until the traffic lights.Trafik ışıklarına kadar bu yoldan aşağı gidin.
oppositekarşısındaThe bank is opposite the school.Banka okulun karşısında.The café is opposite the library.Kafe kütüphanenin karşısında.
ontoüstüne doğruThe cat jumped onto the table.Kedi masanın üstüne atladı.Turn right onto the main road.Ana yola sağa dönün.
offüzerinden / dışınaHe fell off the chair.Sandalyeden düştü.Turn off the main road at the lights.Işıklarda ana yoldan çıkın.
intoiçineShe walked into the room.Odaya girdi.Turn left into the street next to the bank.Bankanın yanındaki sokağa sola dönün.
out ofiçinden dışarıThe bird flew out of the cage.Kuş kafesten çıktı.Drive out of the parking lot and turn right.Otoparktan çıkın ve sağa dönün.
pastyanındanWe walked past the house.Evin yanından geçtik.Walk past the bank and the café is on the right.Bankanın yanından geçin, kafe sağda.
next to / besideyanındaHe sat next to me.Yanımda oturdu.The pharmacy is next to the bakery.Eczane fırının yanında.
againstdayanmış / bitişikThe ladder is against the wall.Merdiven duvara dayanmış.The bike shop is against the wall of the station.Bisiklet dükkânı istasyonun duvarına bitişik.
over (movement)üzerindenThe cat jumped over the box.Kedi kutunun üzerinden atladı.Go over the bridge and turn left.Köprünün üzerinden geçin ve sola dönün.
from…to-den …eI walked from home to school.Evden okula yürüdüm.How can I go from the station to the museum?İstasyondan müzeye nasıl gidebilirim?
towards-e doğruThe child ran towards his father.Çocuk babasına doğru koştu.Walk towards the park and you will see the café.Parka doğru yürüyün, kafeyi göreceksiniz

İstek ve Rica Kalıpları: Would you mind, Could you, Will you, Can you Kullanımı

YapıNe Anlama GelirResmiyet SeviyesiKullanım AmacıSoru ÖrneğiOlumlu ÖrnekOlumsuz ÖrnekNormal Cümle Örneği
Would you mindRica etmek, sakıncası var mı?⭐⭐⭐⭐ (çok kibar)Çok nazik isteklerWould you mind opening the door? Kapıyı açar mısınız?No, I don’t mind. Hayır, sorun değilYes, I mind. Evet, rahatsız olurumI mind waiting here. Burada beklemek rahatsız ediyor
Could youRica etmek (yapabilir misin?)⭐⭐⭐⭐ (çok kibar)Kibar ve yaygınCould you help me? Bana yardım eder misin?Yes, I could / Sure. Evet, yapabilirim / Tabii kiSorry, I couldn’t. Üzgünüm, yapamadımI could help you if you want. Eğer istersen sana yardım edebilirim
Will youYapacak mısın?⭐⭐ (orta)Daha direkt istekWill you call me? Beni arar mısın?Yes, I will. Evet, yapacağımNo, I won’t. Hayır, yapmayacağımI will call you later. Seni sonra arayacağım
Can youYapabilir misin?⭐ (gündelik)Samimi / günlükCan you pass the salt? Tuzu uzatır mısın?Yes, I can. Evet, yapabilirimNo, I can’t. Hayır, yapamamI can help you if you need. İhtiyacın olursa sana yardım edebilirim

İngilizce Yardımcı Kelimeler ve Kalıplar: Let’s, Why don’t, Shall, Should, Could

1. Let’s

  • Açılımı: Let us → “Hadi … yapalım”
  • Kullanımı: Teklif veya öneri yaparken kullanılır.
  • Örnekler:
    • Let’s go to the park. → Hadi parka gidelim.
    • Let’s watch a movie tonight. → Bu akşam film izleyelim.

💡 Not: Let’s + fiil (temel form) şeklinde kullanılır, “let’s going” gibi yanlış kullanmayın.


2. Why don’t …?

  • Anlamı: “… yapmaz mıyız?” veya “… neden yapmıyoruz?”
  • Kullanımı: Teklif veya öneri yapmak için soru şeklinde.
  • Örnekler:
    • Why don’t we eat out tonight? → Bu akşam dışarıda yemek yemeyelim mi?
    • Why don’t you try this game? → Bu oyunu denemek istemez misin?

💡 Not: Bu kalıp yumuşak bir öneri/soru yapar, emir gibi değil.


3. Shall

  • Anlamı: “-ecek miyim / -elim mi / -alım mı”
  • Kullanımı: Daha resmi veya İngiliz İngilizcesinde teklif/soru yapmak için kullanılır.
  • Örnekler:
    • Shall we go to the cinema? → Sinemaya gidelim mi?
    • I shall help you. → Sana yardım edeceğim.

💡 Not: Günlük Amerikan İngilizcesinde yerine çoğu zaman “Will” veya “Should” kullanılır.


4. Should

  • Anlamı: “-meli / -malı” → Tavsiye, öneri veya beklenti.
  • Kullanımı: Tavsiye verirken veya doğru olanı söylerken kullanılır.
  • Örnekler:
    • You should drink more water. → Daha fazla su içmelisin.
    • He should see a doctor. → Doktora görünmeli.

💡 Not: “Should” geçmiş zamanda tavsiye için should have + fiil 3. hali kullanılır:

  • You should have studied harder. → Daha çok çalışmalıydın.

5. Could

  • Anlamı: “-ebilir / -abilirdi” → Yeteneği, olasılığı veya izin istemeyi belirtir.
  • Kullanımı:
    1. Olasılık:
      • It could rain tomorrow. → Yarın yağmur yağabilir.
    2. Geçmiş yetenek:
      • I could run fast when I was young. → Gençken hızlı koşabilirdim.
    3. İzin istemek (kibar):
      • Could I borrow your pen? → Kalemini ödünç alabilir miyim?

💡 Not: “Can” yerine daha kibar bir ifade.


SAME / SIMILAR / DIFFERENT / LIKE / ALIKE – DETAYLI TABLO

KelimeAnlamKullanımYapıÖrnek CümleTürkçesiNotlar
The SameTıpatıp aynıİki şeyin tamamen aynı olduğunu belirtirthe same + noun / the same as + nounThey all have the same pens.My phone is the same as yours.Hepsi aynı kalemlere sahip.Telefonum seninkinin aynısı.Genellikle “the” ile kullanılır.
SimilarBenzerTıpatıp aynı olmayan ama birbirine benzeyen şeylersimilar + to + nounYou and I have similar shirts.This car is similar to mine.Sen ve ben benzer tişörtlere sahibiz.Bu araba benimkine benzer.“Similar to” kalıbı kullanılır.
DifferentFarklıİki şeyin birbirinden farklı olduğunu belirtirdifferent + from / different + thanCarl and Jane have different cars.He is different from his brother.Carl ve Jane farklı arabalara sahip.O, kardeşinden farklıdır.“Different from” en yaygın, “different than” bazı durumlarda kullanılır.
LikeGibiBir şeyi başka bir şeye benzetmeknoun/pronoun + like + noun/pronounShe looks like her mother.He runs like a professional.Annesi gibi görünüyor.Profesyonel gibi koşuyor.Kendinden sonra isim veya zamir gelir.
AlikeBenzer şekilde / birbirine benzerİki şeyin birbirine benzediğini belirtir, genellikle cümlenin sonunda… + alikeThe two brothers are very alike.These two phones are alike.İki kardeş birbirine çok benzer.Bu iki telefon birbirine çok benzer.İsmin önünde kullanılmaz; genellikle cümle sonunda.

Linking Verbs (Look, Sound, Taste, Act, Seem, Feel, Talk, Think)

FiilAnlamıÖrnekTürkçesi
LookgörünmekShe looks tired.Yorgun görünüyor.
Soundkulağa gelmekThat sounds great.Kulağa harika geliyor.
Tastetadı olmakThis soup tastes good.Bu çorbanın tadı güzel.
Actdavranmak gibiHe acts strange.Garip davranıyor.
Seemgibi görünmekShe seems happy.Mutlu gibi görünüyor.
Feelhissetmek / hissettirmekI feel sick.Kendimi hasta hissediyorum.
Talkkonuşma tarzıHe talks funny.Komik konuşuyor.
Thinkdüşünmek (durum belirtir)I think he is right.Onun haklı olduğunu düşünüyorum.

Comparison: As … As (Eşitlik Karşılaştırması)

YapıKullanımÖrnek CümleTürkçesiNot
as + adjective + asSıfatla eşitlikShe is as tall as her brother.O, kardeşi kadar uzun.“tall” sıfat, kişi özne
as + adverb + asZarfla eşitlikHe runs as fast as a cheetah.O, bir çita kadar hızlı koşuyor.“fast” zarf, koşma fiiliyle
not as + adjective + asOlumsuz eşitlikThis book is not as interesting as that one.Bu kitap, o kitap kadar ilginç değil.Olumsuzluk eklenebilir
as much/many + noun + asMiktar eşitliğiShe has as many books as I do.Onun benim kadar kitabı var.“many” sayılabilir isimle, “much” sayılamayanla
as + adjective + a/an + noun + asTekil isimlerle eşitlikHe is as brave a soldier as his father.O, babası kadar cesur bir asker.Daha resmi ve klasik yapı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir